İnşallahrezilolmaminşallahrezilolmaminşallahrezilolmam
İyi okumalar bros
Bu arada 17k falan olmuşuz bu yüzden size söylemek istediğim bişey var
Strong power thank you
Jungkook'un bakış açısından:
Taehyung ile mesajlaşmamızın üzerinden 5 dakika dahi geçmeden nefis bir linç yiyişimin sebebi yine Taehyung'du elbette. Minik bir fasulye tohumu ağız dolusu küfürle size bir tehdit mesajı atsa nasıl hissedersiniz?
Ben güldüm.
Baya güldüm hatta.
Ama iş Taehyung'un ağlayışına gelince kahkahalarım bir tarafıma kaçmıştı. Daha 3 gün önce bana sayıp söven kalbimi paramparça eden kanatsız bir tanecik meleğim şimdi Seolhyun ile yemeğe çıkacağım diye mi ağlıyordu?
Ağlama sebebinin bu olmadığına oldukça emindim. Çünkü Taehyung isteklerini ağlayarak veya sızlanarak yerine getiren biri hiç değildi. O her zaman çokça çabalar, yenildiğinde bile ayağa kalkardı. Kendi için değilse bile tutunacak çok şeyi olduğunu tahmin edebiliyordum.
İşte en çok da bu yüzden aşıktım ona. Eğer kendimi sevdirmeyi başarırsam asla beni bırakmayacağından emindim. Diğerleri gibi değildi çok saf bir sevgiye sahipti. Özgüveni her ne kadar haddinden az olsa da onu toparlamak istiyordum. Fiziken insanları iyileştirebilirdim ama bir insanın kalbine dokunabilmek bambaşka bir olaydı.
Yine de tüm bunlar bu saatte koşarak 3 kilometre yol alışımın sebebini açıklamıyordu. Aşık olduğumu kabullenmiştim tamam fakat benim de bir gururum vardı. Jiminler'in kapısını çaldıktan sonra Taehyung'un bulunduğu odaya koşar adımlarla çıkarken de bunu düşünüyordum. Ta ki içerideki hıçkırık ve sızlanma seslerini duyana kadar.
Pekala. Gururumu siktir edin. Demedim ben öyle bişey.
İçeri nasıl gireceğimle alakalı kendimle bir münakaşa içerisindeyken Jimin'in merdivenlerin başında beni izlediğini gördüm. Cesaret verircesine sessizce küfür fısıldadığında(!) içeri girme vaktimin geldiğini anlamıştım.
Aslında kapı kapalı bile değildi, aralıktı. İçeride kapıya sırtını dönmüş yatağın üzerinde bağdaş kurarak oturmuş bir melek görmeyi beklemiyordum. İçli içli hıçkırıyor, hatta öyle şiddetli yapıyordu ki bunu, sırtı sürekli titreşim halindeydi.
Kalbimin hiç bu kadar çok acıdığını hissetmemiştim. Bana kendi kendine ümit verdin diye mesaj atarken bile bu denli üzgün değildim. Çünkü kendini kandırmaya çalıştığının farkındaydım. Biraz olsun ders vermek benden hoşlandığını ona göstermek istemiştim.
Şimdi benim güzel kalpli bebeğim siktiğimin dersi yüzünden titreye titreye ağlıyordu. 23 yıllık hayatında kaç kere laf dinledin de millete ders verirsin gerizekalı demeden edemedim tabii.
Yavaşça yaklaştığımda adım seslerimi duymuş olmalı ki arkasını dönmeden; "Şimdi olmaz Jimin acıkmadım ben daha. Hem Jungkook benim yerime de yer o kızla."
Jungkook senin ağzını yer esmer bebeğim.
Biraz daha yaklaştım ve "Taehyung" diye seslendim. Birden bedeninin kasıldığına şahit oldum.
Hızlıca arkasına döndüğünde titreyen sesiyle adımı fısıldadı. Seri hareketlerle aramızdaki mesafeyi kapatıp yanına oturdum. Sanırım gerçekten yanına geldiğime inanamıyordu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Maniac/ Taekook
FanfictionKampüsün havalı, yakışıklı ve sert erkeği Jungkook Taehyung'a mesaj atar #Topjk! %100 yavşaklık ürünüdür İçerik boştur
