İsim? (2)

24 2 0
                                    


Gidiyordu, henüz ismini dahi söylemedi ve özür dilemedi! En azından beş dakika muhabbet edip bir şeyler öğrenebileceğimi düşündüm. Peşinden gitmeden önce sırt çantamı alıp omuzlarıma geçirip peşinden koşmaya başladım. Ona yaklaştıkça yavaşladı, ani şekilde arkasını dönüp tekrar tüfeğinin namlusunu göğüsüne bastırıp içimi eriten sert bakışlarını gözlerime çevirdi. Dişlerini sıkıyor, dudaklarını oynatıyor ancak konuşmuyordu. "Küfür mü ediyorsun?" dedim alaycı şekilde, cevap vermedi ve sol eliyle beni geriye ittirerek tekrar önüne döndü.

"Dur bir ya, dur!"

Arkasını dönüp, bıkkın şekilde suratıma baktı, acizdim ona karşı çünkü suratım topraktan neredeyse tamamen kirliliğe bürünmüştü. İçme suyumu yıkanmam için kullanacak gerizekalı tiplerden değildim ve bundan gurur duyuyordum.

"Dur, bir konuşalım yahu! İki aydır bir insan gördüm, suyum var dudaklarını ıslatırsın biraz dertleşiriz olmaz mı?"

"Buna ayıracak vaktim yok gerizekalı, yoluna bak."

"İsmini söylemedin? Ben Poyraz!"

"Söylemem mi gerekiyordu?" dedi sinirli şekilde. Korktum, ağzımı açamadım ve kollarımı dizlerimin üstüne bırakarak gitmesi için gözlerinin içine kesildim. Anlamıştı ondan bıktığımı, yavaş yavaş yoluna devam ediyorken bir adımında ayaklarının altında ezilen kumların bir kısmı havaya kalkmıştı. Kumların kalkmasından sonra silah sesi duydum, tizdi ancak yakınlardan geldiği belli oluyordu. Sanırım görüş açılarında olmadığım için direkt yolda yürüyen ve bir tüfek kullanan kıza isabet almışlardı. İsimsiz kızımız yere attı kendini, yaralanmadığına emin olmak için iyice süzdüm vücudunu ancak yanlış anlaşılacağımı düşününce elimi ona doğru uzatıp karşılık vermemesine rağmen omuzundan kavrayıp kendime doğru çektim. Görüş açılarından çıktığına emindim, arkamızda büyük bir ağaç bulunuyordu, ona doğru süründüm isimsizi çekerek. Sol elimi ağzına götürerek konuşmaması için dudaklarına engeli koydum, nefes dahi almayarak duyulan ayak seslerini anımsamaya çalıştım. Bir veya birden fazla kişi olsaydı, şansımız neredeyse sıfıra inecekti. Tek problem bu değil, silah sesi arazide oldukça uzaklara gidebilir ve beyinsiz dahi olsalarda bu sese mutasyonlar güzel bir yemek için yola koyulabilir. Sadece bir ayak sesi duydum, hafif hafif bitik çimlerin üzerinden basıp geçerek kuma ulaştı, ağacın tam çaprazında olduğuna emindim ellerimi kızın dudaklarından çekerek sırtımı ağaca yapıştırmış şekilde ayağa kalktım ve sesin biraz daha yakınıma gelmesini bekledim. Saniyeler sonra yanımdaydı, kafasını bize doğru uzatsa ikimizi gafil şekilde avlayabilir, çantamızdaki yiyecek ve içecek hazinelerine sahip olabililirdi ancak kolay olmayacak. Adamın kafasını çeviremeden üstüne atlayıp, çenesine sert bir yumruk patlatmam bir oldu. Biraz afalladığını gördüm, arkaya doğru sendeledi ve yıpranmış ayağımı kaldırıp karın boşluğuna sert bir tekme daha attım. Sonunda kendini yere bırakmış, kesilen nefesini kontrol etmek için suratına taktığı bezi çıkartıp öksürmeye başlamıştı. Üzerine çullanıp burnunun kıvrım noktasına bir yumruk daha attım, kanamaya başladığını gördüğümde mutlu olmuştu, evet insan kanı! Bir yumruk, bir yumruk daha! Sonunda yerdeydi, üstünden kalkıp baygın olduğunu düşünerekten kıza doğru döndüm. Şok şekilde tüfeğini adama doğru tutuyor, göz ucuyla beni kesip tekrar ona kilitleniyordu. İyi olup olmadığını kontrol etmek amaçlı elimi ona doğru uzattığımda tüfeği bana doğru kaldırdığını gördüm ancak namlu bana ulaşmıyor, kolumun altından adama ulaşıyordu. Kafamı henüz arkaya çevirmeden adamın tuttuğu silahı bize doğru kaldırdığını gördüm, suratının bir kısmını kan bürümüş şekilde suratıma bakıyor ve tetiğe baskı uyguluyor! "BANG!" Merminin bana ulaşacağını sanmıyorum ancak içimde bir his beni ismini dahi bilmediğim ve beni defalarca istemediğini belirten kızın önüne atıyorum. Sırtımda oluşan acı hissinden sonra kızın kollarından süzülüp yere düşüyorum, arkadan bir el silah sesi daha duyuyorum. Daha tok, daha sesli. Kızın öldüğünü dahi düşünecek zamanım yoktu, tam olarak gökyüzüne bakıyor ve güneşin batışını yavaş yavaş izliyorum ancak acıdan dolayı dişlerimi kenetliyor hafif hafif hırıltılar içerisinde gözlerimi kapatıyorum.

KıyametHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin