bt12

12 3 1
                                        

Havai fişekler göz alıcı ışıkları sönmüş ay ışığı tekrar ikisinin de yüzünü aydınlatmıştı. Jisung, Minho ile sıkıca sarılmalarından ayrılmış bu sefer ayak parmak uçları ile ayağının tabanını yerden kaldırıp kollarını minho'nun boynuna dolayıp dudaklarını Minho'nun dudaklarına yasladı. Minho gözlerini yummuş ve iki elini de jisungun beline hiç bırakmak istemezcesine sardı ve öpücüğü daha samimi bir hale getirdi. Minho'nun dili jisungun dudaklarını aralamaya zorlamış, öpüşme gittikçe daha da alevlenmeye başlamıştı. Jisung öpücüğün verdi etki ile minho'nun ağzının içine inlemiş kollarını daha sıkı dolamıştı. İkiside öpüşmeden ayrıldığında nefes nefeselerdi, jisung gözlerini açınca Minho'nun nadiren gördüğü sıcak sıcak bakışları ve gülümsemeyle Karşılaştı. Minho'nun gülümsemye karşılık vermiş gözleri sevinç ve mutluluktan dolmuştu.

''Beni seviyor musun, jisung?''

''Seni evrende ki yıldızlar kadar çok seviyorum.''

Minho ve jisungun bileklerindeki mühürler bu sefer beyaz renkte parlamış, bileklerinde sanki bir elektiriklenme olmuştu. Minho ve jisungun bileklerindeki mühürler bu sefer beyaz renkte parlamış bileklerinde bir kıvılcım parlamıştı. Minho ve jisung bileklerine baktılar, jisung bir anda kitabı hatırladı kitapta doğa üstü bir ruh ve insani ruhların eş oldukları zaman bileklerindeki mühür beyaz renkte parlar artık ikisininde ruhlarının bağlandığını ima ederdi. Jisung bir süre parlayan mühre baktı, artık ikiside hem arafta hemde ruhani dünya da eşlerdi. Minho gülümsemiş ve jisungun alnına bir öpücük bırakmıştı.

''Artık sonsuza dek eşimsin jisung..''

Minho durdu, bir ses dikkatini çekmiş vearkasına dönmüştü. Minho'nun görevlendirdiği zebani hastanenin çatı katındaki (yani oldukları yerdeki) taş sütunlara oturmuş kıskıs gülüyordu. Zebaniler insan gözünde korkünç oldukları için zebani insanımsı formunda çıkmıştı karşılarına. Sırtında küçük ama çokda küçük olmayan yarasa kanatları onu insani görünümden biraz daha uzaklaştırsa da omzuna kadar uzanan siyah ipeksi görünümde ki saçları biraz daha insani gösteriyordu. Jisung zebaniyi bakışları ile süzdü, Minho ise zebaniye bakıp göz devirmek ile zebaniyi görmezden gelmişti, Minho her hangi bir temas olmadan yerdeki taş telikinetik bir güçle havaya kalfrımış hızla taş zebaninin alnının tam ortasına denk gelmişti.

''Bu çok acımasızcaydı efendim!''

Minho zebaninin sızlanmasını siklememiş ve yüzünü ekşitmişti.

''İşin bitti olga, gidebilirsin''

Olga efendisini dinlemedi, efendisinin eşine yaklaştı olga gülümsüyordu, Jisungu baştan aşağı süzdü sonra jisungu kendine çekip sıkıca sarıldı, jisunga sarılırken sevinçten zıplıyordu.

''Efendim eşiniz çok tatlı!!''

Jisung ani temasa şaşırsa'da olgayı ittirmemiş jisung'da olgaya sarılmış olganın tatlı iltifatına biraz yüzü kızarmıştı.

''Bana bak küçük zebani, eşime öyle istediğin gibi dokunamazsın uslu dur ve cehenneme geri dön.''

Olga somurttu ve kanatlarını çırparak yavaş ve mutsuz bir şekilde onlardan uzaklaştı ve binanın kolonlarına çıktı ve kanatlarını çırparak binadan aşağı süzüldü.

''Pis şeytan! neden kovdun kızı?''

''Fazla enerjik ve sinir bozucu veletin teki..''

Jisung şaşırarak kaşlarını çattı.

''Olga kaç yaşında ki?''

''Daha yüz yaşında, velet işte.''

Jisungun gözleri büyüdü ruhani canlıların ve insanların yaş aralıklarını unutmuştu.

ᴛʜᴇ ʙᴏᴏᴋ ᴛʜᴇ ᴅᴇᴠɪʟHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin