Yeşim bir iş çıkışı aceleyle otobüs durağına doğru ilerledi. Saat yediydi ve bir saat içerisinde eve gitmesi gerekiyordu. Çünkü annesinin ilaç vaktiydi. Gelen ilk halk otobüsüne bindi. Yaklaşık yarım saat içerisinde apartmanın önüne gelmişti.
Anahtarları delikten çıkarıp yandaki rafa koydu. Mutfağa doğru ilerleyip annesinin ilaçlarını alıp annesinin yanına gitti. Annesinin ağır bir hastalığı vardı. İki defa ameliyat olmuşdu. Gelin görünki hiç bir faydası olmamıştı. İlaçlar sadece bir kaç gün daha yaşamasını sağlıyordu. Yeşimde biliyordu annesinin ömrü pekte uzun değil.
"Geldin mi kuzum?" dedi annesi.
"Geldim annem. Hadi bu ilaçları içelimki bir gün daha beraber yaşayalım" dedi yeşim. İlaçları içirdikten sonra annesinin yanına uzandı. Hayat kendisi için zordu. Her zaman annesinin yanında olmak istiyordu. Onun güzel hikayelerini dinliyip uzun uzun sohbetler etmek istiyordu. Kader işte bir verince daha fazlasını bizden alıyordu.
Babası askerdeyken şehit düşmüştü daha yeşim iki yaşındayken. Ne ablası vardı ne de abisi. Yolları kopmuş ailenin tek çocuklarıydı. Bu yüzden annesi tek başına çalışıp annesin pahalı ilaçlarını alabilmek için çalışıyordu.
Kızın hiç mi akrabası yok mu diye soracak olursanız. Annesi küçük bir köyde yaşıyormuş. Vedat bey ise köyün yanındaki köyde yaşıyormuş. Çalıştığı iş nedeniyle yeşimin annesinin köyüne geldiğimde görmüs ve babasına söylemiş. Bir kaç aya kalmadan evlenip şehre taşınmışlar. Her şey yolundayken kara bir haber onları üzmüştü. Her iki köy de doğal afetten dolayı yok olup gitmiş. Yani anlayacağınız ne bir akraba ne de bir kaç dost kalmıştı. Hepsi bir kül olup uçmuştu.
Annesi yine masal anlatmaya başlamıştı. Kaçıncı dinleyişiydi ama sanki ilk defa dinliyormuş gibiydi. Bazen annesi hikayeleri karıştırıp ortasından başlar sonundan girerdi. Yesim buna sadece içinden gülerdi.
"...ve mutlu mesut yaşamışlar." demesiyle annesi kapı zili çaldı. Yeşim yataktan inip kapıya doğru ilerledi. Gözün girişteki saate takılıkaldı saat ona yaklaşıyordu. Bu saatte kim gelebilirdi. Belki is yerinden birisi gelmiştir diye kapıyı açtı.
Gözleri yanlış mı gördü diye bir kaç defa gözlerini kapatıp açtı. Ama gerisi sadece gözler bir birine takılı kaldı. İki genç birbirlerine bakıyordu. Saatler durmuştu. Kalp atışlar hızlanıp avuç içileri terlemeye başlamıştı. Gen adam ellerini saçlarının arasına geçirdi. Bir kaç kelime söylemek istiyordu ama agzını açamıyordu. Sonunda bir cesaret bulup konuşmaya başladı.
"Tarık... ben. Karşı... dairenize ....taşındım. Merdiven.. varsa alabilirmiyim." dedi. Gözleri hala kızın gözlerindeydi. Ne güzel gözlerdi öyle. Yeşil yeşil. Gelde benim gözlerimde takıl saatlerce bak diyordu sanki abartısız.
"Ben de yeşim. Merdiven var bekleyin hemen getireyim." dedi. Tarık'ın bir şey demesine kalmadan hemen balkondan merdiveni kapıp geldi. Merdiveni verirken elleri bir birine dokundu. İkiside aynı anda çekip bir birlerine gülümsedi.
Tarık merdiveni aldığı gibi arkasındaki daireye doğru gitti. Kapıyı kapatamıyordu. Kızın gözlerinden ayrılamıyordu. Büyülü gözlerdi sanki. Adını aşk koyamıyordu. Ama ilk görüşte aşktı onunki.
Son bir kez daha bakdıktan sonra yeşim kapıyı kapattı. Kapattığına pişman oldu. Biraz daha bakabilseydim diyeniçinden geçirdi. Karnının acıkmasıyla mutfağa gidip yemek yedi. O açlık değildi. O karnındaki kelebeklerin habercisiydi.
Banyo yaptıktan sonra annesinin yanına uzandı. Kolları annesine saraken karşı komşusu Tarık'ı düşündü. Ne güzel bir gülümseme bahşetmişti kendisine. İçi bir kez daha ısındı. Ellerinin birbirine dokunduğu an...
Bunu düşünmemem gerekiyor diye içinden geçirdi. Annesinin uyuduğunu görünce yanağına bir öpücük bıraktı. Sarılmasını daha da sıklaştırdı. Gözünü yumup uyumaya karar verdi.
Lakin Tarık ona fırsat vermiyordu. Gözünü açıp bir daha kapattı. Kapıdaki gibi gözünün önündeki sima gitmiyordu. Bunu kabullenip gözlerini kapattı.Şüphesizki iki genç birbirlerine sırılsıklam aşık olmuşlardı. Kader kendisini yine göstermeye çalışıyordu. İki çift göz birnirine takıldıysa bunun bir sebebi vardır ya da önemli bir şey değilmiş gibi geçistirmek lazım.

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Kanlı Keder
General FictionBir ağaç baharda yeşillenirdi , yazın renk bulurdu güneşten, Sonbaharda solup bir bir düserdi yaprakları. Kışın artık tam kururdu agaç. Her sene tekrara düşerdi bu olay ama aşk böyle değil. Aşk bir kere olurdu. Tekrarı yalandır.