o n b i r

3.4K 277 167
                                        

" Çok üzgünsün. " dedi Chaeyoung arkadaşına bakarak. Şaşırtıcıydı çünkü Jennie ya sinirli olurdu ya da mutlu. Üzgün olmak ona göre değildi.

Jennie ise her zaman üzgündü ama üzgünlüğünün üstüne yapışan bir duygu her zaman oluyordu. Sebebi belliydi. Jimin'di.

Bir erkek uğruna üzülmek istemiyordu ama Jimin'i de basit bir erkek arkadaş gibi görmüyordu. Ortaokuldayken birliktelerdi. O zamandan beri sevgililerdi ama liseye geçtikten sonra her şey değişti. Tek zaman değişmedi. Jimin'e ilgi arttı. Jimin umursamadı ama Jennie umursadı.

Kıskançlık krizleri arttı, kavgalar arttı. Kalpler kırıldı. Jimin'in sevgisi körelirken Jennie'nin sevgisi en yüksek seviyeye ulaştı.

Lisenin üçüncü senesinde Jimin Jennie'yi karşısına alıp olamayacağını söylediğinde Jennie yıkıldı ama yine de belli etmedi. Acınmaktan nefret ederdi.

" Üzgün değilim. " dedi Jennie tek kaşını kaldırıp. " Ne diye üzülecekmişim? "

Chaeyoung gözlerini elindeki kahve bardağına dikip " Bilmem. " dedi.

Jennie gözlerini kısıp " Dökül. " dediğinde Cheyoung sonunda ona baktı ve derin nefes aldı.

Chaeyoung eğer bir sıkıntı içindeyse bunu hemen belli ederdi. Bunun Jennie'nin profesyonelliğiyle alakası yoktu.

" Bir haftadır durgunsun. " dedi Chaeyoung. Jennie onu onaylamak istese de onaylamadı. Bir haftadır Jimin'de engelliydi. Okulda görse bile göz göze gelemiyordu. " Sana sorduğumuzda da anlatmadın. "

Jennie ona bakmaya devam ederken Chaeyoung " Jeongguk anlattı işte. Jimin ile kavga etmişsiniz. " dedi. 

" Kendi olaylarınızla uğraşın. " dedi Jennie Chaeyoung'un burnuna bir fiske atarken. " Burnunuzu sokmazsanız sevinirim. "

Masadan kalkıp giderken kantine giren Jimin'i gördü ve onu arkadaşlarının yanından çekip kolona yasladı. Jimin kaşlarını çatıp yaslandığı kolona bakarken Jennie kollarını beline koymuş ona sorgular gözlerle bakıyordu.

" İstersen ellerini duvara dayayıp beni kafesle, öpüşelim. Ha? Ne dersin? "

Jennie Jimin'in dalga geçmesine göz devirip " Arkadaşlarına güle oynaya benimle yaşadıklarını mı anlatıyorsun? " dediğinde onun saçlarına bakmamak için kendini zor tuttu.

Yüzüyle ilgileniyordu çünkü Jimin çok yakışıklıydı. Büyük dudakları, çekik gözleri, kemikli yüz hattı, beyaz teni dikkat çekiyordu. Saçlarını daha yeni kumral renge boyaması ona ayrı bir hava katmıştı.

" Hayır. " dedi Jimin gayet sakin bir şekilde.

" Jeonggu- "

" Güle oynaya kısmına hayır demiştim. " dedi Jimin sırtını kolondan ayırıp ellerini buz mavisi renkli dar kotuna sokarken. " Ve istediğim kişiye istediğimi anlatırım. Bunu yargılamak için mi çektin beni buraya? "

Jennie kendisine umursamaz bakan Jimin'in gözlerine baktı. Bir zamanlar o gözler aşkla, tutkuyla yanarken şimdi nefret kusuyordu.

Jimin sonunda gözlerini kaçırdığında Jennie onun çenesinden tutup kimse görmeden onun kafasını arkadaki kolona çarptı. Jimin sırıttıktan sonra yüzünü buruşturdu.

" Ben ters cevap verebileceğin birisi değilim. Ayağını denk al. "

Jimin tek kaşını kaldırıp " Senin ayağını denk almış halin bu mu? " dediğinde Jennie onun başını kaldırıp tekrar kolona vuracaktı ki Jimin ile Jennie yer değiştirdi. Bu sefer Jennie kolona yaslanmıştı, Jimin onun karşısındaydı.

Tek fark vardı. Jimin kollarıyla Jennie'yi kafeslemişti.

" Sen terbiye nedir bilmez misin? " dedi Jimin. " Bırak peşimi artık kızım. "

Jennie oluşan bu yakınlığa gözlerini kırpıştırırken Jimin'in yutkunduğunu duydu. Kantinin en ücra köşesinde oldukları için bu kadar rahat davranıyorlardı. Belki de yalnız kalmaya ihtiyaçları vardı.

" Senden terbiyeyi öğrenecek değilim. " dedi Jennie elini Jimin'in yapılı omuzlarına koyup onu kendinden uzaklaştırırken.

Jimin serseri bir şekilde gülüp ondan uzaklaşırken Jennie " Mesafeni koru. " dediğinde Jimin sırıttı.

Bu çocuk ne kadar gıcıktı böyle.

Jennie işaret parmağını Jimin'e uzatıp " Eğer bir daha aramızda yaşanılanları başka birinden duyarsam seni boğarım. " dediğinde Jimin kaşlarını kaldırıp kafasını salladı.

Jennie onun dalga geçmesini umursamayıp " Engeli kaldır. " dediğinde Jimin " Bir haftadır kafam rahat. Boşver. " dedi.

Jennie kırılan kalbinin acısını azaltmak için susup kaldığında Jimin ne dediğinin farkına varıp dalga geçme modundan anında çıktı ve elini ensesine götürüp " Yani şey... " dedi.

Tam o sırada bir tane kız Jennie'den çekine çekine ikisinin yanına geldi. Burası rahatsız edilmek istemeyenlerin yeriydi ve bu kız elini kolunu sallayıp buraya mı gelmişti?

" Geldiğim için üzgünüm ama ben de sizi arıyordum. " dedi kız. Jennie onu bu okulda birkaç defa görmüştü. " Arkadaşlarınız sizin burada olduğun- "

" Kısa kes. "

Jimin Jennie'nin dediğine karşılık derin bir nefes verirken kız titreyen sesiyle " Yarın akşam doğum günü partisi var. " dedi. " Siz de gelirseniz sevinirim. "

" Kimin? " dedi Jennie yere bakan kıza bakarak.

Kız yutkunup ikisine baktıktan sonra " Hera. " dediğinde Jennie güldü.

Kız onay veya red cevabı beklemeden haberini verip gittikten sonra Jennie Jimin'e baktı.

" Düşündüğüm şeyi yapmayacaksın, değil mi? " dedi Jennie.

" Evet, yapacağım. " dedi Jimin. " O partiye gideceğim. "

Yazık Jiminnn ne yaptın sen annemmmm

Neyse pauahauahauahhaha

Neyse pauahauahauahhaha

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.

Oops! Bu görüntü içerik kurallarımıza uymuyor. Yayımlamaya devam etmek için görüntüyü kaldırmayı ya da başka bir görüntü yüklemeyi deneyin.
Girl With Love [jenmin]Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin