3.Bölüm

33 4 1
                                    

Sanki beni hatırlamış da eskisi gibi minik kelebeğim diyecek gibiydi. Keşke hatırlasa keşke bana yine minik kelebeğim dese.

"Minik kelebeğim." diyip gözlerimin içine baktı. Beni hatirlamıştı ve bir anda sarıldı. Okadar sıkı sarılıyordu ki neredeyse kemiklerin kırılacaktı.

"Hatırladım sevgilim ama sadece seni hatırladım senden başka birşey hatırlamıyorum. Özledim seni minik kelebek." okadar mutluydum kii sarp resmen beni hatirlamisti eskisi gibi bana minik kelebeğim demişti ama sadece beni hatırlıyordu ,tuhaf.

"Bende seni özledim mavişim. Buldun beni bir daha kaybetme tamam mı? sensiz hep eksiğim ben." mavi gözleriyle bana öyle masum bakıyordu ki onun o bakışı beni benden alıyordu.

"Seni bir daha asla kaybetmem , bırakmam bundan sonra benimsin sen ne olursa olsun ve hep benimlesin seni çok seviyorum."

"Ne olursa olsun bırakma hep beni sev ve bana söz ver birlikte yaşlanıcaz."

"Sana söz veriyorum ölene kadar benimsin birlikte yaşlanıp torunlarimızı sevicez seninle." şuan içimden bağıra bağıra ağlamak geliyor ama yapamıyorum. Onu gerçekten ozlemişim bana dokunuşunu,bakışını herşeyini.

"Birlikte uyuyalım mı ? Sana sarılp uyumak istiyorum." bu teklifini reddedemezdim çünkü bende ona sarılıp uyumak hatta derin uykuya dalıp hiç uyanmamak istiyordum. Yanına yatıp bahtaniyeyi üzerimize çekip kolunun üstüne yattim ve kolumu beline sardım. Sarılmayı özlemişim.

"Şuan uyuyup keşke bir daha hiç uyanmasak belki önümüzdeki kötülükler bizi ayıramaz mavişim."

"Seni seviyorum minik kelebeğim."

"Bende seni seviyorum mavişim." ona sımsıkı sarılıp gözlerimi kapadım ve onu hayal ederek uyudum.

"Sabah oldu minik kelebek hadi uyan!" gözlerimi acar açmaz onun sesini duymak ninni gibiydi. Her zaman istediğim şeyi gerçekleştirdi. Yataktan doğrulup bahtaniyeyi üzerimden çektim. Yataktan inip pembe terliklerimi giydim. Kapıyı açıp cikacakken sarp önümde ağzında gül elinde kahvaltılık tespsisiyle dikiliyordu.

"Günaydın minik kelebeğim." ağzındaki gülle bana bunu söylemeye calisirken o kadar tatliydi ki yanaklarını sıkasım vardı. Geri çıkıp onu içeri aldim yatağa oturup birlikte kahvaltı ettik. Ben bu çocuğa aşığım.

"Çabucak yememiz lazım maviş yola çıkıcaz." bunu söylerken bir yandan da agzimi yiyeceklerle dolduruyodum.

"Neden sevgilim?"

"Senin herşeyi hatırlaman için seni bir yere görürücem." hemen tepsiyi kaldırıp üzerimi degistirmek için kıyafetlerimi alıp banyoya girdim. Giynirken babamın beni orada bulup yine hayatimi mahafetmemesi için dua ediyordum. Giyinip ciktim sarp elinde çantalar beni bekliyordu. Evi toparlayıp hemen taxi cağırdim. Kapıda taxiyi beklerken sarp bana baktı.

"Orda kotu bir geçmişin var mı?" sorusunu sordu. Var desem gitmemek için ısrar edicekti.

"Hayır hayatım." diyip gülümsedim. Takxi geldi cantalari bagaja yerleştirip arka koltuğa oturduk. Otogara doğru yol aldık. Sarpın omzuna başımı koyup elini tuttum.

"Herşeyi hatırladiğinda bana karsı olan sevgin azalmaz dimi?" çünkü onu bırıp gitmiştim. Bana yalvarırken onu bırakmıstım.

"Tabiki de hayır sevgilim. Benim sana karsı olan sevgim asla bitmez." konuşmaya dalinca otogara yaklastıgımizı fark etmemistik.

" buyrun efendim." parayı sarp vermek istedi aramizda tartisinca beni zorla arabadan indirdi ve parayi verdi. Çantalarımızı alıp otobüsün olduğu tarafa doğru ilerledik. Elimi tuttu. Ve bana bakıp mavis gözlerini kısarak güldü. Cantalari otobüsün bagajina yerleştirip otobüse bindik. Kalkmasına 4 dakika vardı. Ben yine basımi omzuna koyarak uyumaya karar verdim.

Bağırış sesleriyle başmı sarpin omzundan kaldırarak sarpa neler olduğunu sordum. Bilmedigini söyledi saate baktığımda neredeyse 1 buçuk saattir uyuduğunu fark ettim. Neler olduğunu anlamak için camdan baktığımda babam elinde silahla otobüsün önünde bağrınıyordu. Elinde neden silah vardi ve neden otobüsü durdu ve hatta benim bu otobüste olduğumu nereden biliyor?
Telaşlı bir şekilde ayağa kalktim.

"Hayatim otur adamin elinde silah var nereye gidiyorsun? "

"O benim babam maviş." dediğimde sarp saskin ifadeyle bana bakıyordu. Şoföre otobüsün kapısını acmasını söyledim. Sarp ayağa kalkıp yanıma geldi.

"Gitme ! " otobüsten inip babamın karşısına çıktım. Otobüs şoförü kapıyı kapattı. Sarp içerde defne diye bağrınıp duruyordu onu o halde görünce gözlerim dolmustu. Babama dönüp;

"Nerden biliyorsun bu otobüste olduğumu ve o lanet olasi yere dondugumu?" ağlamaklı sesle konuşuyordum ve o adam bana nefretle bakıyordu. Bir anda silahı bana doğru tuttu.

"Senin yüzünden! Anlıyor musun senin yüzünden!"

"Ne benim yüzümden ya ne diyorsun sen! Hayatımı vahfeden sensin!" ne sacmaliyor bu adam yine. Otobüsün kapısı acildi sarp inip onume geçti.

"Sarp çekil önümden bisey yapamaz lütfen!"

"Hayır defne cekilmem vuracaksa beni vursun!"babam öyle nefretle bakıyordu ki kotu bir şey yapmisim gibi. Babam tetiği çekti.

"Senden nefret ediyorum!" işte silah sesi istediğini yaptı o adam.

İmkansızHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin