Birşeylerin biteceğini sezinlemiştim. Ama bu kadar erken değil. Evet evet tam 1 aydır yazmıyorsun bana. Neden konuşmuyoruz bilmiyorum. 1 ay nasıl geçirmişim sensiz ben. İki hafta zor dayanmıştım sen yokken. Şimdi ise 1 ay olmuş. Yavaş yavaş yokluğuna alıştırdın beni. Fark ettimde hayatıma renk katıyormuşsun. Sen yokken boşluğa düşmedim değil. Kendimi yalnız hissettim. Onca kalabalığın içinde. Arkadaşlarım bile farketmişti bendeki garip değişimleri. Sorduklarında tam anlatamadım. İçimdeki seni kimse bilmesin istiyordum. Çünkü onlar seni gözümde büyüttüğümü sanacaklardı.
Onlarada hak veriyorum. Nereden bilebilirlerdiki seni böylesine sevdiğimi. Ben bile kendimi böyle görmeye alışık değilken, onlara tuhaf gelmesi normaldi...
İyice içine kapanık birisi oldum. Sınıftan çıkmamaya başladım. Yaz günlerini çok severim. Ama sen olmayınca haziranlar şubat olur. Hayatın tadı kalmaz. Ama içimde bi his var bana yazacaksın yine. Biliyorum belkide istediğim için böyle düşünüyorum. Bunu öğrenmek için zamana ihtiyaç var.
Bi kaç gün geçti ve doğum günün geldi. Sana mesaj attım kutlamak için. Teşekkür ederim dedin. O gün iki cümlecik konuştuk sadece. Yapacak bişey yoktu. Seni kendi haline bırakmak istedim.
Ben seni her beden dersinizde izlerdim. Çünkü seni aralıksız olarak izleyebildiğim tek zaman dilimiydi o. Cam kenarında oturmuyordum. İşte bu yüzden arkadaşlarımı ikna ederdim iki ders boyunca orada oturmak için. Seni uzaktan ve haberin olmadan izlemek güzeldi. Uzaktan sevmekte...
Ben sana aşığım ve bu aşk belki de fazla sana. Gelirsen bekliyorum ama gelmiyorsan çağırmıyorum. Seni seninle bırakıyorum.
Hayat herkese aynı şekilde davranmıyormuş demekki. Bazen büyümek için yıllara ihtiyacı olmaz insanın. Yaşadıkları da onu büyütebilir. Bazen alıp başımı gitmek istiyorum. Herşeyi arkada bırakmak kolay değil ama herşeyle beraber yaşamak da akıl alır işi değil...
