Octo

188 63 4
                                    

Soo:
Günaydın
Şimdi hastaneye gidiyorum
Yazarsan cevap veremeyebilirim

Jongin:
Günaydın
Tamamdır

Kyungsoo telefonu cebine koyarak montunu sırtına geçirdi ve evden çıktı. Birkaç sokak ilerideki tanıdık beyaz binaya yaklaşırken gözlerini ovuşturdu.

Sekretere doğru ilerlerken hala uykulu olduğu için biraz paytak paytak yürüyordu.
"Doktor Shin geldi mi?"

"Geldi ama şu an toplu terapideler... Bay... Bay..?"

"Kyungsoo."

"Ah, Bay Kyungsoo. Sizin adınız da toplu terapi listesinde var."

"Ben girmeyeceğim. Bay Shin çıkınca seslenir misiniz? Şurada oturuyor olacağım."

"Girmeyeceğinize emin misiniz?"

"Evet."

"Tamam. Size seslenirim."

Kyungsoo oldukça rahatsız olan sarı plastik sandalyelerden birine oturdu ve arkasına yaslanarak telefonunu eline aldı.

Soo:
Hey
Henüz girmedim
Toplu terapiye yazdırmış beni
Halbuki insan dolu yerlere girmeyi sevmediğimi biliyor
Ne biçim doktor bu
ㅋㅋㅋㅋㅋ

Jongin:
ㅋㅋㅋㅋㅋ
Belki de seni insanlarla konuşturmaya çalışıyordur

Soo:
Bu konuda pek iyi değilim

Jongin:
ㅋㅋㅋ
Dört dakika daha bekle
Sonra konuşacağız
Sen toplu terapi odasının karşısında mısın?

Soo:
Evet
Neden?

Mesaj gelmeyip Jongin çevrimdışı olduğunda nefesini dışarı verdi ve arkaya yaslandı. İlk başta tanımadığı biriyle konuşmanın aptalca olduğunu düşünmüştü ama sonra bunu düşündüğü için kendine kızmıştı. Çocuk hoş biriydi ve ondan başka kimsesi de yoktu.

Bunu düşünürken telefonundaki saate baktı. Dört dakika olmak üzereydi.
Sonunda Jongin'in dediği gibi dört dakika geçtiğinde mesaj kısmına baktı. Mesaj gelmeden önce hastanede bir zil sesi duyuldu.

Toplu terapi seansı bitmişti.

Kyungsoo birden Jongin'in özellikle dört dakika demesinin bununla bir ilgisi olup olmadığını düşünürken karşısındaki kapı açıldı.

Panikle oturduğu yerden kalkıp arkasını dönse de duyduğu sesle olduğu yerde kaldı.
"Kyungsoo!"

Gözlerini kapayıp yok olmayı istese de omzunda hissettiği elle yok olamadığını anlamıştı.
"Hey, n'aber?"

Sonunda arkasını döndüğünde ondan daha uzun boylu, esmer tenli, keskin yüz hatları olan yakışır çocuk ona gülümsüyordu.
"Merhaba."

"Bunu beklemiyordun değil mi?"

"Ben..." Kyungsoo konuşmak yerine rahatsızca omzunda duran ele baktı. Jongin de bunu fark ettiğinde elini indirdi ve gülümsemeye devam etti.
Vay canına, çok güzel gülüyor... Ben ne zamandır gülmüyorum acaba?

"Çok küçüksün" Jongin karnını tutarak gülmeye başladığında Kyungsoo kaşlarını çatıp birkaç adım geriye gitti. Jongin bunu fark ettiğinde gülmeyi kesti ve saçını düzeltti.

"Tamam, üzgünüm. Patron sensin." başıyla kapıyı gösterdi. "Bir şeyler içmek ister misin?"

"A-aslında-"

"Çok insan olmayan bir kafeye gideceğiz, söz."

Jongin gülerek yürümeye başladığında Kyungsoo da farkında olmadan arkasından gittiğini fark etti. Çocuk fazla kusursuzdu, onun yanında yürümeye utansa da Jongin bunu kendisi istemişti. Birlikte kafeye doğru giderlerken Kyungsoo uzun olana kaçamak bakışlar atmaktan kendini alamıyordu.

pectora in unum || KaisooHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin