Yaklaşık yarım saat kadar tavanı izledikten sonra gözlerimi kapattım. Ağlamayı istedim ve tabii ki yine beceredim. Ben hiçbir şeyi beceremiyorum, zaten. Düşünmekten ağrımaya başlayan başımı ofalayarak uzandığım zeminden kalktım. Yaşamayı bile beceremiyorum sanırım, kendimi o kadar aciz hissediyorum ki.. Yerde kalan sigara paketini cebime koymadan önce bir dal alıp dudaklarımın arasına yerleştirdim ve ucunu ateşledim. İçime çektiğim duman ile kendimi zehirlerken rahatladım ve yüzüme sahte tebessümlerden birisini kondurdum. Sadece kendimi kandırıyorum başka yaptığım hiçbir bok yok.
Evin içi tıpkı kalbim gibi zifiri karanlıkken mutfağa gidip bir şişe bira aldım ve içmeye başladım ardından sarhoş olana kadar içtim. Sonunda ağlayabildim, diğer insanlar ağlamamak için savaş verirken ben ağlamak için savaş verdim. Sanırım benim her şeyim tuhaf. Masanın üstünde duran rulo peçeteden bir iki yaprak koparıp burnumu sildim, dünya varmış be. Biraz daha kusup kendimi iyice bok gibi hissederken yavaş adımlarla Aynur' u uyandırmamaya çalışarak uyuduğu odaya girdim ve bir yorgan ile yastık alıp çıktım.
Boş odaya yorganı serdim ve üzerine yastığı da koyup uzanmaya başladım. Kafamda sessizliğin yankıları dönüp dururken ben Hazar'ı düşündüm. Normal midir bilinmez ama onu düşürken kötülüklerden ve üzerimde olan lanetten kurtuluyormuş gibi hissediyordum. Tamam daha onu tanımıyorum daha yeni tanıştık falan fistan ama bazı insanlar vardır iki yılda hiçbir şey hissettiremez bazı insanlar vardır iki günde çok şey hissettirir. Yüzümde aptal bir sırıtış oldu.
N'olur, pişman olmayayım. Daha şimdiden ona karşı hissettiklerim bu kadar yoğunken, n'olur bu yolun sonunda pişman olmayayım. Derin bir iç çektikten sonra gözlerimi kapattım ve sonumun kötü olmaması için dua ettim. Mutlu bir son istemiyorum ama sonunda canımın yanacağı bir kötü sonu da asla istemiyorum. Zihnimde Sezen Aksu'nun şu sözleri yankılandı.
"Sakladım gözlerimi,
Sustum hep sözlerimi,
Yandım yar közlerimi,
Savur savur bitmiyor."
Sende sus Sezen abla, canım yanıyor. Sigarayı zeminde söndürürken sabah temizlemeyi aklımın bir kenarına not ettim. Olduğum yerde sağa sola dönüp huzursuzca nefes vermeye başladım. Allah benim belamı verir ve umarım kurtulurum.
Sağ kolumun üzerine yatıp bacaklarımı kendime çektim ve uykuyu bekledim. Yavaş yavaş uykuya dalarken en son hatırladığım şey ise uyumadan hemen önce aklıma gelen Maviş ile yaşadığım bir anıydı. Sonu iyi biten ama bir daha yaşanamayacak bir anı.
O karşıma çıksa bile eminim artık ne o Maviş ne de ben onun deniz kabuğuyum.
🕳️
Gözlerimi yine o mükemmel boşluk hissine açtığımda küfür etmeden duramadım. Evet arkadaşlar, ben 13 yaşından beri böyleyim.
Yattığım yerden kalkıp mutafağ gittim ve bir bez ile dün sigara söndürdüğüm yeri silip mutfağa döndüm. Bezi mutfak tezgahına bırakıp balkondaki L koltuğa kendimi attım. Kendim ile yine bir hasbihal etmemek için telefonumun ekranını açtım ve herhangi bir mesaj olup olmadığına baktım. Sadece Gizemli Sapık yazmıştı. Ee, bize de cevap vermek düşer o zaman.
Gizemli Sapık
İyi misin, Affinità?
Siz
Çok güzel ve iyiyim. Sen?
Gizemli Sapık
Çok yakışıklı ve iyiyim desem taklit olur mu?
Siz
Sanırım olur. Ayrıca ilk defa nutuk atmıyorsun veya ciddi değilsin.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Affinità
Teen FictionYakınında var olan ama senin görmediğin, bilmediğin çukurlar ile etrafın sarılı ve yanında ki hiç kimseye güvenemiyorsun. Peki bu çukurlara düşmeden nasıl çıkacaksın? "Her şey zamanını bekler, sende beklemelisin Affinità" "Al Efnan bu para, ben san...
