Bölüm3

86 7 2
                                    

"Senin beyin hücrelerindeki sorunu-" lafımı devam ettiremeden Tex beni durdurdu "Tamam tama sakin ol." diye beni yatıştırmaya çalışıyordu. "Sevecek başka kız bulamadın mı!?" dedim sinirle. "Kusura bakma kalbim senin o saçma intikamını düşünerek hareket etmiyor!" diye bağırdı. Bana bağırması beni çileden çıkarıyordu, sinirleniyordum. Ya dostumu silecektim ya da kardeşimin intikamını almayacaktım. Kafam karmakarışıktı, ne yapacağımı bilmiyordum.

3 saat öncesi

"Anladın mı Tex? Arabaya hafif çarp ve kaç, ben arayınca gelip bizi alacaksın" "Tamam Scott defalarca konuştuk biliyorum" dedi ve arabaya bindi Tex. Jackson arabadaydı fakat bi' huzursuzdu. Başından beri bu işin olmasını istemiyordu. Cesur biri olduğunu sanıyordum fakat o ise William'ın adamlarından daha doğrusu ordu oluşturabilecek kadar adamlarından korkuyordu.

Ağaçların arasına iyice sokuldum. Tex kızın arabasına çarpıp kaçacak bende yardım etmek için kızı kandıracaktım. Umarım bir aksilik çıkmaz.

Yaklaşık 5-6 dakika sonra bir araba geçti önümden, evet sanırım bu o idi. Tex ara yoldan çıkıp hafif arabaya sürtünüp uzaklaştı. Ani bir fren sesinden sonra kız arabadan indi.. Arabadan iner inmez telaşla arabanın sol tarafındaki çok net olmayan çiziğe bakıp elini alnına götürdü. Yavaşça yürüyerek yanına gittim.

"Merhaba" dedim tanışmak istediğimi belli ederek. "Merhaba" dedi hiç yüzüme bakmadan. "İsterseniz arabanızı-" "Ah hiç gerek yok, önemli bir şey değil zaten."dedi lafımı keserek daha ne diyeceğimi bile bilmeden. Sanırım benden hoşlanmamıştı. Arabanın kapısını açtı ve arabaya binmek için yeltendi fakat kolundan onu tuttum. Şaşkınlıkla yüzüme baktı.

"Sen ne yaptığını sanıyorsun!?" "Ah çok üzgünüm" dedim ve etherli mendili burnuna tuttum. 5-6 saniyelik çırpınıştan sonra hareketsiz bir biçimde kollarımdaydı. Cebimden telefonu çıkardım ve Tex'i aradım. "Efendim, Scott" "Hadi gelin, biraz çabuk olun birileri gelmeden buradan gitmeliyiz." "Tamam uzakta değiliz 4-5 dakika sonra oradayız" dedi ve telefonu kapadı Tex. Telefonu tekrar cebime koydum. Arabadan kızın çantasını aldım ve telefonunu aramaya başladım. Lanet olsun neredeydi bu telefon. Ben telefonu aramakla meşgulken telefonum çaldı. Kim değiştirmişti benim zil sesimi. Telefonumu cebimden çıkardığımda benim telefonumun çalmadığını anladım. Kızın telefonu olmalıydı. Ses pantolonunun cebinden geliyordu. Telefonu cebinden aldım ve arayana baktım. Ekranda gördüğüm yazı beni güldürmüştü. "Abim" .Telefonun kapağını açtım içinden hattı alıp telefonu ağaçlıkların arasına bir yere fırlattım. O sırada Tex ve Jackson geldi. Jackson hemen arabadan inip kızı kucağına aldı. Endişeli gibiydi. Bende arabaya bindim ve Jackson'ın amcasının dağ evine doğru yol aldık. Ön koltukta ben, sürücü koltuğunda Tex,arka koltukta Jackson ve kucağında yatan kız vardı. Yol uzun olduğundan kafamı cama yasladım ve düşünmeye başladım. Gerçekten masum birini mi öldürecektim? Ben katil olabilir miydim? Düşüncelerim kızın "Jackson" demesiyle dağıldı. O Jackson'ın adını nerden biliyordu? Kafamı arkaya doğru çevirdim. Jackson yutkundu ve kıza baktı. "Lydia bak-" kız lafını böldü. "Burada ne işim var" dedi ve bana baktı. Beni görünce sözlerine devam etti. "Bunun burada ne işi var? Lanet olsun neler oluyor? Bir açıklama bekliyorum!?" dedi sinirle. Beni 'bu' olarak tanımlaması sinir bozucuydu. "Adım Scott" diye düzelttim. Lydia Jackson'ın kucağından kafasını kaldırdı ve rahatsızca yan tarafına oturdu. Neler olduğundan habersizdi ama endişeli gözükmüyordu sadece meraklı gözlerle Jackson'ın ona bir şeyler söylemesini bekliyordu.

Ama ondan önce benim cevabını almam gereken bir soru vardı. "Jackson senin adını nerden biliyor?" Jackson bir şey söylemedi o sırada adının Lydia olduğunu öğrendiğim kız atladı "Sevgilimin adını bilmem doğal bir şey olsa gerek" dedi. Tex arabayı aniden durdurdu, arkaya döndü ve "Ne!" diyerek şaşkınca baktı. Kaşlarımı çattım ve öfkeyle nefes alıp vermeye başladım. "Lanet girsin!" diye bağırdım ve sertçe kapıyı açıp arabadan indim.

RevengeHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin