Barış Alper Yılmaz: Ev biraz kalabalık, kulüpten geçmiş olsuna geldiler. Rahatsız olma diye söylüyorum. İstersen onlar gidince haber veriyim ben sana.
Doktor Hanım: Tamam öyle yapalım, işim vardı zaten.
Barış Alper Yılmaz: Ne işin var?
Doktor Hanım: Kimseyi ilgilendirmeyen bir iş.
Barış Alper Yılmaz: Sabah ne güzel anlaşıyorduk. Ne oldu şimdi.?
✓✓ Görüldü.
Herşeyin hesabını mı verecektim ben bu adama bu kadar merak bünyeye fazlaydı.
Evime vardığımda, derin bir nefes aldım. Hiç bu kadar özleyeceğim aklıma gelmezdi. Bir an önce duş almak istiyordum. Yorgunluktan da ölüyordum aynı zamanda.
🎈
Barış'ın evine geldiğide, iki seferdir bastığım zile karşılık kapı açılmamıştı. Bir daha bastığımda, "Geliyorum." diye seslendi içeriden.
Sonunda kapı açıldığında, " Çok şükür. Öldün kaldın sandım." dedim.
" İşine gelirdi." dedi, ben içeri geçerken.
"Ne yapayım sana, ne istersin?" diye sordum hızlıca. Bir an önce tekrar evime gitmek istiyordum.
" Aç değilim. Bizimkiler gelirken birşeyler getirmiş. Sen açsan birşeyler söyleyelim ya da yapabilirsin de." Benim gelme amacım zaten buydu. Madem öyleydi gelmezdim. Dalga mı geçiyordu bu adam benimle?
" Keşke haber verseydin. Yorgunum zaten dinlenirdim." dedim, salona doğru giden Barış'ı takip ederken.
Salona girdiğimizde bana dönüp, "Ben sana hemen odayı hazırlıyım. Sen bekle." dedi. Bu halde yürüyemeyen adam, bana oda hazırlayacaktı.
" Ben burada kalmayacağım ki." dedim, omuz silkerek.
" O ne demek öyle. Biz de misafiri eve göndermek olmaz." dedi, sırıtarak.
" Tahmin edebiliyorum." dedim, koltuğa otururken.
" Aaa, sen beni hiç tanıyamamışsın." dedi, yanıma otururken.
" Seni senden daha iyi tanıyorum." dedim, gözlerinin içine içine bakarak. Onun inkar ettiği kişiliğini çok iyi biliyordum.
" Öyle mi? Biraz anlatsana." dedi, bana doğru yaklaşırken.
" Kalbini kırabilirim." dedim, hafifçe gülümseyip.
" Kırılacaksa sen kır." dediğinde, bu sefer ben ona yaklaşmıştım.
" Sen şerefsizin tekisin." dedim, ciddiyetle. Yüzü hemen düşmüştü.
" Yavaş kızım biraz. Kalp var bende. Neyse devam et, doktorsun sonuçta."
" Sen önüne gelen her kızı yatağa atabilecek bir pisliksin. Zevk için yapmayacağın şey yok. Belki bana inanmıyorsun ama Caner olmasa gerçekten burada olmazdım." dedim gözümü bile kırpmadan. O ise söylediklerimi pek de umursamıyor gibiydi.
" Senin yerinde olmak isteyen kaç kişi var, bir bilsen. Madem öyle, sence ben neden hâlâ seninle burada olayım. Demek ki o kadar da şerefsiz değilmişim." dedi, başını sallarken.
" Acınacak halde olduğun için olabilir mi? Kim seninle sana bakmak için burada olsun ki?"
" Sen buradasın." dedi, sanki az önce duvara konuşmuşum gibi.
" Dün hastaneden çıkarken kimse senin iyi olup olmadığını sormadı farkında mısın? O kızların hiçbiri de sormazdı." dedim, onun ne kadar zavallı bir halde olduğunu yüzüne vurarak.
" Farkındayım. Buna alıştım zaten. Bu yüzden seni istiyorum."
" Bak valla geçiririm bi tane. Seni istiyorum ne demek ya. Şerefsiz!" diye çıkıştım sinirle.
" O anlamda demedim. Sen o anlama getiriyorsun." dedi, pis pis sırıtırken.
" Öf tamam! Uzatma birşey yoksa gidiyorum ben." dedim, onunkine yakın olan yüzümü ondan çekerek.
" Ya ne olur burada kalsan. Yiyecek miyim ben seni?" dedi, yalvarır gibi.
" Belli olmaz." dedim, göz devirerek.
" Ben bu haldeyken korkma ama sonrası için birşey diyemiyorum."
" Sonrasında benim yüzümü bile göremeyeceksin." dedim net bir şekilde.
" Ama görmek isteyeceksin." dedi, benim gibi net ve kesinlikle. Bu kadar mı güveniyordu kendine?
" Görmek isteyeceğim en son kişisin haberin olsun." dedim, kelimelerimi bastırarak.
" Bak beni bu kadar yargılama. Sandığın gibi biri değilim. Kimden ne duydun, ne öğrendin inan bilmiyorum ama tahmin edebiliyorum. Ben sadece o olaydan sonra biraz hata yaptım ama o kadardı. Bir daha da olmadı. Ben zevk için insanları yatağıma almıyorum." dedi, sesindeki kırgınlıkla. İçinde anlatamadığı bir derdi vardı sanki. O çıkan haberler, Caner ile yaşadıkları... Bunların aslını merak ediyordum ama ona inanasım gelmiyordu.
" Benimle öyle konuşma o zaman." dedim. Madem öyle biriydi, neden benimle utanmadan konuşabiliyordu?
" Sen başkasın ama."
" Barış, Allah aşkına saçmalayı kes. İyiysen eğer gideceğim." dedim ayaklanırken.
" Değilim, hem de hiç değilim."
" Neyin var?"
" Anlaşılmaya ihtiyacım var."
" Ben seni anlamak istemiyorum. Başka birine anlatırsın kendini."
" Begüm, lütfen. Görüyorsun hiç kimsem yok, yapayalnızım. Sende gitme lütfen. " dedi, acıyla. Kimsesi yoktu gerçekten. Caner'i de kaybetmiş, yeni kazanmıştı. Düşününce yaşadığı hiç de kolay değildi.
" Caner var, takım arkadaşların var. İnan bana onlar seni düşünüyor ve gerçekten seviyor, yanlız değilsin." diyerek onu teselli etmeye çalıştım.
Buruk bir şekilde gülümsedi. "Gidecek misin?" diye sordu. Gidecektim, gitmek istiyordum ama onu yalnızlıkla bırakamazdım. Nedense ona üzülüyordum.
" Kalacağım." dedim, sessizce.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
53 numara
Fanfiction"Oradaki tek doktor sen miydin? Koskoca stadda senden başka doktor eminim ki vardır. Ama beni kurtarmaya gelen tek bir kişi vardı, o da sendin." " Benim yerimde kim olsa aynısını yapmazdı belki ama ben senin yerinde başkası olsa yine bunu yapardım."...
