Yakmak,sadece ateşin işlevi olamazdı.Buz da yakardı.Buz da insana en az ateş kadar acı çektirebilirdi.Ama kimse bu ayrıntıya dikkat etmezdi. Soğuğun insana çektirebileceği eziyeti herkes unuturdu.
Buzla doldurduğum küvet düşüncelerimi desteklercesine iğnelerini batırmaya başladı. Soğuktan çenem kaskatı olmuş, dudaklarım morarmış bir ölüyü andırıcak şekilde küvetin içinde uzanmıştım.
Soğuk,ruhuma ulaşmayı başarabilmişti. Ruhumun tadına ilk ve tek o bakmıştı. Soğuktu. Ruhum çok soğuktu. Soğuk bile üşümüştü. Hep kendime acı çektirmek için çalıştım. Bu benim için değerliydi.Ve hep böyle kalacaktı. Aklım uyuşmaya başlamıştı, düşünmekte zorlanıyordum. Erimeye başlayan buzlar gibi düşüncelerim de erimeye başlayıp suya karışmaya yüz tutmuştu. Soğuktan uyuşmuş bedenimle küvetten çıkmak için ayağa kalkmamla etrafa sular saçılıp banyoda sesi yankılandı. Havluyu alıp belime sarıp aynanın önünde kendimi incelemeye başladım. Titriyordum. Yüzüm bembeyaz olmuş, göz altlarımda mor halkalar yerini almıştı. Kendime acıdım.Her zaman olduğu gibi acıdım. İçim paramparça, kırık döküktü. Saçlarımdan düşüp çıplak vücudumda yol alan su damlaları bile acizdi. Aşağıdan gelen kapının açılma kapanma sesi düşüncelerimi cam parçalarına ayırmıştı. Ardından boş salonda yankılanan ayak sesleri de son darbeyi vurup tozla buz etmişti. Büyük olasılıkla Alpay gelmişti. Merdivenleri çıkmaya başladığı sırada adımı haykırmaya başladı. Ses tonu biraz endişeli ve korku doluydu.Bir süre ses vermeden bekledim.Daha da yüksek sesle bağırmaya başlayınca
"Banyodayım Alpay." diye seslendim.
Bir süre sessizlik oldu. Üzerimi giyinirken tekrar ayak seslerini duymaya başladım. Gittikçe yaklaşıyordu. Ben de bu sırada banyodan çıktım ve yüzü kan içinde olan Alpay'ı görmemle olduğum yerde mıhlanıp kaldım. Beni şaşırtan Alpay'ın dayak yemiş olması değildi, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlamasıydı. Vücudum biran da öyle bi kasıldı ki bütün kaslarım kopacakmış gibi can çekişmeye başlamıştı.
Çenem sertleşti ve sinirden gözüm dönmüş bir şekilde tısladım.
"Hemen şimdi ya ağlamayı kes ya da defol git."
Gözümün önünde o ağlamaya devam ettikçe bedenim alev alıyordu. Ne olduğunu gayet iyi biliyordum, neden dayak yediğini, neden ağladığını...
Ne ağlamayı kesiyordu ne de gidiyordu. Kana bulanmış göz yaşları içinde öylece bana bakıyordu. Sinirle ona doğru yürümeye başladım ve bütün gücümü yumruğumda toplamış gibi bir yumruk da ben attım. Daha sonra banyoya çekip erimeye yüz tutmuş buzlu suya kafasını sokup sokup çıkarttım. Suyun rengi kırmızıya bulanırken bütün hırsımla bağırmaya başladım. "Aptal! O adamı öldürmek zorundaydık. O ölmek zorundaydı!" Suyun içinden kafasını çıkarttığım anda derin derin öksürmeye başladı.
Sesi banyoda yankılanıyorken zar zor konuşabilmişti.
"Abi vicdanım huzur vermiyor, dayanamıyorum."
Elimi sertçe ensesine yerleştirip biraz da sıkarak öfkeyle şunları fısıldadım.
"Bizler basit acıların insanlarıyız. Basit acıların basit insanıyız . Oyunu kuralına göre oynarsan kaybedersin.Şimdi o şerefsiz vicdanını çöpe at. Anladın?"
Sinirim kendini yavaş yavaş dinginliğe bırakırken Alpay'ın sesi kulağımı doldurdu. "Anladım abi anladım. "
"Sakın bir daha ağlama karı gibi !" Bunu söyleyince güldü. Alpay işte. Buydu, acısı da sevinci de anlıktı.
Kapıya doğru yönelip çıkmak için gidiyordum ki aptal arkadaşımın sesi tekrardan banyo da yankılandı.
"Vazgeçtin, korktun ve vazgeçtin.Korkak!"
Olduğum yerde öylece durmaya devam ettim. Derin bir nefes alıp tekrar konuşmaya başlayınca gözlerimi gözlerine diktim.
"Sen korkaksın, ablama aşık olduğunu zanneden onu koruduğunu sanan bencilin tekisin!" Sakin sesi giderek yükseliyordu.
" Ablamı korumak için adamı öldürdük öyle mi? Sen ölümden korktuğun için öldürdük."
O konuştukça içimden neşterle parçalarımı kesiyorlardı sanki. Haklı değildi. Ölümden korkmuyordum.Ölüm anahtardı, çözümdü. Basitti...
Ablasına aşık değildim.Ama onu sevmeye mecbur bırakılmıştım.O, beni onu sevmem için mecbur bırakmıştı.Sırf aptal bir hastalık yüzünden beni dünyasının merkezine yerleştirmişti. Hastaydı,hasta bir adamı sevecek kadar hastaydı.Ne onu kurtarabildim ne de kendimi.Hasta adamın kurtlar sofrasına düştü.Onu koruyamadım. Alpay'ın bakışları altında ezilmeye başlarken yuttum bütün bu gerçekleri.Derin bir nefes çekerken omuzlarım düştü. Geçmişi silmeye çalıştıkca acılarla yüzleşmek zorunda kalıyordum.Kahverengi gözleri bir cevap bekler gibi ısrarla bakıyordu. Daha fazla dayanamıyordum.Bir hışımla çıktım banyodan. Beynimdeki bütün hücreler boşluğa düşmüş gibi sessizdi. Hepsi huzurluydu acının kollarında. Hasta adamın acı çeken düşünceleriydi onlar. Beynimi boşaltmak için evden dışarı çıkıp yürümeye başladım.Ne yöne gideceğimi, ne yapacağımı bilmiyordum.
Rüzgar bedenimi kucaklarken bir sigara yerleştiridim dudaklarıma.
Derin derin çekerken rüzgarın savurduğu duman yüzümü yalıyordu. Panzehirdi.
Yürüyordum biliyordum ki bu şehirde bütün yollar denize çıkardı. Denize kavuşana kadar yürüdüm. Beynimin köşesinde arsızca kıvranan anılar hatrıma düşmeye çalışıyordu. İmkânsızdı. Bu kadar cesaretli değillerdi. Biliyorlardı ki bunun sonu eziyetle sonlanan bedendi.
Derin bir nefes alıp oturdum kaldırım kenarına. Bir sigara daha yaktım. Yüreğime kor olması umuduyla.
" Küçük adam efkârlanmış. "
Bu tanıdık sesi duymamla birlikte kim olduğunu tahmin etmeme fırsat vermeden yanıma oturdu. Ela gözlerini kocaman açmış bana bakıyordu. Hafızama istemsizce kazıdığım bu yüzü bir daha görmek garip gelmişti. Derin bir nefes alıp önüme döndüm ve onu yok sayarak sigaramı içmeye devam ettim." Küçük adam büyümelisin artık. "
Bu cümlesini es geçerek soru mu yönelttim.
" Burda ne işin var?"
Sorumun üzerine hafifçe gülümsedi ve dalga geçer havasında
" Okula geldiysem demek. Belki bu yüzdendir ha?" Cümlesini bitirdiği anda etrafıma bakınmaya başladım. Nasıl bir hızla yürüdüysem okula kadar gelmiştim. Yüzümü tekrar kıza çevirdigimde çarpık bir gülüşle bana bakıyordu. Göz ucuyla bakarken öfke kokmaya başlayan sesimle
"Defol " dedim.
O ise bunu hiç duymamış gibi konuşmaya devam etti.
" İsmim Emine, Volkan. Memnun oldum."
Gerçekten sabrımı zorlamaya başlamıştı. Tıpkı diğer kızlar gibi yaptığı bu konuşma iyice sinirlerimi bozmuştu. İsmimi nerden öğrendiği, niye öğrendiği dahi umurumda değildi. Usulca ayağa kalkıp kıza hiç bakmadan yürümeye başladım. Bu sırada içimde bir cevap verme isteği nüksetti.Bu yüzden geri dönüp kıza doğru bir iki adım attım. Yüzünde sanki zaten bunu bekliyormuş gibi gülümseme oluşunca elimde son demlerini yaşayan sigaramı elinin üzerine bastırırken
"Benden uzak dur kızım, yoksa benim ateşimde seni kül ederim. "
Sigarayı elinde söndürdüğüm hâlde hiç bir tepki vermeden öylece durdu. Acımasızdım...
Hafifçe üzerine doğru eğik duruyorudum. Gitmek için doğrulduğum sırada beni kolumdan tutup hırslı ses tonuyla fısıldadı.
" Bedensel acı senin olsun, ben senin ruhunu kül edicem. "

ŞİMDİ OKUDUĞUN
NARSİST
Teen FictionAteşle yanmayı bekleyen bir ruh. Acıyı iliklerine kadar işlemekten zevk alan bir beden. Siyahın gölgesi. Hissiz ve Duygusuz VE En dehşet verici acıyı yudumlamak üzere...