keyifli okumalar...
Sanırım bu sefer onu fena halde kırmıştım...
Busan'da Jungkook'un tam kapısının önündeydim ve öylece bekliyordum. Ne kapıyı çalabiliyor ne de evin önünden ayrılabiliyordum.
Akşam üzeri beni karakoldan aradıklarında tanrı şahit aklıma böyle bir şey gelmemişti. Son olaydan dolayı yeniden ifadeye çağrıldığımı sanmıştım fakat durum hiç öyle değildi.
Karakola gittiğimde kanlar içinde kalmış suçunu ağlayarak itiraf eden Dooshik'i ise asla beklemiyordum.
Kendi suçunu itiraf ediyor fakat bir yandan da Jungkook hakkında konuşuyordu.
"Size gerçekleri söylüyorum neden bana inanmıyorsunuz? Tamamen kendindeydi diyorum! Kurduyla asla iletişime geçmedim diyorum! Bilinci yerindeydi, her şeyi kendindeyken yaptı. Onu da tutuklayın!"
Polis ise yarım saattir dinlediği aynı şeylerden son derece sıkılmıştı.
"Yeter artık Bay Jeon'u gördüğümüzde gözleri kırmızıydı ilk 10 dakika boyunca sadece alfası ile iletişimdeydik sen bizi aptal mı sandın ha?"
Şaşırtıcıydı ama Dooshik bu sefer doğru söylüyordu. Jungkook'un alfası o an her ne kadar tüm gücü eline almaya çalışsa da Jungkook buna müsaade etmemişti. Yaptığı her harekette bilinçli ve hırslıydı.
Kurdu Jungkook'u uyarıp başını belaya sokacağı hakkında zırvalarken Jungkook hiç umursamadı, onu o zaman düşünecekti.
Ki fazla kafa yormasına gerek yoktu. Jungkook zeki bir alfaydı. Dooshik'i fena halde benzetirken bir yandan da olacakları düşünüyordu.
Tabii bu durumda Taehyung ile eş olmasalardı bunların hiçbir anlamı olmayacaktı.
Jungkook herhangi bir omegayı bahane edip, kavgaya karışamazdı. Kamusal alanda birini öldürünceye kadar dövemezdi. Bunları ancak ruh eşine zarar geldiği takdirde gerçekleştirebilirdi.
Jungkook omegasını korumuştu, eşleştiği omegasına zarar vermeye çalışmışlardı.
İşte burada işler biraz değişiyordu. Söz konusu eşlenen iki ruh eşiyse... Kanunlar burada biraz farklılaşıyordu.
Kurtlar varsa, eşleşme varsa, gelenekler de vardı. Buna günümüz modern dünyası bile müdahale edemiyordu.
"Ya yalan söylüyor işte! Siz gelince kendini alfasına bıraktı, Jungkook bana zarar verdi! Alfası değil!"
"Derdini mahkemede anlatırsın artık, karar merci biz değiliz, götürün nezarete."
O sırada yaka paça götürülen Dooshik ile göz göze geldim. Gözlerinde gram pişmanlık yoktu, sadece isyan ediyordu. Jungkook'a, polislere...
Ondan hızla gözlerimi çekip Jungkook'a baktım. Dooshik ben de hiçbir duygu uyandırmıyordu artık. Ne nefret ne sinir ne de ağlama isteği.
Umurumda olan tek şey alfamdı.
Ben onu ve yaşadıklarımı yıllar önce sindirmiştim, hatrımda kalanların faturasını da Jungkook'a kesmiştim. Birkaç gün önce olanlar ise tamamen Jungkook'u kaybetme korkusuydu, onu yanımda istememe sebebim olanlar karşısında alacağım tepkiydi fakat o beni yine haksız çıkarmıştı...
Onu evin önünden kovduktan sonra ne olduysa olmuştu. Nasıl karşılaşmışlardı, nasıl Jungkook olan biteni öğrenmişti bilmiyordum ama pişmandım ona kendim anlatmadığım için deli gibi pişmandım ama yapamamıştım işte...
Yıllardır her şeyin acısını ondan çıkardığım için deli gibi pişmandım.
Karakolun demir banklarında oturan Jungkook'a hızla ilerlediğimde yere eğildim, kurumuş kan lekeleriyle dolu ellerini avuçlarımın arasına aldım fakat aldığım karşılık beni dumura uğratmıştı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
clash
Storie d'amorekim taehyung'un en büyük nefreti ve rakibiydi jeon jungkook, sahada çarpıştıktan sonra çıkan çiçekler ise beklediği son şey bile değildi omegaverse
