"Nasıl yani babam beni ona layık bir evlat olamadığım, onu hayal kırıklığına uğrattığım için terketmemiş miydi?"
Salonu terketmeye karar verdikten sonra ucuz müziğin zihnimi yıkaması sayesinde vazgeçmemin üstünden beş dakika geçmişti ve annem tarafından tüm salona haykırılan itiraf beni oldukça sarsmıştı. Ama neden bunu piste çıkıp herkese haykırarak söylediğini anlamıyordum. Sanırım benden nefret ediyor.
"Hayır yavrum, bu gerçeği daha fazla saklayamam öğrenmen gerekiyor artık: baban at gibi kokuyorsun diye terketti seni. Üzülürsün diye söyleyemedim."
"Ah, Tanrım yıkıldım şu an. Moralimi düzeltmek için bedava içki ısmarlamanıza gerek yok, cidden teşekkürler çok naziksiniz."
"Hey, bu 'bana içki ısmarlayın' mı demek oluyor?"
"Bilmiyorum galiba şu an ailevi bir travma atlatıyor ve ne dediğinden haberi yok."
Bu arada annem kalabalığın alkışlarıyla coşmuştu.
"Ben bir gayim!"
"Anne senin bir çocuğun var, ve sen bir kadınsın yani gay olamazsın"
Annem homurdanarak pisti terketti
"Ah tanrım, sözde herkes özgür ama bir gay olmaya bile hakkım yok lanet olası faşist domuzlar."
Mikrofonu yaşlı yan komşumuz Bayan Chaceford aldı. Hey, bu kadının burada ne işi var, yaşıtları çoktan ikinci çişlerine kalkıp uyudu bile. Herhalde alzeihmer haplarını almayı falan unutmuş olmalı. Titreyen elleriyle mikrofonu kavrayarak neşeyle şakıdı.
"55 yıl boyunca kocamın ölümünü hızlandırmak için çorbasının içine kertenkele dışkısı kattım ama o bir domuz gibi hepsini öğüttü!"
Bir an tüm salona bir sessizlik çöktü.
"Ihm...bu biraz...."
"İğrenç."
Ama Bayan Chaceford çoktan sahnenin büyüsüne kapılmış, kendi çapında takılıyordu.
"Hey, durun henüz takma dişlerini sakladığı kaba işediğimden bahsetmedim."
Starbuckstan alınmış kaliteli white chocolate mocha köpüğü kadar yumuşak bir sessizlik kalabalığın üstüne sessizce serpildi.
Nihayet sonunda birileri lanet yaşlı kadını kullandığı yetişkin bezinin markasıyla ilgili itiraflarda bulunmadan önce paketleyip evine göndermeyi akıl etti. Birden herkesin bakışları açılan kapıyla birlikte içeri dalan rastalı adamlarla, her tarafını gökkuşağı renklerine bezemiş, giysilerinin üzerine destekli sütyen giymiş insanlara döndü.
"LOVE WINS! Buraya lezbiyen&gay haklarını korumak için geldik. Belki biraz da içki ve dans."
"Hey bizde zaten onlardan bolca var."
"Pekala, o zaman hemen kalçamdaki köpekbalığı dövmesini gösterebileceğim birine götürün beni."
Aşırı renkli kalabalık hemen ortama karıştı. En son baktığımda bir adam anneme göğüs kıllarına yaptığı rastaları gösteriyordu. Ben de Komodo tarafından kırılan kalbim yüzünden kendimi alkole vurmaya karar verdim. Elimdeki viski şişesinin dibini sömürürken 70 li yaşlarında bir adam sırıtarak yanıma yaklaştı.
"Hey, tatlım senin gibi afet bir hatun neden pistte döktürmek yerine burada öylece oturuyor?"
"Çünkü kalbi...hey, sen de kimsin? Tek başına buranın yaş ortalamasını beşle çarpacak kadar yaşın var senin, burada ne arıyorsun? Eğer kalp pili falan lazımsa senin için 911'i arayabilirim."
"Ben Herbert güzelim, Herbert Chaceford."
Bir dakika, Bayan Chaceford'un kocası bana mı sarkıyordu? Tanrım..sence de bu biraz ağır olmadı mı? Birden kocaman sırıtarak ortaya serdiği takma dişleri gözüme çok daha farklı gözükmeye başladı.
"Tanrım...o takma dişler...durduğu kap....yani Bayan Chaceford'un....kendi üstüme kusacağım sanırım...Hey, sana da yediğin yemekler.. bazen...tuhaf kokuyormuş gibi gelmiyor mu? Sanki dışkıyla pişirilmiş gibi?"
"Tatlım ben yaşlı bir adamım, bir av köpeği değil. Koku alma duyumun pek de keskin olduğu söylenemez. Ayrıca, evim var, arabam var artı dolgun bir maaşım var. Şimdi, bu dansı bana lütfeder misiniz genç hanım?"
Şu aralar ihtiyacım olan en son şey hobi olarak frizbi yakalattıracağım bir av köpeği, ama dolgun maaşlı yaşlı adamlar için aynı şeyi söyleyemeceğim.
"Ah, Herby. Ne kadar da tatlısın. Gel buraya seni şapşal."
VE SO-
"Ah bir dakika! Ben ne olacağım peki? Hikayenin sonuna kadar dul kalamam genç kadın. Bu hikayeyi sonlandırmak istiyorsan bana birini bulman gerekiyor."
Anne?
Kalabalıktan sesler yükselmeye başladı. Gaymen ve Komodo bağırdı.
"Peki ya bizim düğünümüz?"
"Canınız cehenneme!"
İtiraz sırası asya kökenli İrlandalılar'daydı
"Peki ya bizim dönüş biletimiz? Sonsuza kadar ucuz vegan yemekleri çıkaran berbat bir otelde kalamayız."
"Ah! Hepinize ayrı birer kurgu tasarlayamam tamam mı? Siz sadece hayatımda her çeşitten insanlar varmış izlenimi yaratan figüranlarsınız!"
Satirler, tek boynuzlu atlar, homoseksüeller, ponpon kızlar, piercing ve renkli saçlarıyla parti figürleri, ve geri kalan herkes homurdanmaya başladı. Satirlerin derdinin ne olduğunu bilmiyorum büyük ihtimal kalabalığa ayak uydurdular.
"Ah, lanet olsun tamam alın, gerçek son"
Herbert ile ben evlendik ve onun dolgun maaşı sayesinde yemeğine katmak için fare zehri alabilecek bol bol param oldu. Ama yıllarca kertenkele kakasıyla beslenen bünyesi güçlü bir bağışıklık sistemi kazanmıştı ve düşük dozda fare zehri onu etkilemiyordu bile. Ara sıra intikam için gelen ve sonra ne amaçla geldiğini unutup çimlerimize işedikten sonra geri giden Bayan Chaceford ve Herbert'ın çiş kokan nefesi dışında mutluyduk. (Bu konuda Bayan Chaceford'dan hala şüphelendiğim için takma dişlerin durduğu kabı pencereden uzak bir yerde tutmaya özen gösteriyorum)
Komodo & Gaymen çifti, Komodo'nun ablası ve onun lezbiyen sevgilisinin düğünüyle birlikte çifte düğün yaparak evlendi. Gaymen'in isteği üzerine gökkuşağı renginde davetiyeler basıldı.
Asya kökenli İrlandalılar herkesi şaşırtarak vegan yemekleri yapan bir restaurant açtılar. Ama kazandıkları tüm parayı varillerle güneş kremi stoklamaya harcayınca battılar ve plastik anahtarlık sektörüne girmek için Çin'e kaçtılar. Annem ise göğüs kılları rastalı sevgilisiyle birlikte Bahamalar'a kaçtı. Arada buraya tropik ada manzaralı kartpostallar ve ayaklarını çektiği fotoğraflar atıyor. Satirler cumhuriyetçi partiye katılıp vekil oldular. Torpile ihtiyaç olduğunda işe yarıyorlar o yüzden düğünümde 15 katlı düğün pastasının 3 katını kemirmelerine ve masaların birkaçını ateşe vermelerine göz yummak zorunda kaldım. Sonuç olarak herkes halinden memnun, yine kuşlar uçuyor, çiçekler açıyor ve unicornlar insanların içkilerine işiyor...Geçenlerde geçirdiği bir ameliyat sayesinde Herbert da artık koku alabiliyor"Tatlım, takma dişlerim biraz..tuhaf kokuyor?"
Size bir öneri: eğer kokuşmuş zengin bir kocanız ve işemek için tuvalet yerine bardakları tercih eden çatlak bir eski komşunuz varsa, sakın yatak odasının penceresini (özellikle önünde dişlerle dolu bir bardak dururken) açık bırakmayın.
Ve işte şimdi gerçekten..
SON.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
The SECOND Worst Story On Wattpad
HumorKlişelerin bağrından kopup gelmiş bu hikayede aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Baba parası yiyen bad boylardan ilk öpücüğünü çaldıran cici kızlar ve "AMAN TANRIM BEN KÖTÜ VE TEHLİKELİ BİRİYİM BENDEN UZAK DUR" a kadar tüm klişeler bir araya geldi...