2-KASET

98 13 3
                                        

Umarım kitabımızı beğenmişsinizdir. Bölümleri hızlı yazmaya çalışacağız. Bizi takip edin .


Multimedia Baybars

❄❄❄❄❄❄

Bazı zamanlar vardır insan hiç bitsin istemez. Zaman o kadar hızlı geçer ki zamanın durup ömür boyu sadece o durumu yaşamak isteriz. Bu anlar genellikle sevdiğiniz güvendiğiniz biriyleyken yaşanır değil mi? Ama benim sorunum şu ki şuan sarıldığım yabancının yanında bu hisleri yaşıyorum. Sanki onu tanıyorum. Ona sarılmak huzurun ta kendisi. Garip bir duygu bu daha önce hiç hissetmediğim.

Köpeklerin havlamalarıyla kendime geldim ne düşünüyordum böyle? Sanırım yaşadığım şok yüzünden kafayı yemek üzereydim. Sarılmayı artık bırakmak zorundaydım bunu farkındaydım ama kendime gelsem de bunu istemiyordum.

Bunun yanlış olduğuna karar verip son kez o muhteşem okyanus kokusunu içime çekmek için derin bir nefes aldım ve boynuna dolamış olduğum kollarımı geri çektim. O da bana garip bir şekilde bakıyordu. Ne yapacağımı bilemedim ve yüzüne bakmaya devam ettim. Suskunluğumdan sıkılmış olacak ki konuşmaya başladı.

"İyi misin?"

Bir süre anlamamış gibi yüzüne baktım ve onun yüzündeki boş ifadeden sonra cevap vermem gerektiğinin farkına vardım ve konuşmaya başladım.

"Şeyy evet şuan daha iyiyim."

Artık ayakta değil de yerde olduğumuzu fark ettim. Ne yani o kadar uzun süre olmuştu ve ayakta durmaya dayanamamış mıydık? Birden ayağa kalkmak için hareketlendi. Ayağa kalkıp elini uzattı. Önce eline sonra yüzüne baktım. Daha sonra uzattığı elini tutup ayağa kalktım. Başım yine dönmeye başlasa da bir süre ona tutunarak olduğum yerde dikildim. İyi olmadığımı fark etmiş olacak ki konuşmaya başladı.

"İyi değilsen hastaneye götürebilirim?"

Hastanelerden nefret ettiğim için hastaneye asla gitmek istemiyordum. Hem eminim yatıp uyusam kendime gelirdim.

"Gerek yok sana çok yük oldum zaten nasıl teşekkür edeceğimi bilmiyorum." dedim.

"Teşekkür etmene gerek yok. Arabam ileride biraz yürüyebilirsen seni evine bırakabilirim." dedi.

Ses çıkarmadan kafamı yukarı aşağı olumlu anlamda salladım. Sonuçta bu saatte buradan tek başıma gitmek için başka bir şansım yoktu. Yürümeye başladık. O önde ben arkada ilerliyorduk. Bazen kafasını arkaya çevirip durumumu kontrol ediyordu. Yürüyebileceğimi anlamış olacak ki yanıma gelmedi.

Yürürken o katilin kim olduğu düşüncesi beynimi istila altına almıştı. Benim katil olduğumu söylüyordu. Ama katil olsam bunu bilirdim değil mi? Ya bir daha bana zarar vermeye çalışırsa o zaman bu kadar şanslı olmayabilirdim. Bunun farkındaydım. O yüzden kendimi bir daha saçma nedenlerden dolayı merakıma yenik düşüp başıma bela almamam konusunda tembih ettim.

Bu düşünceler sırasında karşımda gördüğüm muhteşem siyah arabanın yanında bana bakan kurtarıcımla göz göze geldik. Gözleri sanki acele edip oraya gelmemi söylüyordu. O yüzden hızlı bir şekilde oraya yürüdüm ve oraya gidince bana gözleriyle arabaya binmemi işaret etti. Dediğini yapıp arabaya bindim.

Arabaya binmemle hemen gaza basıp bu mahalleden çıkmak için yola çıktık. Acaba bu ıssız yerde onun ne işi vardı? Çünkü ona bakınca hiçte burada yaşayan biri gibi görünmüyordu. Bunu merak etsem de bu saçma soruyu tanımadığım birine soramazdım. Hem artık merak duygumun öne çıkmasına izin vermemeliydim.

Dalgalarda BoğulalımHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin