13.bölüm

910 57 19
                                    


Dudaklarını boynumdan çektiğinde öfkeyle yüzüme bakıyodu. Yine eski sinirli selim geri gelmişti, elini çekip benden uzaklaştı . 

"Bu seni ilgilendirmez" 

"Ya bilmek istiyorum. Neden o kadar kızgınsın savaşa?" 

"Sen herşeye burnunu sokma şebnem. Seni ilgilendirmez dediysem ilgilendirmez!" 

Hiç bişey söylemeden kapıya doğru gidip açtım 

"Güzel. O zaman şimdi odamı terk et." 

Anlamaz ifadeyle yüzüme baktığında kolundan tutarak kapıya çektim  

"Odamdan çık!" 

Dişlerini sıkıp bana sinirle bakarken hızlı adımlarla odadan çıkıp kapıyı çarptı. O bana istediğini yapıcak ve ben de tepkisiz kalıcam öyle mi? Savaş hakkında istediklerimi öğrenene kadar pes etmiyicem ve şimdi selimi kızdırıcak şeyler yapmalıyım . 


Sabah güneşin ışığı odaya düşerken gözlerimi ovalayarak yerimden kalktım. Muhtemelen bu gün de savaş ve selim işle ilgili şeyler konuşucaktı ve benim de o toplantıya yetişmem gerek. 

Hızla hazırlanıp odadan çıktığımda selimle çarpıştım, ikimiz de başımızı tutarken o çoktan bağırmaya başlamıştı bile 

"Önüne baksana kızım!" 

"Burası benim odamın önü. İster bakarım ister bakmam! Hem senin ne işin var burda?" 

"Kahvaltı için seni insan yerine koyup çağırıcaktım."  

"İstemez, koyma beni hiç bişey yerine, sen kendini düşün" 

"Seninle çeneleşemiyicem burda. Geliceksen gel, uğraşamam senle." 

"Gelmiyorum. Ayrıca şimdi savaş beyle toplantı var, ne kahvaltısı?" 

"Beklesin biraz, ölmez."  

"Gerçekten sadece kendini düşünüyosun." 

Sırıtıp arkasını dönüp giderken; 

"Ben gireyim o zaman toplantıya, savaş beyi bekletmeyelim." dememle beraber arkasını hızla dönüp sert bi şekilde kolumdan tutdu. 

"Ne dedin sen?" 

"Ben gireyim diyorum." 

"Hiç bi yere gitmiyosun! Toplantıya giricekmişmiş! Benimle kahvaltıya geliceksin, anladın mı?!" 

"Bırak kolumu!" 

"Düş önüme!"  

Manyak! Kolumu çekmek istediğimde bırakmayıp daha da sıktı ve beni asansöre soktu  

"Ya bırak kolumu canımı acıtıyosun!" 

Ben öyle dediğimde kolumu daha da sıktı, ben acıdan kıvranırken diğer elimle onun elini kolumdan çekmeye çalıştım ama parmaklarını çok sıkı tutmuştu, gözlerim git gide dolmaya başladı. 

"Ya niye yapıyosun bunu?" 

"Bi daha savaş konusunu açmıyıcaksın. Eğer bi daha öyle şeyler söylersen kolunu kopartırım, tamam mı bebeğim?"  

"Bırak kolumu lütfen" 

Asansörün açılmasıyla beraber kolumu bırakıp önden gitti. Diğer elimle kolumu ovuştururken ben de arkasından gittim 

______________________ 

Ben burda kolumun acısıyla cebelleşirken o karşımda hayvan gibi kahvaltı ediyodu. Hiç bişey olmamış gibi keyifle kahvaltı etmesi sinirimi bozuyodu, hala kolumu ovuşturduğumu gördüğünde elindeki çatalı sertce tabağa bıraktı 

Masum Değiliz (ŞebSel)Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin