Hastalık

27 4 2
                                    

***
Bulut'tan
Biz Umut'u beklerken herkes ayrı bi alemdeydi. Son günlerde Melis yüzünden ben de öyleyim gerçi. Onun bana dönmeyeceğini belki de beni hiç sevmediği düşüncesini aklımdan bir türlü atamıyorum. Yaşattığını yaşasın diyorum ama ona da kıyamıyorum ki. Lanet olsun kendimi çıkmaz sokağa girmiş gibi hissediyorum. Son günlerde keyfimin olmadığını bilmeyen daha doğrusu bunun Melis yüzünden olduğunu bilmeyen yok. Umut hep geçeceğini söyleyip içimi azıcık rahatlatsa da Melis tam tersi yönde davrandığından içimin rahatlığı uzun sürmüyor doğal olarak. Umut elinde içeceklerle gelirken birden bayıldı. Herkes şok olmuş birbirine bakarken ben çoktan harekete geçmiş Umut'un yanına koşmuştum. Umut'un yanına geldiğimde burnunun iki tarafından da bardaktan boşanırcasına kan aktığını gördüm. Gözlerimin doluşunu umursamadan Umut'u uyandırmaya çalıştım. Ne yaptıysak nafile. Umut bir türlü uyanmıyordu. Gerçekten çok korkmaya başladık hepimiz. Ege korkarak nabzını kontrol edip derin bir nefes aldı. Beste çığlık atarak ağlıyordu. Onun ağlaması beni daha da tedirgin ediyordu. Nida hemen ambulansı aradı. Bu arada Müge de davranıp hemen Utku'yu aradı. Aradan on dk geçmesine rağmen Umut hâlâ uyanmadı. Utku çok aşırı tedirgin bi halde hemen yanımıza geldi. Utku geldi ama ambulans hâlâ gelmedi. Halbuki ambulansın ondan önce gelmesi gerekiyordu. Utku ağlayarak Umut'u uyandırmaya çalışırken sinirle ayağa kalkıp "Nerde kaldı bu ambulans? Ben o bu haldeyken armut toplayamam."demesiyle Umut'u kucaklayıp dışarı çıkarması bir oldu. Biz hepimiz şaşkın ve üzgün bir şekilde dışarıya koştuk. Biz Poyraz'ın arabasında arkada Umut da Utku'nun yanında önde hastaneye geldik. Acildeki doktorlara Umut'u emanet ettikten sonra ambulansın neden geciktiğini de öğrendik. Meğerse ambulans gelirken kaza yapmış. Bugün hiç şansımız bizden yana değildi. Gerçi hata bizdeydi çünkü Utku gelene kadar hiçbirimiz arabaya atlayıp hastaneye gelmeyi akıl edemedik. Kimsenin telaştan aklına gelmedi ki. Utku'yu pek sevmesem de bu sefer ona gerçekten ısınmıştım. Biz doktoru beklerken birden aklıma Ece Sultan geldi. Hemen onu arayıp Umut'un bayıldığını ve hemen gelmesi gerektiğini söyledim. Doktor yanımıza gelerek "Umut Haznedar'ın yakınları kim?"dedi. Hepimiz aynı anda doktorun yanına gittik. "Utku hemen durumu nasıl? O iyi değil mi?"dedi. Doktor Umut'un ailesiyle görüşmesi gerektiğini söyledi. Ben de "Annesi vefat etti babası da yurtdışında. Bi hizmetçileri var onunla çok yakınlar o da  gelmek üzere."dedim. Utku "Ailesi olmadığına göre bize söyleyin lütfen ben sevgilisiyim onlar da yakın arkadaşları."dedi. Doktor da "Bunu söylemek istemezdim ama ne yazık ki Umut'un durumu çok ciddi. Umut kan kanseri yani lösemi. Onu biraz burda tutucaz. Şimdilik yanına gidip görebilirsiniz. Geçmiş olsun."deyip yanımızdan ayrıldı. Hepimiz ağlıyorduk. Arkadaşımız lösemi olmuştu. Yapabilecegimiz hiçbir şey yoktu üstelik. Ben hemen Utku'ya baktım. Dizlerini yere çökmüş, başını iki elinin arasına almış ve gerçekten çok perişan görünüyordu. En az bizim kadar perişan...

*sonraki gün*
Umut'un bu hali hepimizi mahvediyordu. O iyi olduğunu söylüyor ama lösemi olduğunu biliyoruz sonuçta. Utku perişan biz perişanız. Ece Sultan zaten geldiğinden beri çok kötü. Ona da sakinleştirici verdiler. Ama nafile. Bi ara Beste Ece Sultan'a "Ölmedi ya Ece Sultan neden bu kadar mahvediyosun kendini? Sen Umut kadar hayat dolu birini gördün mü? Bak gör Umut iyileşecek ve tekrar her şey eskisi gibi olacak deyince Ece Sultan daha kötü ağlamaya başladı. Eminim Umut içerde yatıyor olmasa bu hallerine çok üzülürdü. Ben onun iyileşeceğini adım gibi biliyorum. O çok çok güçlü bir kız. Onun adı ve hayat felsefesi aynı...
***
Utku'dan
Umut'u bu kadar sevdigimi bilmiyordum. Ta ki şu iki günü yaşayana kadar. Anladım ki Umut benim her şeyim. Hep de öyle kalacak. Daha o iyileşecek ve ben ona çok çok fazla aşık olacağım. Onunla yaşanacak o kadar çok şey var ki...
Biz Umut'u gördükten sonra doktoru beklerken Umut uyandı ve "Neden eve gitmiyoruz ki ?"dedi. O hâlâ bilmiyor. Bunu ona doktor kendisi söyleyecek gelince. Biz söylemeye cesaret edemiyoruz. Benim Umut'um bunların hiçbirisini haketmiyor. Ben sabah onunla lunaparka gitmeyi planlarken bulunduğumuz duruma bak. Lösemi en yaygın hastalıklardan bir tanesi ve bu hastalıktan ölen binlerce kişi var. Ama Umut'umun onlardan olmasına izin vermeyeceğiz. Umut arkadaşları için de çok fazla değerli. Onlar da sevgilim için her şeyi yapmaya hazır insanlar. Benim Umut'um mutlaka bu hastalıktan kurtulacak. Ben sonuna kadar yanındayım.
**
Doktorlar uygun iliğin bulunması için hepimizden kan aldılar.  İçimizden birininki uyar umarım. Uygun ilik arama telaşındayken diğerlerine "Ben doktorla bi konuşacağım, hemen geliyorum."dedim. Doktora "Planlarda bunların hiçbirini yaşamak yokken benim sevgilimin bulunduğu duruma bi bakın. O bunları haketmedi. O çok fazlasıyla mutlu olmayı hakederken lösemi oldu. Üstelik bizim dışımızda onun yanında olabilecek kimse yok, yani onun bi ailesi yok doktor bey babası şuan yolda ama onun dışında kimse yok. Birsürü hastanız olduğunu biliyoruz. Ama lütfen Umut gibi biriyle çok daha yakından ilgilenin. Bunun olması için her şeyi yapmaya hazırız. Eğer ki fazladan ilgi gösteremeyiz diyorsanız Umut'u başka bir hastaneye yatıracağız. Umarım Umut sayenizde iyileşecek. Şimdi söyleyin Umut'la çok yakından ilgilenebilecek misiniz?"dediğimde doktor başıyla ikna edici bir şekilde onayladı. "Bir de Umut'u tedaviye başlamadan önce bugün lunaparka götürmek istiyorum. Hastalığı da biz geldiğimiz zaman söylersiniz. Olur değil mi?"dedim ve doktor da "Gidebilirsiniz yalnız orada da bayılırsa hiç beklemeden hastaneye gelin lütfen."dedi. Teşekkür ederek odadan ayrıldım. Sonra Umut'un yanına geldim. Umut beni görünce mutlu oldu. Onu gülerken görmek beni bir yandan sevindirirken bir yandan da içimi sızlattı. O hâlâ basit bir bayılma zannediyordu. Yanına gidip yatağının kenarına oturdum ve alnından öptüm. Bana "Gidelim artık, ben çok sıkıldım Utku."dedi. Ben başımla onaylayıp yatakta doğrulmasını sağladım. Sonra sarıldık ve biraz güçsüz düştüğünü hissettim. "Sen iyisin değil mi?"dedim. Sadece biraz acıktığını söyledi. Doktordan izin alarak yemek yedirdim ona. Kendi ellerimle hemde. Ona kendi ellerimle yemek yedirip onun iyi olduğunu görmek bana çok iyi geldi. Sonra Ece Sultan Umut'un uyuduğunu zannedip içeriye ağlayarak girince Umut'un gözleri doldu ve Ece Sultan'a "Neden ağlıyorsun ki bak ben iyiyim dedi. Ben yataktan kalktım ve birbirlerine sarıldılar. Sonra gözlerim doldu ama ben onlardan yaş akmasına izin vermeden hemen yalandan bir gülümseme takındım. Sonra hepimiz odadan çıktık ve Beste Umut'un giyinmesine yardımcı oldu. Ben Umut'u alıp hastaneden ayrıldım. Lunaparka geldiğimizde Umut kahkaha attı. Açıkçası bu kadar mutlu olacağını tahmin etmiyordum. Ama onun mutluluğu benim mutluluğum demekti. Bana bakıp gülümsedi ve yanağımı öpüp "Çok güzel bir gün olacak. Tabi hastaneyi saymazsak."deyince birden kalbime bıçak saplanmış gibi oldu. Çünkü anlaşılan hastanede yatması onun hiç ama hiç hoşuna gitmeyecek gibi duruyor. Bugün güzel geçecek ama kötü sonuçlanacak. Bunu bilmek bugün eğlenmeme engel değil. Yanımda dünyalar güzeli bir sevgilim var ve ben onu mutlu edeceğime dair ilk günden kendime söz verdim. En başından beri onunla aramızda bir şeyler olacağını biliyodum. Bu ilişkinin ciddi bir ilişki olacağını da tabi. El ele tutuşup lunaparka girdik.
"İlk önce hangisi sevgilim?"dedim. Gülümsedi. Anlaşılan sevgilim demem bile onu çok mutlu etmişti. Eliyle korku trenini gösterip aynı şekilde "İlk önce ona binelim sevgilim."dedi. Ben de yanağını öptüm ve elini daha çok sıktım. Sanki elini daha sıkı tutarsam onu daha iyi koruyabilecekmişim gibi. Başımla onu onaylayıp bilet aldım. Vagonlara oturduk ve kemerlerimizi bağladık. Sonra kolumu boynundan geçirip onu kucakladım. Korku tüneline girdiğimizde bazen çok saçma bazen de gerçekçi şeyler çıkıyordu önümüze. Umut çığlık atmayı seviyor olacak ki önümüze her çıkan şeyde çığlık atınca ben de kahkaha attım. Sonra karnımı çimdikledi küçük çocuklar gibi. Sonra ben de o elini tutup öptüm. Korku treninden sonra beceri oyunlarına geldik. Umut "Sana ayıcık kazanacağım."dedi. Ben de dediğine gülüp "Iskalayacağını biliyoruz asıl ben sana kazanacağım."dedim. Dediğim gibi de oldu. En fazla iki tanesini ıskalamadı. Ayıcığı ona verdikten sonra dönme dolaba bindik. Gozlerime baktığında çok güzel hissettim. Çünkü bana her baktığında gözlerinde kayboluyordum. Bir kez daha anladım ki o benim her şeyim. Lunaparkta dört saat geçirdikten sonra hastaneye geldik. Hayatımda gerçekten geçirdiğim en güzel dört saat bu dört saatti. Hastaneye neden geldiğimizi sordu. Bunu sormamasını istiyordum ama soracağını da biliyordum. "Doktorla konuşacağız."dedim. Yalan söylemek istemedim. Hiçbir zaman söylemem de. O sadece "Peki."demekle yetindi. Doktorun yanına çıktık. Doktor'un odasına girdik ve doktorun konuşmasını bekledik. Doktor bile nasıl söyleyeceğini bilmiyordu. En sonunda söylemeye karar vermiş olacak ki derin bir nefes aldı. " Umut sen hastasın. Lösemisin..!"

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Aug 02, 2015 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

UMUTHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin