treat you better
100 oy, 100 yorumm
***
Çocukların hepsi bir akşam aldıkları mesajla dolaplarının derinliklerindeki ve 'bir daha asla giymeyeceğiz' dedikleri lise üniformalarını çıkartırlarken hiçbir şeyden habersiz olan Hyunjin evine gelen kargoyu açmıştı.
Gönderinin adını gördüğü gibi telefonu eline alırken şirkette kayıt alan Jisung ekrandaki ismi gördü. Görür görmez "Biraz ara verelim," diyerek mikrofona doğru konuşmuş ardından da yerinden ayaklanıp stüdyodan çıkmıştı.
"Hyunjin?"
"Jisung?" deyip omzu ile kulağı arasına sıkıştırdı telefonu Hyunjin ve büyük kutuyu kavrayıp yatak odasına doğru ilerledi. "Bu kutu da ne?"
"Açtın mı?"
"Hayır, şimdi aldım." diye konuştu. "Ne gönderdin? Merak ettim."
"Aç, öyle söyleyeceğim."
"Bekle." Telefonu hoparlöre alarak yatağın üstüne koymuş ardından hafif bir heyecanla kutuyu açmıştı Hyunjin. Gördüğü sırt çantası ile kaşları çatılırken bunun lisedeki sırt çantası ile aynı olduğunu fark etti.
Elleri titredi, çantayı kenara bıraktığı gibi altında lise üniformasını bulduğunda telefonun diğer ucundaki Jisung da en az onun kadar gergindi. "Jisung..." diye mırıldandığında lisedeki anıları gözleri önüne düşmüştü. "Yakmıştım," dedi. "Lise üniformamı."
"Çocuklardan öğrendim," dedi Jisung. "Bu yüzden yeni bir tane yaptırmak istedim. Yarın onu giyip beni hep buluştuğumuz parkta bekler misin?"
Hyunjin onun yapacağı şeyi anladığı gibi dolan gözleri ile yatağa oturdu, iç çekti bir an cesaret edemeyip. Kaldırır mı bilemedi. "Yirmi sekiz, yirmi dokuz yaşındayız..." diye bahane verse de "Lütfen." dedi Jisung.
Cesareti yoktu ama yapmak istiyordu Hyunjin, gözleri formayı ve çantayı görürken "Peki," dedi kabul edip. "Kaç gibi oradan olmamı istersin?"
"Okul saatimizde." dedi Jisung. "Ben de orada olacağım."
Aklındaki şey başarılı olursa güzel olacaktı, Hyunjin tahmin etmiş gibi kafa salladı. "Olacağım."
Telefon kapandığında o üniformaya, Jisung ise kayıt almak için stüdyoya dönmüştü. Gece geç saatte eve giderken sabah erken uyandı Hyunjin onun gibi. Üniformayı üzerine geçirip çantaya ağırlık olsun diye öylesine bir defter ve kalem attı.
Hafta sonu olduğu için erken saatte sokaklar boştu, bu yüzden müzik eşliğinde yürümek ona iyi gelmişti. Kulağında kulaklık, hafiften soğuk hava ile lise zamanları Jisung ile buluştukları parka geldi. Aynı ağacın altında durup etrafa göz atarken içinde heyecan verici bir gerginlik vardı.
Önündeki taşı küçük küçük tekmeleyip oyalanırken çok geçmedi, beklediği sesi duydu. "Hyunjin!"
Kulaklığının tekini çıkarıp arkasını döndü Hyunjin, üstünde üniforması, düşmesin diye çantasını tutarak ona doğru koşan Jisung'u gördü.
Nefes nefese önünde durdu Jisung. "Geç kalmadım değil mi? Kalmamışım. Günaydın."
Hyunjin'in aklı geçmişe gitti, bu sahneyi o kadar çok yaşamışlardı ki gerçekten bir an kendini ondokuz yaşında hissetti. Güldü ister istemez. "Günaydın. Ne yapacağız?"
Jisung'a baktı, geçmişten farklı olarak Jisung eskisi kadar sıska değil oldukça yapılıydı ve üniforma üstünde dehşet verici bir şekilde iyi duruyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
iary, hyunsung ✓
Fanfiction"Sonra aramıza şehirler girecek, hiç karşılaşmayacağız. Tesadüfler bile bir araya getiremeyecek. Sonra belki birimiz öleceğiz ve diğerimiz hiç bilmeyecek..."
