20

166 18 7
                                        

ellerinde beyaz şakayık buketiyle sevdiğinin evinin kapısında zili çalmak için bekliyordu. biraz heyecanlıydı ama en çok gergin hissediyordu çünkü bu bir şeyleri ilk değil defalarca batırışıydı ve artık korkuyordu. kapıda derin nefesler alıp öylece oyalanırken asansörün durmasıyla içinden çıkan çocuk tam olarak Yeonjun'un durduğu kapıya yöneldi. ilk önce durdu ve kapısının önünde bekkeyen adama baktı kim olduğunu çoktan anlamıştı zaten ama anlamazdan gelecekti. "kapılarla ilgili fantezisi olan bir sapık şu an hayatımda en son istediğim şey bile olamaz."

"ne? hayır! ben polisim."

"pekala?"

"şey üzgünüm ya ben yeonjun. choi yeonjun, beomgyu'nun erkek arkadaşıyım." taehyun gülmemek için kendini zor tutarken bu aptal yakışıklıyla biraz eğlenmek istedi. "ev arkadaşımın aynı zamanda en yakın arkadaşımın bir sevgilisi olduğunu bilmiyordum." yeonjun duyduğu sıfatlarla kaşlarını kaldırıp karşısındaki çocuğu baştan aşağı inceledi. bu çocuğu bir yerden gözü ısırmıştı zaten muhtemelen sitede görmüştü veya beomgyu'nun yanında görmüştü ama hatırlamıyordu. "resmi olarak henüz isim koymadık ama hey! ben neden seninle burada bunu konuşuyorsam. beomgyu evde mi?" taehyun cevap vermeden anahtarı kapıya takıp içeri girdikten sonra yeonjun'u davet etti eve. "beomgyu evde yok sınav haftası bu hafta," kolundaki saate bakıp kaşlarını çattı, kısa bir hesap yaptı kafasından "yarım saate evde olur ve genelde gergin gelir sınavdan sonra o yüzden en son bıraktığın beomgyu zaten yeterince üzgün ve sinirliyken bir de sınav stresi yaşayan beomgyu'nun gönlünü bir buket şakayıkla alabilir misin bilemiyorum ama çabala." yeonjun karşısındaki ukala çocuğun çok bilmiş konuşmalarından rahatsız olsa da evinde olduğu için alttan alıp cevap vermeden iç çekti sadece.

"yemek hazırlayacağım bize katılır mısın?"

"aslında onu yemeğe çıkaracağım, o yüzden tek kişilik hazırlarsan zahmete girmemiş olursun." taehyun alttan alta alayla gülümseyip ne olur ne olmaz diye fazladan malzeme çıkardı çünkü arkadaşının sağını solunu kestirmediğinden yeonjun'a ne tepki vereceği de muammaydı onun için fakat yeonjun'un bu kendinden emin tavrını tebrik etmekle beraber içten içe dalga da geçmiyor değildi.

"adım taehyun bu arada. sormadın ama..."

"üzgünüm kafam tamamen beomgyu'da. memnun oldum taehyun." taehyun doğradı sebzeleri bırakıp karşısındaki adama döndü ve gözlerini kısıp onu izledi birkaç saniye kadar. "beomgyu sana çok sinirli bunu biliyorsun değil mi?" yeonjun üst üste yargılandığını hissettiği için bu sefer alttan almak onun için imkansızlaştı. "bak taehyun, beom'la oldukça yakınsınız bunu çok iyi anladım fakat beomgyu ve benim aramda olan her şey ikimizi ilgilendirir. beomgyu tabii ki seninle paylaşıyordur çoğu şeyini ama beomgyu'nun sana bu fırsatı tanıması benim tanıdığım anlamına gelmez o yüzden bırak da kendi ilişkimi ben üstleneyim, her şeyiyle. ayrıca kimi kimden korumaya çalışıyorsun ki?" yeonjun biraz fazla sert yaptığını taehyun'un kızarmış yüzünden anlamıştı o yüzden oturduğu yerden kalkıp beomgyu'yu kapının önünde beklemeye karar verdi, daha fazla ona da kendisine zehir etmesine gerek yoktu ortamı sonuçta.

"ben dışarıda beklerim tekrar memnun oldum görüşmek üzere. " salondan çıkmaya hazırlanırken dış kapıdan gelen sesle gitmesinin bir anlamı olmadığını düşünüp bekledi beomgyu'sunun gelmesini. salona giren çocuk ilk önce yeonjun'u gördüğü için şaşırıp daha sonra belli etmemeye çalışsa da mutlu olup bir süre özlediği yakışıklı yüzü izledi. yüzünü zorla taehyun'a çevirip ona bakarken bu sefer arkadaşının yüzündeki garipliği fark edip ondan önce bir şeylerin konuşulduğunu anlamıştı. ağzını açmış neler olduğunu soracakken daha sözü başlamadan kesildi.

"beomgyu konuşabilir miyiz, yalnız?" taehyun sebzelerine geri dönüp ikiliden dikkatini kestiğinde beomgyu, yeonjun'u bileğinden tutup odasına sürükledi peşinden. "konuş hadi yoksa ağzını yüzünü tokatlayacağım o kadar sinirliyim sana."

the boy is mine | beomjunHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin