100 oy, 100 yorum
***
Hyunjin ve Jisung, ikisi de yere oturmuş, sırtlarını koltuğa dayamış bir şekilde karşıyı izliyorlardı. Dahası Hyunjin kapalı televizyon ekranından onları, Jisung ise tanımaya çalıştığı Hyunjin'in evini inceliyordu.
Evdeki tek ses ikisinin ara ara yaptığı iç çekişlerdi, bacaklarını kendilerine çekmiş, ellerini de etrafına sarmışlardı. Jisung uzun sessizliği tekrar bir iç çekişle bozup kendisinden tarafa bakmayan Hyunjin'e çevirdi gözlerini.
"Resim yapmaya ne zaman başladın?"
İstemsizce duraksadı Hyunjin onun sesini duyduğu için, aklı geçmişe gitti. "Yirmi bir," dedi. "Belki yirmi iki yaşımda. Tüm arkadaşlarım üniversite okurken ben evde kaldığım için içten içe çok üzülüyordum ve o zaman başladım."
Başını geriye atıp koltuğa yasladı. "Aslında iyi değildim ama iyi olmak için çok çalıştım. İşlere girip para biriktirdim sonra kurslara gittim, bir yeteneğim yoktu ama yeteneğim olması için uğraştım." Omuz silkti. "Yoksa hayatta kalamazdım."
Jisung yanağını koltuğa yaslayıp ona baktığında Hyunjin tuhaf hissetti, sanki yaralarını görecek gibiydi, görsün istemedi. Bir yanı da delicesine isteyip pişman olmasını diledi, Jisung hakkındaki düşünceleri karmakarışıktı.
"Bizi." dedi uzun bir sessizlikten sonra. "Unutursun sanmıştım."
"Ben de biliyor musun?" dedi Jisung. Dürüstlükle cevap verdi, o anları düşündü. "Sizi unuturum sandım. Şu an zorlanıyorsun Jisung ama bir iki yıla ne sen ne onlar seni hatırlar dedim." Sesi kısıldı. "Olmadı..."
Bazen küçük bir çocuk gibi yastığına sarılarak ağlamıştı, bazen kavga ederek, bağıra çağıra evi yıkarak tepkisini göstermişti ama unutmamıştı. "Hani herkesi özledim," dedi. "Oynadığımız saçma salak oyunları, netleri kontrol edişimizi, boş muhabbetlerimizi ama... Seni çok başka özledim."
Gözleri yüzünü bulduğunda birbirlerine bakakaldılar, Hyunjin bir an tüm geçmişi bir kenara atıp onu öpmek, doya doya sarılmak ve özlemini gidermek istedi. Gururu el vermedi.
"Hayat istediğimiz gibi ilerlemiyor."
"Evet." diye mırıldandı Jisung. "Keşke ilerlese ama olmuyor... Biz olmaz mıyız peki yeniden?"
"Olabilir miyiz ki?"
"Belki." dedi dürüstçe, "Oluruz." Hyunjin'e baktı. "Geçmişe dönersek, bir şeyleri değiştirirsek."
En azından kırıklıklarını toparlamak istiyordu, sadece ondan bir adım bekliyordu, bir adım gelse gerisini getirecekti. Hyunjin iç çekti, kendinde o cesareti göremiyordu açıkçası ve bu yüzden cevap veremedi.
"Düşünmem gerek," diye mırıldandı. Uzun saçlarını gerginlikle kulağının arkasına sıkıştırmak istedi ama saçlarını kestiğini hatırlayınca bunu yapmadı. "En azından kendim için," dedi. "İçimdeki sen boşluğunu kapatabilir miyim yoksa kapatamaz mıyım diye düşünmem gerek Jisung. Bana biraz zaman vermelisin."
Bu Jisung'a yetti. "Söz." dedi. "Bekleyeceğim cevabını."
Hyunjin kafa salladı. "Öyleyse şimdi beni lütfen yalnız bırak, dinlenmek istiyorum. Ben sana söyleyeceğim."
İstemeye istemeye kalktı Jisung, Hyunjin yerinden kalkmadı ve sakince gitmesini bekledi. Kapı sesi gelene kadar da kafasını arkaya çevirememişti, en sonunda o ses kulaklarına ulaştığında çevirdi ve yalnız kaldığı eve baktı.
Jisung da kapıdaki arabasına yerleşti, dudaklarından çıkan bir nefesle beraber direksiyona yaslamıştı kafasını. Orada kalakalırken önce birkaç saat geçirdi, araba kullanacak gücü bulamadı kendinde.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
iary, hyunsung ✓
Fiksi Penggemar"Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz ve diğerimiz hiç bilmeyecek..."
