Herkese merhaba ilk bölümle sizlerleyim. Umarım okurken keyif alırsınız. İlerledikce bölümler kendiliğinden uzayacak zaten .
Yorumlarınızı ve votelerinizi eksik etmeyiniz lütfen. Seviliyorsunuz ♡
Mathilda
"Sahneye son 5 dakika Kim Taehyung'u getirin artık!" Taehyung görevlilerin sesiyle makyaj aynasından aksini memnun gözlerle süzdü. Her şey mükemmeldi her zamanki gibi... Kendisine yaklaşan bedenle gözleri Jimin'e döndü. Jimin onun için bu dünyadaki tek değerli şeydi. Didinip durduğu kariyeri bile onun için önemsizdi onun yanında. Jimin'in yanına yaklaşmasını elleriyle saclarini okşayışını buruk bir gülümseme ile izledi. Yine aynı lanet gün geldi... diye geçirdi içinden.
"Taehyung iyisin değil mi ?" Dedi Jimin yumuşak hareketlerle Taehyung'un saçlarını okşarken.
Taehyung oflayip yerinden kalktı.
" Ya! bana bak 17 yıl geçti her yıl aynı şeyi tekrarlayamam . Ben iyiyim ve mükemmelim. Her zamanki gibi" Jimin öyle olmadığını içten içe biliyordu ama yine de ses çıkarmamayı tercih etti. Onu fazla sıkmak istemiyordu .
"Pekala.. " diye mırıldandı. Taehyung'u baştan aşağı süzerken memnun bir sekilde gülümsedi.
" bu akşam sahneyi sallayacaksın. " Taehyung gülüp çıkışa yöneldi.
" evet her zamanki gibi.." .
Çıkar çıkmaz kaybolan gülüşüyle sahneye çıkan dar koridora yöneldi . Etrafta konuşturup duran personele donuk gözlerle baktı . Yapabilirim.. bugün o normal günlerden biri... yapabilirsin Taehyung...
Derin bir nefes alıp kendisini sahneye çıkaracak standın üstüne bindi. Personellerden biri eline mikrofonunu verip son kontrolleri yaptı.
" Süre doldu her şey tamam Kim Taehyung'u yukarı çıkarın!" .
Taehyung en parlak gülümsemesini takındı . Sahne arkası ve orda olan her şey önemsizdi şuan. Patlayan flaslar gülümsemesini bozamadı.
İşte başlıyoruz ...
" İyi ki doğdun Kim Taehyung..."
******************************
Aradan geçen koskoca 3 saatin sonunda konser bitmiş aptal doğum günü şarkısı söylenmiş herkes onu ne kadar çok sevdiğini söyleyip düzinelerce hediye getirmişti. Ve Taehyung bu 3 saat sonunda sıcak bir duştan başka bir şey istemiyordu . Bu aptal günde böyle yitip gitmişti işte.
Sahne arkasındaki odasına yürürken yanına yaklaşan personellere baktı.
" Bay Kim doğum gününüz kutlu olsun ! Sahne mükemmeldi. Tebrik ederiz" Taehyung hepsine kibar bir gülümseme verip teşekkür ettikten sonra koşar adım odasına gitti.
" başka bir kutlamayı kaldıramayacağım " diye mırıldanırken odasının kapisini hızla açtı. Açtığı gibi olduğu yere mıhlandı.
Renkli balonlar,masanın üzerindeki hediyeler ve biricik ekibi...
"İyi ki doğdun Taehyungie iyi ki doğdun iyi ki doğdun mutlu yıllar sana!!" stilisti Hoseok'un sesiyle kendine gelip gülümsedi. Onları kırmayacaktı . Bugünden nefret ediyordu ama onlar kendince bir şeyler yapmaya çalışıyorlardı. Hoseok'a sarılırken gözleri odanın bir köşesinde mahcup gözlerle ona bakan Jimin'e kaydı. Yüz ifadesi yeterince şey anlatıyordu. Ona sorun yok dercesine gülümsedi. Sonuçta o ve Jimin'den başka yaşadıklarını bilen başka kimse yoktu . Ekibinin onun için bir şeyler yapmasına izin vermeliydi. Hoseok'tan ayrılıp onun heyecanlı yüzüne baktı.
" teşekkür ederim Hoseok buna gerek yoktu." Hoseok ise yavasca omzuna vurarak güldü.
" saçmalama kıymetli sanatçımın doğum gününü tabi ki kutlayacağım!" Taehyung bu lafına gülerken yapımcısı Yohan ona yaklaştı.
" İyi ki doğdun Taehyung birlikte daha güzel müzikler yapalım " dedi. sırıtarak elini Taehyung'a uzattı. Taehyung gözlerini devirmemek için kendini kastı. Bu adamı sevmiyordu ama işinde çok iyiydi bu nedenle onunla çalışmak zorunda kalıyordu.
Taehyung ufak bir baş sallamasıyla kibarca teşekkür etti. Gecenin bir an önce bitmesi için önce başlaması gerek düşüncesiyle öne atıldı
" e hadi ne yapıyorsak yapalım inanın yorgunluktan ölüyorum " Hoseok gülerek masadaki büyük pastayı aldı .
" Pekala önce dilek tut ve sonra üfle bakalım " Taehyung derin bir nefes alıp gözlerini onu izleyen Jimin'e çevirdi. Ona hafifce gülümsedi .Jimin'de ona benzer bir gülümseme ile bakıyordu. Gözlerini usulca kapattı
Dilekleri gerçekten kabul eden biri varsa eğer kendim için hiçbir şey istemiyorum ama lütfen Jimin'in ileride benim gibi bir hayatı olmasın . Onu çok sevecek biriyle çok çok güzel bir ailesi olsun.. gözlerini açıp mumları üfledi. Alkış sesleri ile derince iç çekti . Gecenin bitmesini iple çekiyordu.
İlerleyen saatlerde pasta yenmiş Hoseok ve Yohan hediyelerini vermiş (Jimin daha sonra vereceğini söylemişti) kadehler sayısız kere kaldırılmış en sonunda ise artık bitirmeleri gerektiklerini fark etmişlerdi. Hoseok ve Yohan gitmişlerdi. Jimin ve Taehyung ise hala onun için ayrılmış odada oturuyorlardı.
Jimin sakince onu inceliyordu .
" İyi idare ettin Tete" Taehyung kafasını salladı.
" demiştim sana ben iyiyim" gözleri masadaki fan mektuplarındaydı. Normalde yapmak zorunda değildi ama o fanların onun için yazdıkları şeyleri okumayı seviyordu. Hem kafası da dağılmış oluyordu böylelikle düşüncelerinden kaçıyordu.
Taehyung bir süre mektupları okumaya Jimin ise bu geceki performansın yorumlarını okumaya devam etti.
Jimin en son oflayarak telefonu koltuğa fırlattı.
" içim şişti kalk bir bara gidelim de kafamız dağılsın kök saldık resmen buraya personeller de birazdan gider." Taehyung gözlerini yorgunlukla ovuşturdu
" uyumayı tercih ederim aslında" diyip çenesini eline yasladı . Jimin bu görüntüye gülümseyerek baktı
" bebek gibisin Tete"
Taehyung istemsizce gözlerini devirdi . Gözlerini devirirken yerde daha önce fark etmedigi siyah bir zarf gördü. Kaşları çatılırken eğilip zarfı eline aldı.
Jimin zarfı fark edince homurdanarak yanına oturdu.
" ne tür bir fan doğum günü mektubu için siyah rengini seçer tanrı aşkına"
Taehyung omuz silerek sırıttı
" belkide sadece dikkat çekmeye çalışıyordur ha? " Dedi zarfı merakla açarken. Yorgun zihni başta kağıtta yazan kelimeleri algılayamadı. Algıladığında ise elleri istemsizce titremeye başladı.
Sevgili oğlum hayatına böyle amaçsızca girdiğim için özür dilerim diye başlıyordu mektup . Hayır... Bu berbat bir şaka değil mi? Dedi içinden . Gözleri tekrar mektuba döndü . Bu onun elyazısıydı... bu yazıyı asla unutmazdı ....ona yazı yazmayı öğreten oyken bu yazıyı asla unutmazdı.Taehyung gözlerinden dökülen bir damla yaşa engel olamadı
"Ne..." Jimin Taehyung yüzünü görünce telaşla ona döndü
"Ne oluyor Taehyung?" Taehyung bulanık görüşüyle yazanları okumaya devam etti
Ölmek üzereyim ve seni son bir defa göremeyeceğim..
Beni affetmeni istemiyorum. O zaman yaptığım şeyleri anlayamayacak kadar küçüktün
Sadece seni ne kadar çok sevdiğimi bilmeni istiyorum .
Sevgilerle BABAN...
Taehyung hırsla gözyaşlarını sildi . Elleri mektubu burustururken hızla yerinden kalktı.
" seni adı şerefsiz!"Jimin telaşla ayaklandı.
" ne oluyor söylesene Taehyung!" Taehyung sinirle saçlarını çekiştirirken Jimin yerde buruşuk halde duran mektubu aldı . Gözleri kocaman açılırken Taehyung'a döndü
" Taeh-" Taehyung hışımla ceketini alıp odadan çıktı.
" peşimden gelme Jimin kimseyi istemiyorum!" Jimin olduğu yerde durup ofladı. Taehyung'u tanıyordu ve gitmemesi gerektigini biliyordu...
******************
Taehyung arabasını uzun zamandır gitmediği ara sokaklarda kalan bara çekti. Bu gece kafası bulanmazsa mümkünatı yok toparlanamazdı.
Arabasından inip bomboş olan sokağa baktı. Zihninin gerisinde mektupta yazan cümleler tekrar edip duruyordu . Oğlum... demişti.
17 yıl sonra babası ona Oğlum demişti...
Tekrar dolan gözlerini ovuşturdu . Hızla içeri girip kendisine sert bir viski söyledi. Garsonların ona bakıp durduğunu biliyordu . Ne de olsa ünlüydü. Onu herkes tanırdı onu herkes severdi....
Kaçıncı bardağını içtiğini bilmiyordu . Sadece mırıldanıyordu
" neden gittin baba..." içi içine sığmıyordu. Cebinde titreyip duran telefonu sinirini bozarken çıkarıp ekranda yazan 'civciv' yazısına baktı. Yalpalayarak yerinden kalktı. Kaç saattir burda olduğunu bilmiyordu . Jimin endiselenmişti onu daha fazla üzmek istemiyordu. Başı dönerken kendini dışarı attı.
Tekrar dolan gözlerini artık ovuşturamıyordu ovuşturmak istemiyordu kimse yokken ağlayıp sabahına güçlü uyanmak istiyordu. Barın yan sokağında olan arabasına doğru yürümeye başladı. Nefes alamadığını hissedince kaldırıma çöktü. Başı dönüyordu, midesi bulanıyordu. Kafasında çoktan unuttuğu babasının yüzünü hatırlamaya çalışıyordu.
Oğlum...
Gözyaşları bir bir akarken gökyüzüne baktı
" neden beni kimse istemiyor..." yüzünü kollarına gömüp ağlarken duyduğu motosiklet sesiyle irkildi. Başı döndüğü için yalpalayarak ayağa kalktı. Motosikletin üzerindeki siyah kasklı adam onu izliyordu .
"Sen kimsin?..." ayağı birbirine dolanırken düşmemek için arabasına tutundu bütün dünyası dönüyordu. Galiba sızacaktı. Kasklı adamda bunu anlamış gibi kaskını hızla çıkarıp ona doğru gelmeye başladı.
Taehyung yerin ayağının altından gittiğini hissederken dayanamayıp kendini boşluğa bıraktı. Gözleri usulca kapanırken hissettiği şey soğuk zemin yerine beline dolanan güçlü kollardı.
Jungkook son dakika tuttuğu küçük şeye bakarken sırıttı.
"Ne oldu Jk?" Kulaklığından gelen Seokjin'in sesiyle sırıtışı büyüdü.
"Yavru kaplan kucağımda hyung sonunda onu buldum..."
ŞİMDİ OKUDUĞUN
//FOLLOW THE NIGTH //
FanfictionJungkook son dakika tuttuğu küçük şeye bakarken sırıttı. "Ne oldu Jk?" Kulaklığından gelen Seokjin'in sesiyle sırıtışı büyüdü. "Yavru kaplan kucağımda hyung... sonunda onu buldum..."
