Kirpiler konuşuyordu geçen seni,
Diyorlardı bu çocuk bizden de dikenli..🍊
"Geçen gün bayıldın diye duydum."
"Öyle olmuş." dedi, fısıltı gibi çıkan sesi uzun zamandır sessizce pencerenin önünde oturup sokağı gözletlediğini ele veriyordu, bakışlarındaki umutsuzluk kanepeye bırakılan poşetle daha ilgili bir hal aldı.
"İkiniz hayırdır bugün." poşeti uzanıp alınca içinden çıkan dürbün, hoşnut bir gülüş yaydı yüzüne.
"Denk geldik merdivenlerde." dedi Sehun, sanki bir dal kırmaktan korkuyor gibi temkinliydi sesi.
"Muhtemelen annen peşpeşe arayıp haber verdi durumu, arkadaşla makul tek ortak noktamız sen olduğun için koşturup geldik. Tamamen annenin zamanlaması ve seni benzer ihtimallerden merak etmemizle ilgili."
Baekhyun izahati uzattıkça Sehun uzun bir nefes saldı. Jongin'e al böyleyiz işte diye sızlanan bakışlar attı. Fakat Jongin hâlâ dürbünün etkisindeydi. Odağını anında yolun diğer tarafındaki, cephesi bordo balkonları mavi apartmana çevirdi. Üçüncü katın tül perdesi evde kimsenin olmadığından sıkılıyor gibi baygın, hareketsizdi. Fakat ardında fesleğenleri görünce dürbünle birlikte Baekhyun'a döndü.
"Neden elin boş geldin? Hiç bari bir saksı fesleğen getirir insan!"
"Ne o, KyungSoo bey'in evcil bitkisi fesleğen mi yoksa?"
"Kokusu ferah olduğundan canım çekti, dört duvara sıkışıp kalmış ruh-i ahvalime iyi gelecektir. En olmadı salataya doğrarız bir iki yaprak."
"Fesleğen değil reyhan alsın öyleyse."
"Aa! Üstüme iyilik sağlık sen ne karışıyorsun ne alacağıma? Sen reyhan al öyleyse!"
Sehun benim ne kabahatim var şimdi diye sabırsız sallandı Jongin'e. Jongin bir saksı fesleğen olsa nereye koyabilirdisinin hesabına düşmüştü. Baekhyun huysuzluğunu Jonginlerin kumandasından çıkarırcasına kanallarda zaplıyordu. Edemedi kapattı televizyonu sonunda, dantel örtüsünü tekrar indirdi yüzüne, üçgen şekilde. Sehpanın üzerinde şekli bozulmuş öteki danteli düzeltti, üzerindeki kırmızı şekiller çilek mi çiçek mi belli değildi, salon sehpasına serili olduğunu düşününce çiçek olduğuna hükmetti, tekrar kaldırdı, bir o yana bir bu yana çevirdi. Ve aldığından farklı yüzü ile tekrar serdi.
"Abin mi serdi bu danteli naptı?"
"Abimin eve uğradığı yok. Üniversiteden arkadaşları ile sürtüyor."
"Ne bu dantellerinizin hali o zaman? Rana teyze hiç boşlamazdı, sizin evde bir haller var?"
Jongin'in alnı kırış kırış, suratı süzük büzük olsa da omuzlarını silkti. Dürbünün görüşünü yeniden ayarladı.
"Çocukluğumuzdan hoş beş edip dururdu, çocuk gibi ona muhtaç eve kapalı kalınca zor geldi hanfendiye sanırsam."
Dürbünü geri bıraktı poşetin üzerine, poşet söylenir gibi hışırdadı.
"Kim napsın beni on dokuz buçuk yaşımda evde kaldım."
Baekhyun ve Sehun birbirine baktı, Sehun'un gözleri muhabbetle parladı, Baekhyun'un boynu yandı kızardı ensesine kadar, kaçarcasına indirdi bakışlarını. Sehun'un gözleri özlemle ıslandı. Birlikte kaç top eskittiği, mahalledeki çocukların bilyelerini üttüğü, annesinden kaçıp kendisinde sabahlayan, ergenlikte krizlerini paylaştığı arkadaşını özlüyordu.
"Asuman bugün mavi bir kazak giymişti takım ceketinin içine." diye iç çekti Jongin.
"Hımm.. kabartmalı kakmalı da bir yüzük takmıştı."
Jongin hüsranla keskin bir nefes çekti Sehun'un sözüne Baekhyun boğuluyor mu ne diye doğruldu dantellerden. Biraz daha baksa modelini çıkarabilirdi eve gidince. Bunlar Rana teyzesinin son moda dantelleri olsa gerek annesinin imrenerek anlattığı.
Hıçkırır gibi bir ses çıkarınca emin oldu ki Jongin'in parçalı bulutlu havası yerini sağanak yağışa verecek zaten dünkü bayılma da boşuna değildi.
"Ben..ben hiç göremedim elleriniiiiiiii-" diye bir hönkürmenin ardından epey bir süre cama çekildiler ikili, aralarında bir sardunya mesafe var. Jongin'in ağlayışları sokakta oynayan çocuklarda nostaljik bir izlenti oluşturuyor, Sehun kendi çocukluklarını düşlüyordu. Bir aralık güldü. Baekhyun bakışları yargılayarak onu buldu. Jongin neye ağladığını unutup ağıdını her derdine pay etmeye başlamışken gülmek hiç yakışmıyordu dostluklarına.
Sehun bu bakışlara çok uzak bir hasretten gelmiş gibi uzuuun uzuun baktı, Baekhyun'un boynu yandı kızardı yine ensesine kadar bu kez saçları dik dik oldu, bu kadar elektrik, sisteminde cızır cızır ediyordu.
"Biz şöyle az koşturmadık Sevdaçıkmazı sokağında.." dedi Sehun. Baekhyun başını sallayarak eğdi, sokağın isminden belli geleceğim diye mırıldandı, Sehun kulağını verdiyse de duyamadı.
"Sehun be saçlarını yine sarıya boyatsana!" dedi Jongin burnunu çeke çeke, neyseki az evvel kazağının eteklerini ters çevirip sildiğini görmemişti ikisi de.
Sehun'un gözleri yeniden Baekhyun'a döndü, Baekhyun ise ne diyon alla sen dercesine bakıyordu tekerlekli sandalyesine kendini bırakmış oğlana.
"Niye sen istedin diye boyayayım oğlum!"
"Baek istedi diye boyamıştın ama o zaman."
"Lisenin yazındaydık Jongin. Ve ben istedim diye değil iddiayı kaybetti diye boyamıştı."
"Jongin'e kaybetsem boyamazdım ki." dedi Sehun omuzlarını sallayarak. Baekhyun anında döndü ona. Jongin dudaklarını ısırarak gülüyordu, daha kirpiğindeki yaşlar kurumamıştı.
"Ne alaka?" dedi, şaşkındı ve Sehun bu bocalamanın çocukluğundan kalan tek alışkanlık olduğunu farkedince yeniden gülümsedi. Baekhyun kaybedişe giden tüm laf dalaşlarından bu iki sözle sıyrılırdı, ne alaka?
"Baekhyun için yapılacaklar bellidir. Jongin ne kadar dese de yapılmayacaklar bellidir." dedi Sehun da.
"Daha gözümün yaşı kurumadı ciğersiz!" diye burnunu çekti yeniden Jongin.
"Ne alaka?" dedi yine Baekhyun, Jongin bu kez ortaya atılmadı.
"Sadece Baekhyun olan şeyler vardır."
"Öyle bir şey yok!" dedi Jongin dayanamayarak, "Senin şeylerin onlar.."
"Evet, sadece Baekhyun olan şeylerim var, kabul." dedi Sehun.
Baekhyun ne alaka demek için dudakları kımıldadı ama zorlu kısa bir hava çıktı.
"Asuman geliyor! Asuman geliyor! Beni cama götürün!"
Jongin'in sevinç haykırışları ile trans halinden çıktı Baekhyun, Jongin'i sandalyesi ile cama taşıdı, oğlan dirseklerini pervaza yaslayarak doğrulmaya çalıştı fakat nafile. Sehun geriden dürbünü uzatınca dudakları elleri kirpikleri yüreği ne varsa Asuman'ı sevdiği titrer titreye cama kaldırdı dürbünü ve bordo cepheli apartmanın girişine odakladı. Asuman bir an duraksadı apartman kapısına anahtarını dayamışken, ardına döndü ve aralık perdeden kendisine dikilmiş dürbüne göz kırptı, dudakları iki kelam için kıvrıldı fakat Jongin çoktan bayılmıştı.
🍊
blih1233 gecikti diye alınmayasın çocum ancak olgunlaştı bu portakal ;)
