Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
her yerde sen, hernerdeysen
//
Bundan bir kaç yıl önceki Jungkook'a sorsaydınız, kesinlikle evlenmeyeceğini söylerdi. Bir serseri ömrü boyunca bekar kalmak zorundadır, evlendiği takdirde serseliğine ters düşer. Bir serseri çevresinde kimseye güven duymamalıdır, vicdan azabı çekmemelidir. Çünkü her anlamda aylak, kendini bilmez, serseri herifin tekiydim. Ergenlikle sınırlı kalmamıştı, hayatım boyunca devam etmişti.
Hayatımın bir anlamı yoktu, Kristen'ı görene kadar. Gördüğüm an beynime çakan şimşeklerin, mideme yediğim yumrukların, güp güp atan kalbimin, gözlerimin başka hiçbir şeye odaklanamadığı, kulaklarımın uğuldadığı ondan başka hiçbir şeyi göremediğim o andan önce hayata çokta bir anlam yüklememiştim.
Yıldız kayması gibi bir şeydi.
Onu daha önce de görüyordum ama insan aşık olacağı kişiye ilk bakışta hemen çarpılmasa da yine de içinde bir yerde o kişiye karşı bir yakınlık, bir aşinalık hisseder mutlaka. Bir gün onunla arasında bir şeyler olacağını bilir, ama o anda bunu bildiğinin farkında olmadığından çekinir. En ufağından bakışları bana değince çekinirdim. Karşısına gelen her insanla yatıp kalkan insan o çocuğun bakışlarından korkardı. En güzeli de aslında bu korkuyla karışık çekinmenin aşka dönüştüğü ve bunu kendine itiraf edebildiği zamandır.
O serseri Jungkook, fal bakar, fal baktırır hale gelmişti. Dişlerini gördüğü boşlukta fırçalar, sarımsaklı ve soğanlı şeyler yememeye özen gösterir hâle gelmişti. Kendince içinden aptal aptal şiirler yazıp, salak salak gülmeye başlamıştı. Aksiyon filmlerinden vazgeçmeyen Jungkook, romantik filmlere kafayı takmıştı. Aşk şarkılarında hislenir, iki damla gözyaşı akıtırıdı. O serseri herif, Kristen'la tanıştıktan sonra; dalgınlaştı, aptallaştı.
Kristen'ın yakınlık kurduğu her bir insanı kafaya takıp, kendime şaşırıyordum. Sonra da çok düşündüğüm için kendime kızardım. Tüm o yakın arkadaşlarının hepsine birden kıl olmaya başladım.
İşler ciddiye bindiğinde, kendimce ona sürprizler yapardım. Gördüğüm her hediyelik eşya dükkanına girer, hediye alırdım. Benimle konuşurken sürçen diliyle heyecanlanır, hiçbir ufak yanlışını umursamazdım.
İçkiyi azaltıp ayık kafayla onu düşünmeye başladığımdan beridir hiç ayık değilim.
//
pazartesi
Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.