Bölüm 3

101 13 0
                                        

A week ago he said to me
Do you believe I'll never be too far
______________

Louis hala neden böyle bir tepki verdiğini, umutsuz birinin ölümünden neden tırstığını anlayamadı.

Hemen çağırıldığı gibi müdürenin yanına doğru gitti.

Nemli ve bir o kadar da kasvet dolu, karanlık, zarar görmüş, küf kokulu duvarların arasından geçmeye başladı. Merdivenler dikti ve çıkılması zordu Louis bir anlığına trabzana dokunmaya karar verdi ama tozlar netlikle görünüyordu. El yordamıyla duvara dokunarak gitmesi gerekliydi yalnız duvarda bulunan sinek ölüleri tiksinmesini sağladı. Loş ama romantik hissettirmeyen ışıklar gözlerinin sızlamasına neden oluyordu.

Genç adam bir binada ne kadar eziyet çekebilirse o kadar eziyete mazur kalarak müdürenin odasına gelebilmişti.

Kötü koku müdürenin odasında yerini lavanta kokularına bırakıyor ve lavanta gibi lila renkteki duvarların beyaz taşlı koltukların ve duvarlardaki kedi resimlerinin olması klinik ile odası arasında büyük bir çelişkiye neden oluyordu.

"Merhaba Bayan Gabrielle." Yapmacık gülümsemesi elmacık kemiklerini belli ederken masmavi gözleri kısılıyordu.

"Merhaba Tomlinson. Biliyorsun ki daha fazla eleman alacağım buraya ve de her 6 hastalık kümelerle ilgilenmesi için bir kişi ayarlayacağım. Mülakat olmadan önce listeni vereyim dedim." Kadın üçgen kedi gözlüklerini burnuna indirerek A4 kağıdı genç adamın eline tutuşturdu ve onun incelemesini bekledi.

Beklediği olmuştu ki Louis merakla kağıdı almış bakıyordu.

1) Valerie Moment
2) Oliver Mackenzie
3) Tom Wolfman
4) Amanda Katherine Caroline
5) Harold Edward Milward Styles
6) Demetria Caroline

İki kız kardeş de ondaydı. Ama asıl ilgisini çeken Harold idi. Bir anda uzun bukleleri ve yeşilleri ile Harry geldi. İstemsizce gülümserken nerede olduğunu unutuyordu.

"Beğenmene sevindim şimdi çekilebilirsiniz." Hafif bir ürperme ile uzaklaştı Louis.

Yine eziyet dolu merdivenlere yaklaştı.

İniyordu ki sol elini kaldırarak saate baktı. Zaman sanat zamanına gelmişti. Hemen biraz daha renkli kata indi. Ve de hemen sanat odasına girdi.

İceride boyalar, tuvaller, müzik aletleri vardı. Duvarlara notalar şeklinde stickerler yapıştırılmıştı ve resim çizen Demetria'nın yanına yaklaştı.

"Bugün ne çiziyorsun?" Sevgiyle sordu.

"D-daha hala i-ilk resmi-mimdeyi-im." Korkudan hemen kekelemeye başlayınca Louis onun sırtını sıvazlamaya ve sakinleştirmeye çalıştı.

"Bu bir ağaç mı? Gayet güzel görünüyor."

"O o bir ağaç ama ki-kiraz ağacı. Bu yüzd-den pemb-be"

"Bu çok hoş. İstersen sonra gelebilirim?" Sorar bir edayla söylemişti cümlesini.

"T-tabiki" Louis hemen Harry'e yaklaştı. Harry elinde kağıt ve kalem bir şeyler yazıyordu. Burada okuma yazma bilen nadir hastalardan biriydi.

"Bu ne Harry?" Louis merakla sordu. Sesinden ilgi akıyordu resmen.

"Bunun bir şarkı olması gerekiyor." dedi yüzünü buruşturarak ve güldü. Louis de ona gülerek ağzından şu kelimeler döküldü;

"Ritmi nasıl olacak?"

"Dın dın dın dın dıdın dın dın dın dın dıdın" Louis bu cevabı beklememişti ve gülümsemişti. Sözleri okumak için eğildi.

"Ama burada bir şey yazmıyor."

"Öyle bir olay bekliyorum. Yazılacak türden. Ahh." Louis merakla yerden sızan kana baktı. Ve merakla eğildi. Harry'nin ayağındaki izler onu şoke etmişti.

"H-harry bu da ne böyle?" Kırbaç izleri gibiydi. Kanadığına göre yeniydi ama bu nasıl olmuştu ki? Louis sinirlenmeye başlıyordu.

"Falaka Louis. Senin cezanı çektim." Ne falakası ve ne cezasıydı bu. Hemen bunu anlamalıydı.

"Harry başından geçen her şeyi bana anlat." Louis bir hikaye dinlemeye başlamıştı bile.

"Sen bana göz kırpınca bir kadın beni aldı ve götürdü. Loş ışıklardan geçip çok alt katlara indik bu sarayın içinde ve en sonunda bir falaka ile karşılaştım olay bu Louis."

Louis Harry'nin hastalığını biliyordu. Anlattıkları gerçek olmasa da izleri gerçekti ve bu yüzden hemen müdürenin yanına gitti. O sürtük kim bilir zavallı Harry'sine ne yapmıştı.

Harry'si mi? Yüce isa aşkına o onun Harry'si falan değildi.

Louis hem kendine hem de burada neler döndüğüne ilişkin bir sinirle bir anda müdüreye gitmekten vazgeçerek Harry'nin yanına döndü.

"Benimle küçük bir gezinti yapmak ister misin Harry?" Harry olumlu anlamda kafasını salladı.

Louis onu sarayın (!) en aşağı katına indirecek ve her şeyi soracaktı. Bilgiler edinecekti ve de müdüreye değil bir karakola kanıtlarıyla uğrayacaktı.

Bu ayki maaşıyla bir fotoğraf makinesi alacak ve ilk olarak Harry'nin ayağını çekecek ve ses kayıt cihazı yardımıyla bu işi çözecekti.

Siktir. O lanet olası bir ajan değildi. Ve burada her ne boklar dönüyorsa Louis bunları yapanı gebertecekti.

*********

Allahhhh *-*
117 kişi arasında 29 oy neeee??
Mükemmelsinizzz ♡♡

Walking In The Wind l.sBağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin