"Jungkook sana iyi bakıyor mu acaba? Bakmıyorsa iki kere miyavla, bakıyorsa bir. Anlaştık mı?"
Bacaklarımı kendime çekmiş, kucağımdaki siyah kediyle konuşurken yanımda hissettiğim hareketlilik ile soluma baktım. O anda bir kere miyavlayan kediyle Jungkook gülerek kediyi işaret etti. "Halinden memnun demiştim."
"İyi aferin, gözüme girdin."
"Gözün yerine-" "NE!?" Ani tepkime anlamamış bakarken sonradan dank edince gülmeye başlamıştı. "Cidden öyle bir şey diyeceğimi mi düşündün?"
Ofladım. Nereden bilebilirdim ne diyeceğini? Kucağımdan zıplayıp aşağı inen kediyle Jungkook'a döndüm. "Ne bakıyorsun?" "Bakamaz mıyım?" "Böyle her boş anında beni izlersen.."
Jungkook titreyen telefonuna bakarken ben de masadaki kitabı incelemeye başladım. "Bu kitabi okumak istiyordum," "Okursun." "Konusu güzel demişlerdi," "Hıhım," geçiştirmek ister gibi duran Jungkook'a baktım.
"Ne yapıyorsun sen?" Jungkook ekrandan kafasını kaldırıp bana baktı. "Hadi kalk." "Nereye?" "Dövmeciye." Kaşlarım havalanmıştı. "Niye ki?" "Dövme yaptıracaktım, müsaitlermiş." "Peki."
Jungkook'un askılıktaki kot ceketini üstüme geçirip beyaz spor ayakkabılarımın bağcıklarını bağladım. "Belki ben de yaptırırırm ha?" "Neden olmasın."
Yolda yürürken elimi tutmaya yeltense de fark etmemiş gibi ellerimi cebime soktum. "Tanrım," "Ağlama."
Sonunda dövmeciye gelince birlikte içeri girdik. Klasik dövmeli ve siyah giyimli çocukla selamlaşıp içeri girdiğimizde Jungkook kendisini görünce ayağa kalkan kıza ilerlemişti.
"Naber Jungkook?" "İyi sen? Oldu baya görüşmeyeli?" "Arada kaçmak lazım," Gülüşüp konuşmalarını bitirdiklerinde Jungkook adamla konuşurken ben çevreye bakındım.
Dekorasyonu güzeldi ayrıca o çocuk işini iyi yapan birine benziyordu, sevmiştim. Keşke kız için de aynı şeyi söyleyebilseydim ama şu an Jungkook'u izlerken bu pek mümkün değil gibiydi.
Siyah saçını dağınık bir topuz yapmış, beyaz tişörtünün üstüne giydiği şort sayesinde bacağının üst kısmındaki dövmeler belli oluyordu. Yani, güzeldi sanırım.
Oturduğu masadan inip dövmesine tam olaral karar vermeye çalışan Jungkook'un yanına gitti. "Seçebildin mi?" "Dövme tamam gibi de, yeri konusunda kararsız gibiyim."
Kız dövmeyi iyice inceleyip aklına bir şey gelmiş gibi Jungkook'a baktı. "Ben buldum sanırım." "Neresi?" "Bak şimdi, ama tişört biraz engel, dur."
Bir anda Jungkook'un karşısında dikilip tişörtünün eteklerini tutunca kaşlarım havalanmıştı. Ne yapıyor bu?
Her zaman yaptığı şeymiş gibi(?) tişörtü yavaşça çıkarırken içimdeki hızla büyüyen öfkeye engel olamamıştım. Ciddi ciddi gözümün önünde üstünü çıkarttırmıştı? Yine de bir şey demeyip sessizce izledim.
Tanrım, Jungkook. Vücudu fazla iyiydi, kabul.
Benim bile istemsizce dikkatim geniş gövdesi ve karın kaslarına kayarken kızı bunun için suçlayamazdım sanırım.
Yine de baktığı için suçlayamayacağım, dövme yeri gösterme diye dokunduğu için sinir krizine girmeyeceğim anlamına gelmiyordu.
Kızın eli Jungkook'un geniş omuzunda gezerken en sonunda daralınca derin bir nefes verdim "Ben biraz hava alayım."
Dışarı çıkıp merdivenlere oturdum. Jungkook sevgilisiyle olan fotoğraflarını attığında bile bu kadar sinirlenmemiştim sanırım. Ki sinirlenmeye hakkım da yoktu, sevgili bile değiliz diyen bendim.
Yoldan geçenleri izlerken birden yanağımdaki baskı ve omuzundaki kollarla irkilsem de Jungkook olduğunu anlamam uzun sürmemişti.
"Niye hala buradasın?" Kollarını indirip ayağa kalktım. "Geçelim."
——
"Wow, baya güzel oldu." Yarım saatlik uğraşın sonunda biten dövme bence de güzel olmuştu. Gerçi tüm yarım saat boyunca dövmeyi kız yapmıştı ve bunu izlemiştim...
"Baya baya öğrenmişsin bu işi sen?" "Öyle, ne sandın?" İkisi de güldükten sonra sarılınca ben de ayağa kalktım.
Sinirden patlamama son iki dakika falan vardı sanırım. Kız aklına bir şey gelmiş gibi Jungkook'un kulağına yaklaşınca kaşlarım havalanmıştı. Geri çekilmeden önce yanağına bıraktığı öpücük sabrımın taşmasına neden olurken istemsizce sesim yükselmişti. "Jungkook!"
Önden ben çıkınca peşimden gelmek zorunda kalmıştı. "Gelmeseydin?" "Ne?" Sinirle gözlerimi yumdum. "Yok bir şey."
Elimi tutsa da o anda geri çektim. "Ne oldu?" "Sus. Git tişörtünü çıkarttır." Şok olmuş bana bakarken gözlerimi devirdim. "Kıskandın herhalde?"
Bir şey demedim. Hem suçlu hem güçlü. Arabaya binmiş sessizce giderken telefonumu çıkarıp taehyung'u aradım.
"Efendim Jimin?"
"Naber hayatım?" Jungkook'un bana baktığını görsem de anlamamış gibi yaptım.
"İyi de..ne oluyor?"
"Hiç. Akşam dışarı çıkalım diyecektim. Hazırlan, ben yoldayım."
"Tamamdır."
Telefonu kapatıp tekrar cama bakmaya başladım. İkimiz de konuşmuyorduk ve ortam gittikçe geriliyor gibi hissediyordum. "Nereye?"
Omuz silktim. "Dışarı." "Nereye yani?" "Sana ne ya? Git tişörtünü çıkarttır." Tam o anda evin önüne gelince arabayı durdurdu.
"Jimin," Cevap vermeyince elini yanağıma çıkardı. "Sevgilim," "Biz sevgili değiliz."
"Peki, sevgili değiliz. Ve olmamızı da istemiyorsun?"
"Aynen istemiyorum."
Sıkıntıyla ofladı. "İyi konuşmamızın bir anlamı yok o zaman. Saçma kıskançlıklarınla birlikte inebilirsin. Hayatın beklemesin."
Şaşırsam da bozuntuya vermemeye çalıştım. Resmen kovmuştu. "Kovuldum yani? İyi. Sen de eski haline döndün zaten, tam da beklediğim gibi. Buradan sonra da dövmeciye geri dönersin tam öpüp elleyemedi yazık olmasın. Görüşürüz."
"Gerçekten böyle düşünüyorsan görüşmeyelim bence, gerek yokmuş."
Sinirle konuştum. "Görüşmeyelim, iyi."
"İyi," Bir sorun vardı...inemiyordum. İkimiz de sinirlenmiştik ve inersem bir daha konuşmayacak gibiydik. Ya da ben şu an öyle hissediyordum.
Dişlerimi birbirine bastırdım. "İyi."
Artık in der gibi konuştu. "İyi."
Acil karar vermem gerekti ve gurur yapmaktan vazgeçip aklımın ucundan bile geçmeyen şeyi yaparak dudaklarına kapandım.
Kısa bir an öylece durunca korksam da elini yanağıma çıkarıp karşılık verince gülmüştüm. "Seni seviyorum," o da gülünce hafifçe geri çekilerek alnımı alnına yaslayıp yarım kalan cümlemi tamamladım. "sevgilim."
—————————
selaaam
finali görünce şaşırdınız biliyorum ve özür dilerim...
ama şu an final yapmasam hiç yapamazdım sanırım umarım saçma bir final olmamıştır
yine de dayanamayıp özel bölümümsü bölüm atarım kesin
ayrıca yeni bir fic yayımlayacağım bu hafta onun için bitirmem lazımdı
oy ve beni güldürüp mutlu eden yorumlarınız için çook teşekkürler
sizi seviyorum❤️❤️❤️
ŞİMDİ OKUDUĞUN
barista | jikook
Short Storyve jimin, o günden sonra kahve bağımlısı olmuştu tıpkı o gün çarpıştıklarında burnuna dolan kokunun bağımlısı olduğu gibi -texting -tamamlandı
