'Hemsireydum, hayat bizu buralara kedar surikledu, yapacak biseyimuz yok'
'Annen nasidur, Kardesun Göktuğ Uşağum nasidurlarr'
Kardeşinin adı demek Göktuğ du,
Bunu öğrendiğim iyi olmuştu,
Askeriyeye döner dönmez,
Bakacaktım.
Neden bakacağım hakkında gram fikrim yoktu,
Merak diye birşey vardı ama sonuçta.
'İyidur ikiside, neyse ninecuğum bizim işlerumuz var sonra uğrarum sana'
'Tamam kizum, Allah yardum cuniz olsun'
'Sağol ninecuğum'
Biraz ninenin yanından uzaklaşınca, Barçına döndüm,
'Sen Trabzonlumusun'
Dağlara Bakarak konuşmaya başladı,
'Evet, Burası benim köyüm hatta,
Özlemişim buraları, bayağdır görmemiştim'
Konuşmayı uzatmaya çalışıyordum,
'Yani seviyorsun buraları'
Barçın kocaman bir nefes çekti içine,
Sanki ilk defa nefes alıyormuş gibi,
Gülümseyerek konuştu,
'Nası sevmeye bilirim buraları,
Dünyadaki Cennetimi nası özlemeye bilirim'
ağzında sesizce bir sey daha gevelemişti, onu duymamıştım,
'Haklısın çok güzel bir memleket,
Nasıl sevilmesin'
Dağlara bakmayı bırakıp bana döndü,
'Sen daha önce geldinmi Trabzona'
Gülümsedim,
'Geldim, ama sürmeneye hiç gelmemiştim, çok güzelmiş'
Barçın öyle bir gülümsediki,
Sanki Günes yeniden doğdu,
Sanki Dünya Barışla doldu,
Öyle bir gülümsemeydi,
Sapsarı saçlarına güneş okadar güzel vuruyorduki,
Sadece ona vuruyordu sanki Güneş,
Sanki Güneşte güzelliğinin Farkındaydı,
Hayran kalmamak elde değildi,
'Güzeldir' dedi ama okadar güzel bir ses tonuyla dediki,
Sesiyle hipnoz oldum,
Herşeyiyle hipnoz edebiliyordu,
O bir Güneşti sanki,
Ben ise Onun Merkürüydüm,
Güneşe en yakın gezegen.
Neden Böyle düşünceler geçiyordu içimden,
Neler oluyordu bana,
Büyülenmiş gibiydim,
Kafamı dağıtmam gerekiyordu.
Sonunda bizim için geçici ayarlanan eve geldiğimizde,
Eşyaları masanın üstüne yığmıştık,
Eski bir evdi,
Bayağdır kullanılmadığı belliydi,
Eskiydi ama çok güzeldi,
Tahtadandı,
2 katlıydı,
Ve içi okadar güzeldiki.
Barçın etrafı geziyordu,
Ben ise Bilgiseyarları kurmaya çalışıyordum,
Kordinatlar için ihtiyacımız olcaktı,
Masaya bir göz attım,
Cephane vardı resmen karşımızda,
Bu iş zor olacaktı,
Ama Ne olursa olsun, Başaracaktık.
Herzaman olduğu gibi.
...
Trabzon Benim dünyadaki cennetimdi,
Özlemistim buraları, hemde çok özlemiştim,
Çok olmuştu buraya gelmeyeli,
7 yıl kadar olmuştu belkide,
Babannem Evdemiydi Acaba,
Bazen Çarşıdaki Evine inerdi,
Operasyon bittikten sonra ilk işim, babanemi görmek olacaktı,
Babamın büyüdüğü evi görmek olacaktı.
Babanneme bizle Yaşaması için çok ısrar etmiştik,
Şırnaklarda ne yapacağım demişti,
Köyü bırakmak istememişti,
Burda arkadaşları vardı elbette,
Anılları vardı,
Babam şehit olduktan sonra gelmişti bir kez Şırnağa,
2 hafta durup gitmişti,
Babamın Vefatından sonra hepimiz gibi çökmüştü iyice,
Benim herzaman tanıdığım güçlü, kuvvetli Babannem gitmişti,
Yerine Enkaz yığını gelmişti sanki.
Hepimizi bitirmişti Babamın Vefatı,
Ama en çokta Babannemi,
Annesiydi sonuçta,
Ana yüreği vardı,
Dayanamazdı Tabi evlat acısına.
Ama öyle yada böyle 6 yıl olmuştu,
bir şekilde alışsakta,
Asla unutmadık, aksine İntikam duygumuz daha da artmıştı.
Alışmıştık, Evet.
Ama asla Unutmamıştık,
Bizim İntikam ateşimiz,
İLK GÜNKI GIBI, CAYIR CAYIR YANMAYA DEVAM EDIYORDU.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Akçın
Teen Fiction"Baba beni bırakma sensiz, yalvarırım gitme." "Seni bırakmıyorum kızım, Ben Ay yıldızlı bayrağın gölgesinin değdiği her yerdeyim." Ve o günden sonra kendimi ne zaman çaresiz hissetsem, Bayrağın yüzüme vuran gölgesinde Babamın elini hep omzumda hisse...
