3. Bölüm

87 15 0
                                    

Uzun süre oldu yeni bölüm yazmayalı bunun için özür dilerim öncelikle. Artık düzenli olarak her hafta bir yeni bölüm gelecek. Güzel bir bölüm olduğunu düşünüyorum, bol aksiyonlu bir bölüm olacak. Beğenirseniz vote vermeyi unutmayın ve lütfen görüşlerinizi yorumlarda belirtin. Sizin görüşleriniz benim için çok önemli. Medya da mütüşlü Gallavich kavgası! Sizi seviyorum haftaya görüşürüz. 😘

"...Kapıyı araladığımda karşıma çıkacak olan görüntü ile bu denli tedirginken karşılaşmak istemiyordum. Titrek ellerime gelen ani cesaret ile kapıyı araladım."

Kapıyı açtığımda karşımda duran Bayan Maggie'nin ne denli sinirli olduğu 40 yaş kırışıklıklarından belli oluyordu. Karşımda durmuş öylece küfür ederken neler olduğunu anlamaya çalışıyordum. Ta ki girişte yere düşmüş olan biraları görene kadar. Anladığım kadarıyla Mick bir şeyler araklamış olmalı ki, bu Bayan Maggie'nin sinirini en ince ayrıntısına kadar açıklıyordu. Aklımdan geçen düşünceleri Bayan Maggie "O şerefsiz benden Malboro istedi bende rafta olmadığını fark edip koliden almak için eğilirken bir kucak dolusu bira aldı. Bu devirde biraların ne kadar pahalı olduğunu biliyor musun? Çabuk o piçi yakala ve buraya getir!" sözleri ile destekledi.
Aniden irkildim ve durumu anlar anlamaz giriş kapısına doğru koşmaya başladım. Az önce yaşadığım adrenalin aniden uçup gitmişti.     
Dışarıya çıktığımda Mickey'nin sokağın köşesinden döndüğünü gördüm ve hızlı bir şekilde koşmaya başladım. Bu sırada, "Ah Mick yine günümü mahvettin, hayatımın içine sıçmaktan ne zaman vazgeçeceksin?" diye sormadan edemedim. Bu noktada bir yandan koşarken bir yandan aldığım eğitim için tanrıya binlerce kez şükrediyordum. Uzun ve bu tür şeylere oldukça aşina olan bacaklarım kesinlikle avantajlı olmamı sağlıyordu. Düşünmeyi bir kenara bırakıp hala önümde kucağında olabildiğince çalmış olduğu bira kutuları ile beraber koşmaya çalışan çocuğa yetişmeye çalıştım. Arada bir kaç şişe düşürüyordu,  ve ben onları almaya çalışırken benden daha da uzaklaşıyordu, ya da tamamen bir oyundu. Bu çocuk sandığımdan da kıvrak zekaya sahip biri olmalıydı, öyle ki biraların sanırım kendine yeteceğini düşündüğü bir kısmını sıkıca kollarıyla sarıyor, fazlalıkları benden olabildigince uzağa fırlatıyordu.
  Sokağın ortasında hala koşuşturmaca yaşanıyorken arada bir küfür savuruyor, yolda bize şaşkınca bakan insanlardan onu durdurmaları için yardım istemeyi ihmal etmiyordum. Bir yandan koşmaya devam ederken, bir yandan da doğanın bize sunmuş olduğu beyaz örtünün verdiği dondurucu soğuk ile burnum adeta kırmızı renge bürünmüştü. Ellerimde bira kutuları ile koşmanın zorluğu ile bir an için Bayan Maggie'nin vereceği tepkiyi düşünmeden topladığım biraları yere attım. Biraları bırakmanın verdiği hafiflikle adeta at gibi koşuyordum. Gittikçe yaklaşıyordum ki Mickey'nin çıkmaz sokağa girdiğini fark ettim ve bu koşuşturmacanın artık biteceğini anladığımda tanrıya şükretmeye başladım.
  Hemen arkasından sokağın köşesinden döndüm ve duvara sprey boya ile yazılmış olan yazılar gözüme çarptı. Hızlıca Mick'e yetiştim ve aniden hunharca üstüne atladım. Benim ona verdiğim yüke dayanamadı ve beraber yere düştük. "Ahh! Seni lanet olası ibne şimdi gününü göreceksin!" dedi ve ardından ıslık çalarken onu etkisiz hale getirmeye çalışıyordum. Tam da kollarına kenetlenmiştim ki montuma birinin dokunduğunu hisseder hissetmez beni arkaya doğru çekti. Yere düştüm ve kafamı kaldırıma çarptım. Beni kimin çektiğini çözmeye çalışırken etrafımda birikmiş olan beş kişiyi fark ettim. Etrafını daire şeklinde cevirmişlerdi. Yüzlerini görmeye çalışıyordum lakin gözlerimde ki bulanık ve kış gününde pek işe yaramayan güneş yüzlerini görmemi engelliyordu. Sanırım Mickey'nin ıslığı neden çaldığını anlamıştım. Onu bu lanet olası çetesi burada bekliyor olmalıydı. İçimden bir ses az sonra olacakların hiç te hoşuma gitmeyeceğini söylüyordu. Bu düşünceleri bırakıp, kenara bırakmalıydım ki, bir ses ile kendime geldim. "Bizim mekanımızda bize saldırmak ne demek şimdi göreceksin lanet olası siktiğimin Gallagher'ı!"
  Etrafımı sarmış olan 5 kişinin beni burada haşat edeceklerine inanıyordum. Hepsi güçlü görünen iri yarı insanlardı ya da sadece kafamda oluşan sarsıntının etkisiyle hayal görüyordum, yarım saat öncesinde markette dünyanın en keyifli dakikalarını geçirirken şu an burada birazdan dayak yiyeceğimin farkındalığı ile oluşan stres eşliğinde öylece yatıyordum. Gözlerim bulanmış zihnimin izin verdiği kadar açılmış, karşımdaki 5 çocuğu izliyorken durumun ironisine gülmeden edemiyordum, Tanrı aşkına, hayatım daha ne kadar sorunlu ve inişli çıkışlı ilerleyebilirdi? Bir geleceğim var mıydı? 2 yıl daha yaşayabilecek miydim? Beynime iyice dolup sinirlerimi alt üst eden binlerce soru midemi bulandırıyordu.          Yıpranmıştım, ayrıca küçük tebessümlerim birer kahkahaya dönüşmek üzereydi. Hayatım tamamen gözlerimin önünden geçiyorken bir yandan kahkaha atıyor, bir yandan 5 çocuğun beni çoktan tekmelemeye başlamasına karşı kendimi savunmak adına bir adım bile atmıyordum. Henüz farkında bile olmadığım göz yaşlarım kahkahalarımın ve her tarafıma yemekte olduğum tekmelerin arasında yok olurken tam şu an ölmemin ne kadar güzel olacağını düşünmeden edemiyordum. Beyaz ışığı gördüğümü düşündüğüm an ilerilerden kardeşimin haykıran sesini duymaya başlamamla yeni yumduğum gözlerimi hızlıca açtım. Deli bir boğaymışcasına bana doğru koşturan Lip zaten bozuk olan ruh sağlığımı artık orada mısın dercesine sorgulamama sebep oluyordu, ne olurdu burada ölsem? Dayak yerken bile ailemden rahat yoktu.
Siktiğimin Gallagher'ları.
  O kadar tuhaf bir hayatım var ki, her gece başımı yastığa koyar koymaz "Acaba yarın yaşayacak mıyım?" diye düşünmeden edemiyordum. Daha yarım saat öncesine kadar patronumla adrenalin dolu sex yaparken şuan abimin her gün siktiği kızın abisinden dayak yiyordum. Sıradan bir Gallagher günü! Ne kadar güzel değil mi? Bu yaşadıklarıma göre "Acaba yıllar öncesinde ailem lanetlenmiş miydi?" diye düşünmeden edemiyordum.
Bir yandan siktiğimin Gallagher hayatından kurtulmak isterken, bir yandan da abimin gelip beni bu lanet olası acıdan kurtaracak olması rahatlatıyordu.
Mick ve çetesinin stres topu olmaktan kurtulmuştum lakin abimi haşat etmek üzerelerdi. Bir an önce toparlanmalı ve abimi az önce düştüğüm, adeta çin işkencesini aratmayan duruma düşmememesi için kurtarmalıydım, daha doğrusu kurtulmalıydık. Kalkmaya çalıştım lakin yerimden bir santim bile kıpırdayamadım. Vücudum uyuşuklukla birlikte gelen acı ile adeta kıvranıyordu. Gözlerimden istemsizce yaş geliyordu. İçine düştüğüm bu durumdan abim beni çekip almıştı ama kendisi de düşecekti ki kulaklarımı cırmalayan tiz bir ses ile Mandy'nin sesi duyuldu.
  Peki ya şimdi ne olacaktı? Ufacık bir kurtulma ihtimalimiz varsa bile Mandy'den sonra hiçbir ihtimalimiz kalmamıştı. Abim ve ben buracıkta siktiğimin Gallagher hayatından kurtulacaktık ya da aylarca hastane odasında birbirimizin mastürbasyon yapışını izleyecektik. Aklımda sikik düşünceler fink atarken Mickey "Senin ne işin var burada amına koyayım? " diyerek şuan yaşadığım ana dönmemi sağlamıştı. Mandy gayet dik bir cevap verdi ve hepimizin şok olmasını sağlamıştı. "Biz Lip'le buluşacaktık ama oraya gittiğimde sokağın köşesinden koşarak döndüğünü gördüm. Bende takip ettim ve senin Ian'ı dövdüğünü fark ettim. Bıktım artık senin şu sikik kabadayı tavırlarından! İstediğin kadar bira almışsın zaten şimdi arkandaki ahmak 'daltonlar'ı al ve siktir olup git şuradan. Yoksa polisi arayacağım." Bu cevaptan sonra ya dayak yemeye devam edip beyaz ışığa doğru gidecektik, ya da adeta çin işkencesini aratmayan acıdan kurtulup başımızın çağresine bakacaktık.
Mandy'nin verdiği cevaptan sonra etrafta bir sessizlik oluşmuştu. Ben yerde acı içinde uyuşan vücudum ile cebelleşirken, Mandy adeta kan çanağı olmuş gözleri ile Mick'e bakıyor, kin kusuyordu. Abim ise Mandy'nin cevabından sonra şaşırmışcasına "Siktir!" diyerek ortamdaki sessizliği bozmuştu. Bitkin vücudum ve ölüme doğru kapanan gözlerimle Mick'e bakarken, Mick bana yaklaşmaya başladı ve "Bu sefer kurtuldun siktiğimin Gallagher'ı, ama bir daha ki sefer yanında kurtarıcı meleğin olmayacak, işte o zaman senin o parlak götünü sikeceğim!" dedi. Giderken son kez üstüme tükürdü ve içimden derin bir nefes almıştım. Kim bile bilirdi ki günü Mandy'nin kurtaracağını? Bu inişli çıkışlı hayatı bir kez daha yenip siktiğimin Gallagher hayatına devam ediyordum.
  Lip ve Mandy yanıma geldiler ve benim toparlanmama yardımcı oluyorlardı. Ayağa kalkacak halim yok iken bir an önce buradan gitmek istiyordum lakin ağrıyan kasıklarım ve artık hissetmediğim sol ayağım buna engel oluyordu. Siktiğimin Gallagher Malikanesi'ne sağ salim dönecek olmamın bu kadar sevindireceği kimin aklına gelirdi ki?Bütün bu olanlar gay bir kocası olan buruşmuş bir et torbasının eseriydi. Mickey ve çetesine bulaşılmayacağını bilmeliydi. "Ahmak karı!"
Sanırım eve gidip dinlendikten sonra ilk iş olarak Bayan Maggie'ye o adeta popoya benzeyen suratını artık görmek istemediğimi ve istifa ettiğimi söylemek olacaktı.

You've reached the end of published parts.

⏰ Last updated: Dec 24, 2016 ⏰

Add this story to your Library to get notified about new parts!

Stronger Than Ever Where stories live. Discover now