Bölüm üç: Gerginlik

101 12 39
                                    

"Hediyelerim sana ulaşacaktır."

Harry'nin vücudunda derin bir ürperti yapan bu cümleler kapıdan içeri yeni girmiş kişinin sadece kafasını karıştırmıştı. Yavaş adımlarla arkadaşına yürürken gözlerinde şüpheli bir bakış vardı. Sarhoş olduğunu iki metre öteden belli eden o sesiyle konuştu. Ses titrekti ve harfleri yutuyordu.

"Ne sikim dönüyor burada?"

Harry gözlerini adamın çıktığı kapıdan ayırabilmek için kendine hatrı sayılır bir süre verdi. Çocuğun sorusuna cevap vermeden derince yutkundu.

"Hiçbir şey hadi gidelim."

Sesindeki titremeye engel olamamıştı. Ron'un bu sarhoşlukla fark etmeyeceğini umuyordu. Karşısındaki çocuk kaşlarını çatarak kendine gelmeye çalıştı.

"Harry? o adam sevgilin miydi? Tanrı aşkına... seni yargılamıyorum ama ne kadar yaşlı olduğunu görmüyor musun?"

Harry hâlâ üzerindeki şoku atlatamamışken iç çekti. Şu an uğraşmak istediği son bir şey bile değildi. Midesi bulanıyordu. Başı ağrımaya başlamıştı.

"Gidelim Ron."

Karşısındaki adam uzun bir süre çocuğu incelerken en sonun iç çekti. Başını onaylar şekilde sallarken bir eliyle kapıyı gösterdi.

"Arabaya geç sen, geliyorum."

Harry başıyla onaylamaktan başka bir şey yapmadı. Hızlı adımlarla lavabodan çıktı. Ortamı terk ederken ceketini almak aklına bile gelmemişti. Ki bilmiyordu almak istese bile ceketi bulamayacaktı.

Arabanın kapısı açıktı. İçerisine geçip Ron'u beklerken başını avuçlarının içerisine aldı. Tanrı aşkına neden ona haber etmemişlerdi? Ve lanet olsun- o adam neden dışarıdaydı? Kaçmış mıydı? Ama bir şekilde haberi olurdu değil mi? Gerçi, şimdi bile adamı gördüğünde haberi oluyordu.

Adamın dokunuşunu, kokusunu, nefesini hâlâ vücudunda hissediyordu. Vücudunu bir titreme kaptı. Kendini düzene sokmaya ne kadar çalışırsa çalışsın bunu bugün yapabileceğini sanmıyordu.

Ayrıca ne hediyesinden bahsetmişti? Harry daha fazla düşünmek istemiyordu. Yan koltuğun kapısı açıldığında başını kaldırıp pencereye baktı.

İkili yol boyu sessizken Harry'nin zihni asla susmadı.

Hediye...

><><><

Anahtarlarını bıraktı. İşte tam o zaman ceketini unuttuğunu fark etmişti.

"Siktir..."

İç çekti, bunu bugün kaçıncı kez yaptığını saymak istemiyordu bile. Oturma salonuna geçmeden önce ışıkları yaktı. Salona girdiğinde ise karşısında büyük ihtimalle bahsedilen "hediyeyi" gördü.

Voldemort, tekrardan.

"Evinin senin gibi kokmaması hayal kırıklığı."

Harry gözlerini devirme isteğini engellemedi. Ne de olsa eninde sonunda ölecekti değil mi?

"Bu istediğim bir hediye değildi, biliyorsundur umarım."

"Fark etmez."

Adam oturduğu kanepeden asilce kalktı. Bir eli Harry'nin yanağına doğru gitti. Harry temas edeceğini düşünerek yutkunsa da temas etmedi. Adamın eli kesinlikle çok yakındaydı ama temas yoktu.

"Ne de olsa bunları teker teker öğreneceğim ve eminim ki senin de zevklerin değişecektir canım."

Harry kaşlarını çattı. Korku tüm vücudunu tekrardan sarmıştı. Sözleri ve davranışları bunu belli etmese bile korkuyordu. Bunu kendine bininci kez hatırlatmış olsa bile bu adam bir katildi. Belki tecavüzcü, Harry bilmiyordu. Tek bildiği güvende olmadığıydı. Bir şey demeden o şekilde durdu. Herhangi bir yorum yapmadı yeterince ileriye gitmişti, biraz daha giderse sonuçları tahmin edemezdi.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Apr 29, 2024 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

Sence başka evrenlerde de sevgili miyiz? Her zaman. Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin