Hafta sonu Jisung'un evine gidecek olan çocuklar kadar Jisung da heyecanlıydı. Arkadaşlarını ilk defa evine çağıracaktı, geçmişte bile çağıramazdı ailesi laf söylediği için ve bu onları ilk ağırlayışı olacaktı.
O yüzden cuma akşamı şirketten çıktıktan sonra bir markete uğramış, eline ne geldiyse alışveriş sepetine atmıştı. Grubun aşçısı olan Felix'in yazdığı malzemeleri özellikle sepete koyarken eve geçmiş, bagajdan çıkarttığı poşetleri mutfağa bırakmıştı.
Hepsini teker teker yerleştirip kısa bir duş aldı ardından da yemek yerken telefonuna sarıldı. Çok değil sadece birkaç saniye sonra telefon Hyunjin tarafından "Jisung!" diye açılmıştı.
Jisung gülümsedi. "Naber? İki saat sonra ara dedin ve an itibarıyla iki saat oldu."
"Cidden iki saati dakikası dakikasına bekledin mi?"
Kıkırdayan Hyunjin koltuğa otururken Jisung "Tabii ki," demişti hemen. Pizzasını ısırıp arkasına yaslandı. "Ne yaptın güzelim bugün?"
Onun güzelim demesi ile beraber Hyunjin adeta oturduğu koltukta erirken "Bildiğin gibi aslında," demişti. "Resim çizdim, ben de diyorum ki müşterilerim neden arttı? Meğersem Jisung Bey atölyemden fotoğraf atmış, hayranları hemen yeri bulmuş."
Jisung güldü. "Ben bir şey yapmadım. Bak, sen diyorsun onlar bulmuş. Ayrıca resimlerin güzel olmasa neden alsınlar? Değil mi? Hı? Değil mi?"
İkna edici tavrı anında Hyunjin'i güldürürken kıkırdayarak uzandı koltuğa ve Jisung'un ona aldığı peluş oyuncağa sarılıp çenesini yasladı başına. "Yanii..." diye mırıldanmış, "Neyse ya!" demişti en son. "Sen ne yaptın?"
"Şirketteydim, klasik." deyip ayağa kalktı Jisung. Tabağı lavabonun içine atmış ardından da ilerleyip şarkılar üzerinde çalışmak için yaptırdığı evdeki küçük stüdyosuna geçmişti. "Yoruldum. Birkaç dosya var ona bakıp uyurum herhalde. Yarın kahvaltıya geliyorsun değil mi?"
"Geleceğim. Ben de uyurum şimdi, o zaman kapatıyorum."
"İyi uykular güzelim."
"Of, güzelin seni yesin ya! Hadi kapatıyorum, kalbim patlayacak! İyi geceler, bay bay!"
Hyunjin telefonu kapattığında Jisung salak salak sırıtarak birkaç dakika ekrana baktı sadece. Odasına geçen Hyunjin'in de farkı yoktu, kendi kendine bağırıp heyecanını atmaya çalışmış sonra da uyumuştu.
Sabah erkenden kalkıp duş almış, güzelce hazırlanıp Jisung'un evine geçmişti. Bir an şifreyi girmeyi unutup zile basmak gibi bir hata yaparken mutfakta kahvaltı hazırlayan Jisung hızla ilerleyip kapıyı açtı heyecanla.
"Günaydın."
Onu görür görmez gülümsedi Hyunjin. İkisi birbirine ilerlemiş, o boynuna sarılırken Jisung da beline sarılmış ve eş zamanlı olarak dudaklarını birleştirmişlerdi. Gözleri kapanırken kısa bir öpüşmeyle ayrılan ikiliden Hyunjin gülümsedi. "Günaydın."
Elindeki torbayı kaldırdı. "Pastaneye uğrayıp bir şeyler aldım bizim için, kahvaltıda yeriz."
"Gerek yoktu aslında ya."
"Sormadım Jisung."
Jisung güldü. "Tamam tamam." Kapıyı kapatıp arkasından Hyunjin'e sarıldı, anında karnındaki ellere tutunup gülen Hyunjin "Açım, aç," demiş, Jisung "Hazırladım kahvaltıyı." demişti.
Sandalyeye oturduğu gibi direkt sevgilisini dizine çektiğinde reddetmedi Hyunjin. Onunla böyle sürekli temas halinde olmayı seviyordu, yılların öcünü almak ister gibiydi ikisi de. Birbirlerinden ayrı kalarak, ayrı durmaya çalışarak geçirdikleri çok zaman vardı ve hayatın aslında ne kadar kısa olduğunu anlamışlardı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
iary, hyunsung ✓
Fanfiction"Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz ve diğerimiz hiç bilmeyecek..."
