27. killin it boy

1.9K 215 70
                                        

killin' it boy

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

killin' it boy

//

"Kristen, bir dur." Ayağımı yere sert bastığım topuklu botlarımın yankı yaptığı amfi de ses kesilmiyordu. Herkesin gözünün bende olması üzerimdeki baskıyı arttırıyordu. Resmen ağzımın içine bakıyorlardı. Birine sataşmamı, ortalağı dağıtmamı bekliyordu. Ben olgunlaşmaya çalışıp tek muhatabımı Jungkook yapmaya çalıştıkça onlar daha da azıyordu.

Arkamdan gelen ayak sesleri hızlandı. Jungkook olduğunu biliyordum, hiç ses çıkarmasa sadece ayak seslerinin ritminden o olduğunu anlayabilirdim. Ama durmadım, çünkü durursam gözlerim dolacaktı. Biri dokunursa ağlayacak vaziyetteydim. Ve bu sırtlanların ağzına dedikodu verecek değildim, bunların yanında yenilmek istemiyordum.

"Taehyung, lütfen." Jungkook'un ağzında nadiren duyduğum o yumuşak ton vardı. Olduğum yere çiviledi, beni. İçimden tekrar tekrar güçlü kalmam gerektiğimi söyleyerek arkamı döndüm. "Telefonumu neden açmıyorsun?" Diyerek bileğimi kavradı. Jungkook'un sesi yine alçak ama sertti. Sanki içinde tuttukları boğazına dizilmişti. Öfkesini gösterecekti. Belirsizlik onun en sevmediği şeylerden biriydi.

Bakışlarımı kaçırmadım. Herkes izliyordu, biliyordum. Ama o an artık ne fısıltılar ne bakışlar... sadece onunla bakışıyordum. Burnumun direği yandı, kaşlarımı çattım. Ağlamamak için direniyordum, yanaklarım yanıyordu.

"Ben..." dedim, sesim çatladı. "Ben kendimi seninle evlenecek biri gibi hissetmedim bugün."

Jungkook'un kaşları çatıldı, gözleri anında yumuşadı. Ama sustu. Çünkü devamını bekliyordu. Ben de konuştum, belki ilk defa bu kadar içten konuşuyordum. Kalbimden ne geçerse söyledim.

"Ne zaman yanına gelsem, senin gölgende gibi değil de... senin üstüne çıkmış gibi bakıyorlar bana. Ve ben öyle biri olmak istemiyorum. Ben senin yanında yürümek istiyorum. Senin eşin olacağım, Jungkook. Bu kelime o kadar ağır, o kadar kıymetli ki."

Gözlerim bir an yere kaydı ama hemen sonra yeniden ona döndü. Dudaklarımı birbirine bastırıp, başımı aşağı eğdim. Daha fazla dayanamadım ve sol gözümden yanağıma doğru bir damla kaydı. "İnsanlar bana bakarken 'sürtük' diye bahsediyorlar."

Jungkook'un kolları bedenime dolandığında bir an nefesimi tuttum. Sarılıyordu ama bu, sakinleştiren, huzur veren bir sarılma değildi. Bu, içindeki fırtınayı zorla bastıran bir adamın, patlamamak için bana tutunmasıydı. Bunu çok net hissediyordum. Sanki vücudu bana değil, öfkesine sarılmıştı.

Kolları belimdeydi ama parmak uçları hafifçe titriyordu. Bir kası seğiriyordu çenesinde, biliyorum çünkü başımı kaldırmaya bile korkuyordum. Göğsü hızlı hızlı inip kalkıyordu; sadece öfkesinden değil, endişesinden, hayal kırıklığından, beni bu halde bulmanın verdiği cinnetten.

kristenHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin