İlk hafta sonu sabahına kulağına gelen mont fermuar sesi ve eller ile ezilen poşetin hışırtısıyla uyandı. Dün gece olanların neredeyse hiçbirini hatırlamıyordu. Sadece bir karnında biraz sızıldı ve belinde hafif bir ağrı vardı. Yatağından doğrulduğunda gözüne ilk çarpan kişi Jeff oldu. Başı hafif önünde eğik bir biçimde kalkarak yanına gitti. Lerry'nin geldiğini görünce başka bir işle uğraşıyormuş gibi yaparak yüzünü çevirdi. Jeff'in omuzuna elini koyar ve :
-Bak dostluk demek hiçbir zaman yalnız bırakmamak demektir. Tamam belli ki bir hatam var kabul ama bunu yüzüme söylemek yerine neden surat asıyorsun ?
-Surat asmak mı ? Sana defalarca yaptığının yanlış bir şey olduğunu söyledik. Ama bizi dinleyen kim.
-Dün akşam olanların hiçbirini hatırlamıyorum demek ki bana bir şey olmuş ki hatırlamıyorum yoksa neden unutayım ki ? Her şey için özür dilerim Jeff.
-Lerry , asıl özrü benden değilde Lily'den dilesen nasıl olur ? Çünkü en çok onun canını yaktın ?
Bu lafın ardından aklına dank etmişti. Sahi Lily'den daha çok özür dilemesi lazım. Peki ya Lily nerdeydi ki ? Ayağa kalkıp biraz düşündükten sonra kahvaltıya geleceğini tahmin eder. Kahvaltıda yakalarsa yakaladı , yoksa anca akşam yemeğinde görecekti. Alttan lacivert keten bir pantolon ,ve üstte gri kapşonlu hırka içine beyaz bir tişört giyerek yatakhaneden çıktı. Kapının önünde Peter'ı gördü. Artık yalnızlıktan çıkmıştı. Yanına giderek ne yaptığını sordu. Peter ise ona kasabadan alacağı malzemeleri yazdığını söyledi. Cidden kasabaya gidilecekti bugün ve Lerry'nin aklından tamamen çıkmıştı. Biraz beklemesini söyleyerek tekrar yatakhaneye girer ve ışınlanma taşını alır. Tekrar çıktığında Peter'ın da işinin bittiğini görür ve bahçeye doğru inerler. Ortamdaki sessizliği bozarak dün gece neler olduğunu sorar. Peter pek bir bilgisinin olmadığını sadece gerekli yardımı yaptığını söyler. Ona göre Lerry'e büyü yapılmış ve bunların hiçbirinin hatırlamadığını fark etmişti. Kendini zorluyor ama bir türlü hatırlayamıyordu. Bahçeye yaklaştıkça insan sesi dahada artmıştı. Kimse kendi sesinin duyamayacak kadar gürültülüydü ortam. Bahçeye geldiklerinde gözü Lily'i arıyordu. Etrafında iyice göz gezdirdi ama yoktu. Jeff'in yanı da boştu. Herkes kahvaltı yapmak için boş bulduğu yere oturuyorlardı. Lerry, Peter ile Jeff'in olduğu masaya geçti. Jeff'in ağzını bıçak açmıyordu. Tüm gün boyunca sessizdi. Peter ikisine de bakıp duruyordu. İkisi de o kadar ciddi duruyordu ki sanki biri ölmüş de cenazesine gelmişler gibiydi. Ortamın sessizliğini bozarak kasaba için gerekli malzemeleri saymaya başlamıştı. Bunlar ; Işınlanma taşı , görünmezlik yüzüğü ve sihirli botlar. Lerry sadece ışınlanma taşını aldı. Bu durumu Peter'a anlatınca oda bir şeyin olmayacağını nede olsa hemen gidip döneceklerini söyledi. Arza çıkacağını sanmıyordu oda ama ya kontrol varsa okulda sadece Lerry mi kalacaktı ? Kahvaltılarını bitirdiklerinde herkes okulun arka çıkış kapsına doğru yürümeye başlamıştı. Jeff aniden masadan kalkarak kalabalığın arasına karıştı. Derin bir iç çektikten sonra Peter ile beraber kalabalığı takip etmeye başladılar. Denizin kıyısına geldiklerinde Profesör Dagwood onları bekliyordu. Kısa bir süre sonra sessizlik çökmüş ve Profesör konuşmaya başladı:
- Umarım yaptığınız kahvaltı sizi iyi tok tutar. Gerekli malzemeleriniz yanınızdadır umarım. Eğer fark edilirse eksiklik ceza alırsınız. sizle beraber 3 öğretmen gelecektir. Bunlar Profesör Swhic , Profesör Gwen ve Mr.Tommy'dir. Bu kalabalık 3'e bölünecektir. toplam 150 kişiyi 50'şer şekilde dağıttılar. Lerry ise Profesör Swhic'in grubuna girmişti. Bu gruptaki kimseyi tanımıyordu. bütün tanıdıkları Profesör Gwen'nin grubundaydı. Gözü halen Lily'i arıyordu. Gelmemiş mi acaba ? Halen okulda mıydı ? İyice meraklanmıştı. Profesör Swhic üçe kadar saydıktan sonra gidecekleri kasabayı gösterip orayı düşünerek taşı yere bırakıp ışınlanacaklarını söyledi. Lerry, her söyleneni harfi harfine yapıyordu.Profesörün ağzından "Üçç!" sesi duyulduktan sonra herkes taşı elinden yere doğru bıraktı. Gözünü kapatıp açtıktan sonra kendini küçük dükkanlar olan , yerler ayak bileğine kadar kar dolu ve her dükkanların arka tarafından dolaşan minik sokakları olan küçük ve soğuk bir kasabaya gelmişlerdi. Dükkan çatılarında sarkan buz saçakları düştü düşecek kadar dengesizdi. Profesör Swhic sırayı bozmadan herkesin onu takip etmesini söyledi. Lerry montunu almadığı için çok üşüyor ve ellerini birbirine sürterek ısınmaya çalışıyordu. Profesör kendi grubunu öncelikle kırtasiye gibi orta büyüklükte ahşap bir dükkana doğru götürdü. İçeri girdiğinde ısınmaya başlamıştı. Etrafına bakınca bir sürü kitap , kalem , defter, taşlar ve yüzüklerin olduğunu gördü. kalabalığın çoğunluğu yüzüklerin olduğu reyona gitti. Lerry'nin dikkatini çekmişti herkesin oraya toplanması. Yüzüklerin üstünde sağlık olanı , görünmez olanı, büyüme olanı , küçülme olanı ve zehirleyici olanına kadar her çeşidi vardı. Bunlar harikaydı fakat fiyatları da öyle. Oradan ayrılarak kitap bölümüne doğru yöneldi. Kitapların üstünde rütbelere göre iksir ve büyü kitapları vardı. Hepsine teker teker bakarken kenarında Hamekefa Dagwood yazan bir kitap ilgisini çekti. Kitabı çekip aldığında kitabın ilk sayfasında Profesör Dagwood'un resmi olduğunu gördü. Hamekefa onun soyismi miydi ? Okuldaki herkes ona Dagwood diyordu ama nedense. Belkide en çok o kullanılıyordur diye öyledir. Kitabı biraz incelediğinde yazıların karmaşık olduğunu fakat bir sürü bilgi içerdiğini gördü. Şansa bakarsak o kitaptan sadece bir tane kalmıştı. Kitabı alarak kasaya doğru yöneldi. Kasada ki adam o kitabın çok eskidiğini hatta almasaydı atacağını söyleyerek bir dolar istedi sadece. Elini cebine atarak o bir doları masaya koyduktan sonra dış kapıya doğru yöneliyordu. Tam o sırada dükkana büyüklüğü bir ev kadar olan ateş topu geliyordu. Bunu fark eder etmez kendini dükkanın arka tarafına doğru atan Lerry koşarak herkesi uyarıyordu. Daha arkaya ulaşamadan bulunduğu dükkana çarpan ateş topu orayı yerle bir etmişti.Öğrencilerden birkaçı yaralanmıştı. Profesör Swhic neredeydi ? Yerde yatan arkadaşlarının yanına giderek durumlarını kontrol ediyordu. Dükanın etrafı alev içinde yanıyordu. Geri kalan öğrencilerin hepsi arka taraftan kaçmışlardı. Yerdeki arkadaşlarını arka tarafa doğru götürürken bir şeyin kendisini geriye doğru çektiğini fark etti. arkasına baktığında alevler aralanarak arasından Anoran gözüküyordu. Dışarıda kalan diğer iki öğretmenlerin çatışma seslerini duyan Lerry kaçmaya çalışıyordu. Anoran tek el hamlesiyle onu havaya kaldırdı. Havada asılı hale duruyordu ve elindeki Profesör Dagwood'un kitabını arkaya doğru fırlatmıştı. Anoran Lerry'e uzun uzun baktıktan sonra :
-Uzun zaman oldu ufaklık. Ailenle işimi bitirdiğimde orada seninkini de bitirmeliydim.
-Onların adını ağzına alma ! Seni ben geberteceğim.
-Ahahahaha sen mi beni ?
elini yumruk yaparak Lerry'nin kaburgaları ağrımaya hatta neredeyse kırılacak aşamada bükülüyordu. Acı içinde kıvranarak Anoran'ın el hareketini takip ediyordu. Acı içinde havada kıvranıyordu ve o bundan zevk alıyordu. Aşırı ağrısından sonra burnundan kan gelmeye başlamıştı Lerry'nin. Anoran'dan onu öldürmesi için yalvarana kadar o buna devam edecek iken arka kapının oradan ikişer üçer alev topları Anoran'a doğru atılıyordu. Lerry'i yere fırlatarak tek eliyle koruma kalkanı oluşturarak engelliyordu. Yerden hafif kalkarak kafasını kaldırdığında onu kurtaran kişinin Lily olduğunu gördü. Ağrısı halen vardı ona rağmen ayağa kalktı ve Lily'nin yanına koştu. Anoran iki elinde alevler üreterek onların üstüne doğru püskürtüyordu. Adeta sanki havaya doğru sıkılan bir parfümün altına çakmak koyarmış gibi süzülerek geliyordu. Lerry ellerini parelel bir biçimde zıt yönlere doğru çevirip bağırarak "Lamborale" der ve büyük bir koruma kalkanı oluşur. Onların bu savunmasına karşı Anoran iyice sinirlenerek ateşin boyutunu daha da büyütür. Lerry'nin önündeki kalkan gittikçe küçülüp yok olmaya başlar. Lerry arkasına dönerek:
-Lily! cebimde ışınlanma taşı var. onu al hemen fazla zaman kalmadı.
-Lerry bütün herkes gitti ve Anoran'ın adamları buraya doğru geliyor sadece ikimiz kaldık!
-Dediğimi yap taşı al hemen.
-Aldım! 3'e kadar saydığımda kalkanı bırak ve elimi tut hemen!
-Tamam çabuk!
-1..2..3
Lerry kalkanı kırıp arkasına döndüğünde Lily "Snowmenta" adlı büyü ile buzdan bir duvar örmüştü. Anoran'ın adamları arka kapıdan bunlara doğru yaklaşıyordu.Tam biri Lily'nin ayağından tutmak için yere atlamıştı ki o sırada Lerry'nin elinden tutarak taşı yere fırlatıp yok olmuşlardı.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Lerry Clark GİZEMLİ SANDIK(TAMAMLANDI)
Science-FictionHarry Potter hayranlarının dikkatine... Yeniden Büyücüler Dünyasına Katılmaya Ne Dersiniz ? Dünyadaki bütün büyücüleri temizlemeye çalışan karanlık bir güç... Ve o karanlık güce karşı büyücülerin eğitildiği bir okul.. Lerry ailesini kaybettikten...