kiss me

604 94 76
                                    

Taehyung, Jeongguk'u bir daha gördüğünde en son konuşmalarının üstünden bir haftadan fazla süre geçmişti ve her ne kadar kendisine bunu itiraf etmek istemiyor olsa da onu görmek istiyordu

Oops! This image does not follow our content guidelines. To continue publishing, please remove it or upload a different image.

Taehyung, Jeongguk'u bir daha gördüğünde en son konuşmalarının üstünden bir haftadan fazla süre geçmişti ve her ne kadar kendisine bunu itiraf etmek istemiyor olsa da onu görmek istiyordu.

Bu yüzden çilek kasasını o sokaktaki bir eve bıraktıktan sonra yavaş adımlarla Jeongguk'un evinin olduğunu bildiği yere ilerledi. Öğle saatleriydi, Taehyung'un altında dizlerine uzanan bir kot şort ve onun üstündeyse çok sevdiği sarı renkli tişörtü vardı. Havanın sıcaklığı yüzünden aldığı nefes bile içini yakıyordu, normalde siparişi bıraktıktan sonra bu saatler geçene kadar evine dönerdi ama hazır buraya gelmişken Jeongguk'u da görmek istiyordu.

Garip bir histi bu. Onunla atışmak hoşuna gidiyordu, Jeongguk her zaman ne söylemesi gerektiğini iyi biliyordu ve bu Taehyung'a çok çekici geliyordu.

En sonunda Jeongguk'un evini göz ucuyla görebildiğinde bir su sesi duyduğunu fark etti. Kaşları çatıldı, adımlarını hızlandırdı ve en sonunda neler olduğunu fark etmesiyle olduğu yerde öylece kalakaldı.

Jeongguk evinin bahçesindeydi, elinde ucundan su akan bir hortum vardı ve etrafında koşan bir köpeğin suyla oynamasını sağlıyordu. Hortumun ucunu parmağıyla sıkıştırdığı için su böyle akıyor olmalıydı, Taehyung etrafında koşan köpeğin en son konuşmalarında bahsettiği Bam olduğuna adı kadar emindi.

Ama Taehyung'un kalbinin bu derece hızlanmasını, zaten sıcak olan havanın neredeyse iki katına çıkmasını sağlayan şey bu değildi.

Jeongguk'un üstünde bir şey yoktu. Yalnızca altında her zaman giydiği eşofmanlarından biri vardı ama üstü çıplaktı ve Taehyung bu mesafeden bile karın kaslarını, omzuna dek uzanan dövmeleri seçebiliyordu. Arada kendi üstüne suyu tutuyor olmalıydı çünkü güneşin altında parlayan teninden su damlaları akıyor, uzun saçları ıslak bir şekilde alnına düşüyordu.

İnanılmaz bir manzaraydı bu. Taehyung yutkunamıyordu bile ve elinde olsa sonsuza kadar burada durup onu köpeğine gülerek suyla oynarken izleyebilirdi.

"Bam!" diye seslendi Jeongguk köpeğinin bahçeden çıkmak için koştuğunu fark etmesiyle. Bam Taehyung'u fark etmiş olmalıydı ki rotasını belirlemiş, bahçeden çıkıp birkaç adım ötede kaldırımda duran Kırmızı'nın yanına koşmuştu.

Jeongguk şimdi fark etmişti onu. Taehyung yanaklarına doğru ilerleyen ısıyı fark etti, yakalanmıştı işte.

Karşısında dikilen Bam'sa ne yaptığının hiç farkında değilmişçesine dilini sarkıtmış, mutlu mutlu nefes alıp veriyordu. Kuyruğu havadaydı, Yeontan'ın neredeyse üç katı büyüklüğündeydi ama ondan daha da arkadaş canlısı duruyordu. Taehyung gülmeden edemedi, kocaman gözleri ona Jeongguk'unkileri anımsatmıştı.

Jeongguk'un gözlerini sevmişti Taehyung. O gün sahilde otururken, aralarındaki mesafe azken göz temasını kesmemesini sevmişti. Ona iltifat ederken tam gözlerinin içine bakıyor, Kırmızı bakışlarını kaçırmadıkça bu küçük yarışlarından geri adım atmıyordu.

burning red Where stories live. Discover now