270220
ona ne kadar aşık olduğumu söylemek istiyorum. beş aydır konuşuyoruz. bu, çok güzel değil mi?
bana şans dile.
sevgiler, derin.
&
Derin titreyen dizlerini durdurmayı en sonunda başardı. soğuktan dolayı üşümüştü ve muhtemelen yanakları, dudakları ve burnu kızarmıştı. üzerindeki polar hırkayı çıkardı ve siyah kazağını düzeltti. atölyenin cam kapısında görünüşüne bakınca gülümsedi. sevimli görünüyordu.
atölyenin kapısını hafifçe itti. Varis her zamanki köşesine geçmiş siyah taban attığı bir tuvalin üzerine yağlı boyayla bir çift göz çizmişti. atölyenin içi bir sürü tabloyla doluydu. çok geniş bir alandı ve her yerde boyalar, tuvaller ve tabureler vardı. öğrencilerin hepsi öğle arasındaydı ama Varis buradan öğle aralarında bile çıkmazdı.
Derin ona yeniden baktı. bu adam gerçekten muazzamdı. odanın pencere kenarındaki, tam karşıda duran büyük tabloların soluna geçmişti. o köşeden ayrılmazdı. güneş ışığının yüzüne değmesini sevdiğini biliyordu Derin. gülümsedi. hafifçe alt dudağını ısırdı ve ona doğru ilerledi. güneş, kızıl saçlarına çarpıyordu ve görüntüsü dudak ısırtacak cinstendi. nefesini tuttu.
Varis Derin'in geldiğini fark etmemişti. boyaların yanına koyduğu telefonundan güzel bir şarkı yükseliyordu. Derin terleyin ellerini kısa kloş eteğinin kenarlarına sildi ve nefesini düzene sokmaya çalıştı; elbette başarısız oldu.
"merhaba," dedi kısık sesle. Varis sesi duyduğunda elindeki fırça kaydı ve beyaz boya biraz taştı. yavaşça omzunun üzerinden baktığında gördüğü yüzle kendinden emin oldu. duyduğu ses hayal değildi. karşısında duran kıza baktı.
"ah... merhaba." yutkundu. elindeki fırçayı bıraktı, ardından ellerine baktı. ah. kim bilir, belkide yüzünde de boya vardı. alt dudağını içeri yuvarladı ve nefesini tuttu. "otursana," dedi tam karşısında duran tabureyi göstererek. Derin'in yüzüne sadece bir kez bakmıştı. ifadesini topladı ve genç kızın ela gözlerine çevirdi bakışlarını.
Derin birkaç saniye ona baktı. ardından tabureye oturdu. şimdi ikisinin arasında ufak bir masa ve bir şövale vardı. ikisi de kalp atışlarını bastırmak için üstün bir çaba sarf ediyorlardı. ilk konuşan Varis oldu.
"hoş geldin. seni görünce şaşırdım. buraya pek uğrayan olmaz."
"seni ziyaret etmek istedim," dedi Derin doğruyu söylemeyi tercih ederek. Varis tekrar yutkundu.
"iyi... iyi yapmışsın. nasılsın?"
"iyiyim. sen nasılsın?"
hafifçe omzunu silkti. "iyiyim. gördüğün gibi."
Derin hafifçe başını salladı ve dudağında asılı duran tebessümle etrafa baktı. işaret parmağını kaldırıp atölyeyi gösterdi. "bunların ne kadarı senin çizimin?"
"sağ tarafındaki duvarın tamamı bana ait." Derin başını sağına çevirdi ve oradaki duvarın tamamen tuvallerle dolu olduğunu gördü. yavaşça oturduğu yerden kalktı ve duvarın önüne geçti. Fırça olduğu zamanlar kendisine attığı birkaç tuval de buradaydı. Derin uzandı ve arkadan çizilmiş bir kadın resmine dokundu. yeni yapılmış gibi görünüyordu. bu elbise onun elbisesinin aynısıydı.
dişlerini sıktı. arkasını dönse... arkasını dönse ve onun boynuna sarılsa ne olabilirdi ki? ikisi de birbirine aşıktı. hiçbir kaybı olamazdı. aksine onu kazanırdı. alt edemediği tek şey korkusuydu Derin'in. Varis'in hislerinden emin olmak istiyordu. onun gerçekten değiştiğine inanmak istiyordu. ki inanıyordu da. ama hisler... işte bu konuda net değildi.
Varis'in sulu boya ile çizdiği -sırf kendisi istediği için çizdiği- ayçiçeği resmine baktı. belli etmeli miydi? şüphelenmesini sağlamalı mıydı?
"ay çiçeklerini çok severim," dedi kısık sesle. sonra resme dokundu. "çok güzel bir resim bu. çok başarılısın."
omzunun üzerinden Varis'e baktı. ayağa kalkmış, kollarını göğsünde bağlamış, sevdiği kadını izliyordu. yanakları hafiften kızarmıştı. dudaklarını yaladı. ne demesi gerektiğini bilmiyordu. söylemeli miydi? Vincent olduğunu bilmesini istiyordu. kollarını iki yana bıraktı ve yumruklarını sıktı.
"Derin ben..."
Derin beklenti dolu gözlerle Varis'in tam gözlerinin içine baktı. "lütfen," dedi içinden, "lütfen, söyle gitsin."
"teşekkür ederim."
Derin hafifçe nefesini verdi. pekala. henüz Varis'in hislerinden emin olmadığını düşündü. tebessüm etti, bu kırgın bir tebessümdü. "rica ederim."
başını önüne çevirdi ve gözlerini sıkıca yumdu. gitmeliydi. buradan çıkmalıydı. "ben artık gideyim. çalışmanı böldüğüm için üzgünüm. hoşça kal."
"problem değil. sen de hoşça kal," dedi Varis. elini ensesine atmış, gözlerini Derin'den kaçırmıştı. "tekrar gel," diyemedi. "geldiğin için çok sevindim," diyemedi. ve en kötüsü, "seni seviyorum," diyemedi.
Derin atölyeden çıktı ve alt dudağını ısırmayı bıraktı. gözlerine dolan yaşlar yüzünden önünü göremiyordu. "aşacağız, Vincent. bunu da aşacağız. birlikte," diye fısıldadı gözlerini silerken.
xxx
ŞİMDİ OKUDUĞUN
vincent'in tuvali
Romancesuluboyafircasi: o gün bana baktığında bir tablo gibi hissettim tıpkı Van Gogh'un Ayçiçekleri tablosu gibi bir mücevher gibi xxx 260619 - 070719
