46

16 1 0
                                        

Draco'nun povu

Draco'nun oturduğu oda sessizdi.

Bu sessizlik huzurlu bir şey değildi. Daha çok uzun süredir kimsenin dokunmadığı bir odanın içindeki toz gibi; her yere yayılmış ama fark edilmediği için varlığı ancak hissedilen bir şeydi. Duvarlar yerli yerindeydi, yatak düzenli sayılabilirdi, pencerenin kenarından içeri giren solgun ışık zemine ince bir çizgi bırakıyordu. Ama bütün bunlar bir oda hissi vermekten çok, bir bekleme alanı gibi duruyordu.

Draco yatağın yanında, yerde oturuyordu. Sırtını yatağın kenarına dayamıştı ama bu rahat olduğu bir pozisyon değildi. Daha çok, oturmak için seçilmiş en az yorucu yerdi. Omuzları hafif düşüktü, başı da öyle; ama bu bir yorgunluktan çok, alışkanlığa dönüşmüş bir dikkat haliydi.

Bileğini kaldırdı. Bunu düşünmeden yapmıştı. Sanki elinin oraya gitmesi artık bir karar değil, tekrar eden bir hareketti.

İz oradaydı.

Bakınca hemen fark edilmiyordu. Çünkü açık bir yara gibi değildi, kıyafetin altında göz alıcı ya da dramatik hiçbir yanı yoktu. Daha çok derinin içine işlemiş, orada kalmaya karar vermiş bir şey gibiydi. Görmezden gelindiğinde kaybolmuyor, sadece hatırlatmak için varlığını sürdürüyor gibiydi.

Draco başparmağını bileğinin üzerinde gezdirdi. Derisinde bir şey hissetmemesi onu bir an hafifletti. Ama hafif hafif hissetmesi onu daha az rahatsız etmiyordu.

Bazen hiçbir şey hissetmiyordu. Bazen de, sanki derinin altındaki o çizgiler kendi kendine varlığını hatırlatmak ister gibi çok kısa bir sızıya dönüşüyordu. Ne zaman olacağı belli değildi. Draco bunu anlamaya çalışmayı çoktan bırakmıştı. Çünkü anlamak, kontrol edebileceği bir şey değildi.

Bir süre bileğine baktı. O iz şey değişecekmiş gibi değil, sadece orada olduğunu bir kez daha doğrulamak ister gibi.

Bileğini yavaşça indirdi ama elini tamamen bırakmadı. Parmakları hâlâ hafifçe bileğinin çevresinde duruyordu.

Tam o sırada kapı açıldı. Theodore Nott içeri girdi.

Kapıyı arkasından kapatmadı. Eşikte durup odaya baktı. Draco'yu yerde otururken görünce yüz ifadesi değişmedi ama bakışlarında küçük bir fark oluştu; alışkanlıkla fark edilen ama söylenmeyen bir şey.

"Yine mi buradasın?" dedi Theodore, sesi sakin ama yorgun bir tanıdıklık taşıyordu.

Draco başını çok az kaldırdı.

"Burada olmam bir şeyi değiştiriyor mu?" dedi.

Theodore kapıyı kapattıktan sonra içeri doğru birkaç adım attı. Odanın içine girince durmadı, direkt Draco'nun yakınında değil ama karşısında sayılabilecek bir noktaya geçti.

"Değiştirmiyor," dedi. "Ama sen sanki değiştiriyormuş gibi davranıyorsun."

Draco cevap vermedi, sadece bileğine baktı.

Theodore bunu fark etti. Gözleri kısa bir an Draco'nun eline kaydı ama yorum yapmadı. Bunun yerine aynı sakin sesle devam etti.

"Bugün de mi?"

Draco omuz silkti.

"Bugün diye bir şey yok," dedi. "Hepsi aynı."

Theodore hafifçe nefes verdi.

"Bunu söylemeye başladığın günleri saymayı bıraktım."

Draco'nun yüzünde bir tepki oluşmadı ama parmakları bileğinin etrafında biraz sıkılaştı.

Yayımlanan bölümlerin sonuna geldiniz.

⏰ Son güncelleme: Jun 06 ⏰

Yeni bölümlerden haberdar olmak için bu hikayeyi Kütüphanenize ekleyin!

By Mistake | Drarry (yarı ASKIDA)Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin