Gözlerimi araladığım da karşımda Wonho'yu gördüm. Gözlerini bize diken kişi Wonho da olsa biraz ürkmüştüm. Dün Minwon'u yatırırken uyuyakalmış onu unutmuştum.
'Günaydın' dedi gülümseyerek.
'Ne kadar zamandır buradasın?'
'Gece Minwon'u yatırdıktan sonra gelirsin sandım. Ama gelmeyince merak edip bakayım bir dedim ve sizi böyle güzel görünce daha da izlemek istedim. O kadar tatlıydınız ki' dedi Minwon'un başını okşayarak.
'Tamam yeter bu kadar insanları izinsiz izlediğin çık artık' derken burnuma yemek kokuları doluştu. O ise beni boşvermiş Minwon'u izliyordu. 'Neden sözüm dinlenmiyor' diye çıkıştım usulca. O sırada Wonho başını yana yatırıp gülümsedi. Minwon kıpırdanıp genleşti. Elini Wonho'ya uzattı. Şaka mıydı bunlar? Benim oğlum tanışalı 24 saat bile olmamış adamın birine el uzatıyordu. Normalde kalktığı anda beni bulup, bana sarılması gerekiyordu. Sinirlenmiştim. Kalktığım gibi çıkıp gittim odadan.
Mutfağa gittigimde masa hazırdı. Odadan gülüşme sesleri geldi. Gözlerimi devirdim. Oğlumu kıskanacağım aklımın ucundan bile geçmezdi.
Muhteşem ikili gülüşerek odadan çıktılar. Minwon Wonho'nun elinden tutuyordu. Derin bi nefes verdim. Bir çocuğun yabancı birisine bu kadar kolay alışması, sanki her gün görüşüyorlarmış gibi davranması normal miydi?
Oturup yemeğimizi yerken bu iki aşk kuşunun cilveleşmesini görmek istemediğimden hemen kalktım. Soğuk bi duşa ihtiyacım vardı.
Ben banyomdayken aniden duşakabinin kapısı açıldı. Bu Wonho'ydu. Sinirle arkama dönüp bağırdım.
'Ne yaptığını sanıyorsun sen?'
'Sen gelmeyince merak ettim. Bir bakayım dedim ne var bunda. Ayrıca saklanmanın ne gereği var. Sanki daha önce görmedim' dedi kapıyı kapatırken.
'Geri zekalı. Aptal. Salak' diye bağırdım. Içimdeki nefreti kusuyordum baya baya.
'Oğlumla bulaşıkları yıkadık. Oyun için seni bekliyoruz' dedi banyodan çıkarken.
'Baba oğul kendiniz oynayın' diye bağırdım. Beni duyduğunu sanmıyordum. Bu aralar en son yapacağım şey Wonho ile beraber oğlumuz ile oynamaktı.
1 Saat Sonra
Oturmuş Wonho ve Minwon ile oyun oynuyorduk. Soomin'i gizlice arayıp olanları anlatmıştım. Wonho yanımızda olduğu için ve ona eziyet ettiğim için sevinmişti. Telefonu kapatıp oyuna geri döndüm. Sonra bi ara,
'Anne. Parka gidebilir miyiz?'
'Yorgun değil misin? Sabahtan beri oyun oynuyorsun'
'Yorgun değilim anne lütfen. Lütfen parka gidelim. Oradaki çocuklara babamı göstericem'
'O da ne demek?' diye sordum. Tamam çocuklar annen nerde baban nerede diye sorarlardı muhakkak bunu bekliyordum ama bu yaşta beklemiyordum.
'Hep babalarından bahsediyorlar. Onları havada uçuruyormuş babaları. Çok güçlülermiş. Benim babamda güçlü. Onlara göstermem gerek anne' dedi kedi gibi bakarak. Tabiki dayanamadım. Olur dedim. Sonrada hazırlanıp hep birlikte parka gittik.
Bizimki dururmu hemen arkadaşlarının yanına koştu. Peşindende Wonho'yu sürükledi. Bende bankta oturup onları izledim. Wonho çocuklarla çocuk olmuştu. Onlarla beraber oynuyor, hepsini sırasıyla havaya kaldırıyor, güç gösterisini yapıyordu. Baba oğul resmen aynı kafadalardı.
Arada Wonho beni dikizliyor, sırıtıyor, el sallıyor, yanlarına çağırıyordu ama pas vermiyordum. Henüz olmazdı. Affetmek için çok erkendi.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
ESKORT ||Shin Hoseok - Wonho||
Short StoryAldatılmışlığın verdiği öfkeyi hiç başkalarının kollarında dindirmeyi denediniz mi? Ben denedim. Hemde internet reklamında gördüğüm birisiyle. Tam bir çılgınlıktı. Seksi pozları ve kasları aklımı çelmişti. Sonra bir baktım dönülmez bir yola girmişt...