Dath'Remar tarafından yönlendirilen High Elfler, Kalimdor'u arkalarında bırakarak, fırtınaları aşarak Maelstrom'a doğru yöneldiler. Yıllar boyunca denizde kendilerine ait bir büyü dünyası kurmak için hayaller kurarak doğuya doğru yollarına devam ettiler. Bu yolculuk onlara Eski Krallıkları'nın yıkımını ve anlayamadıkları birçok şeyi gösterdi. Burning Legion'un gücünün o anda farkına vardılar. Dath'Remar, (daha sonra adı Sunstrider diye anıldı) halkına bir krallık sözü verdi. Sonsuza kadar sürecek bir Büyü Krallığı...
Donanma sonunda, İnsanların daha sonra Lordaeron diyecekleri bölgenin sahillerine geldi. İçlere doğru yayılan High Elfler, Tirisfal Glades adı verilen yerde bir yerleşim kurdular. Kısa bir zaman sonra, bir şeyler ters gitti: High Elfler delirmeye, saldırganlaşmaya başladı. O zamanın bilgeleri, bulundukları yerin lanetli olduğu kararına vardılar ancak asla doğrulanamayan bir teoriydi bu. High Elfler göçetmek zorunda kaldılar. High Elfler, Lordaeron'un dev ormanlarla kaplı dağlarından geçerken, birçok güçlükle karşılaştılar. Sonsuzluk Kuyusu'nun yaşam dolu gücünden koptuklarından beri, hava koşullarından dolayı çoğu hastalanmış ve açlıktan ölmüştü. En garip değişiklik ise, artık ölümsüz değillerdi ve elementlere karşı güçleri de yoktu. Morumsu renkli tenleri gitmiş, tenlerindeki renk solmuştu. İçinde bulundukları zorlu yaşam koşullarının üstüne bir de Lordaeron'un devasa yaratıklarıyla savaşmak zorunda kalmışlardı. Bu arada, yolculuklarının bir kısmında ilkel insan kabilelerinin ilk örnekleri ile karşılaştılar. Bu ilkel insanlar, dev ormanların içinde avlanarak yaşayan ufak gruplardan ibaretti, tabi ki High Elflere bir tehdit oluşturmayacaklardı. Ancak High Elfler en büyük tehditlerini dev orman Zul'Aman'da bulacaklardı.
Bu yosun derili yaratıkların adı Trollerdi. Kendi organlarını ve ölümcül yaralarını anında iyileştirebilen güçlü bir ırktı ancak her zaman barbarca yaşamayı seçmişlerdi. Lordaeron'un kuzeyinde Amani Krallığı adı altında birleşen bu Troller, yeni ziyaretçilerinden hiç hoşlanmadılar ve Elfleri sınırlarını aştıklarını görünce vahşice saldırdılar. High Elfler de buna karşılık olarak, Trolleri gördükleri yerde öldürdüler.
Uzun yıllar boyunca, High Elfler kendilerine Kalimdor'daki gibi güzel bir yer aradılar ve sonunda şansın yardımı ile kuzeydoğu dağlarını aşarak dev düzlüklere ve güzel nehirlere sahip bir coğrafya keşfettiler. Buraya Quel'Thalas dediler, ve dev bir krallık kurmaya başladılar. Öyle bir krallık ki, Kalimdor'daki kuzenlerinin kıskanacağı kadar güzel bir krallık. Ne yazık ki, High Elflerin sonradan öğrendiği gerçek onlara çok pahalıya patlayacaktı. Quel'Thalas, Trollerin eskiden kalma dev şehirlerinin üzerine kurulmuştu. Troller bu toprakları kutsal sayıyorlardı. Neredeyse hemen hemen tüm Trolller, Elf yerleşim alanlarına saldırmaya başladı.
İnatçı Elfler, yeni buldukları toprakları vermekte gönülsüzlerdi, Sonsuzluk Kuyusu'nun verdiği güçleri kullanarak büyülerini kullandılar ve delirmiş Trolleri kontrol altında tuttular. Dath'Remar'ın liderliğinde Amani Savaşçılarını ona bir olmalarına rağmen yenmeyi başardılar. Bazı Elfler Kaldorei'lerin eski uyarılarından olan, büyünün Burning Legion'un dikkatini çektiği gerçeğini hatırlattı. Bu yüzden, Quel'Thalas bilginleri, topraklarının üstünü çevreleyen bir büyü bariyeri kurdular. Bu bariyer sayesinde büyüler evrende yankılanmayacaktı, böylece Burning Legion'un dikkati çekilmeyecekti. Quel'Thalas'ı çevreleyen dev dikili taşlar kuruldu ve bariyer kuruldu. Bu dikili taşlar, sadece büyüleri engellemekle kalmadı, aynı zamanda batıl inançlı Troll Ordularını korkuttu.
Zaman geçtikçe, Quel'Thalas High Elflerin çabalarının ve büyü gücünün parlayan bir anıtı oldu. Muhteşem güzellikteki sarayları, Kalimdor'daki kuzenlerininki gibi tasarlandı ve inşa edildiler. Quel'Thalas bu hali ile Elf elinden çıkmış en güzel şehir oldu. Silvermoon adı verilen bir meclisle
Sunstrider Hanedanlığının politik gücü pekiştirildi. Yedi tane High Elf Lordundan oluşan meclis, Elf topraklarını korumak için çalıştılar. Koruyucu kalkanla korunun topraklarında, eski Kaldorei uyarılarından uzakta büyüyü hayatlarının her alanında kullandılar.
Neredeyse, dört bin yıl boyunca High Elfler barış içinde yaşadılar. Ancak intikam almak isteyen Troller asla yenilmemiştiler. Ormanın derinliklerine yerleşen troller, sayılarını arttırdılar ve en sonunda dev bir Troll ordusu Quel'Thalas'ın gölgeli ormanlarına girerek savaşı başlattılar. High Elfler bu dev Troll ordusu ile savaşırken, gelişmeye başlayan İnsanlar, kendi kabile toprakları için savaşmaktaydılar. İnsanlığın ilk savaşları ne onurdan ne de ayrımdan söz edilebilecek savaşlardı. Herkes kadın, çocuk, yaşlı demeden katlediliyordu. Ancak sadece bir kabile, adı Arathi olan kabile, Trollerin gözden kaçırılmayacak kadar dev bir tehdit olduğunu görebildi. Arathi bu yüzden bütün kabileleri kendi kontrolüne almak istedi ki, sıra kendilerine geldiğinde Trollere karşı savaşı kazanabilsinler.
Bu düşüncenin ardından geçen altı yıl boyunca Arathi tüm kabilelerle savaştı ve her zaferin sonucunda, Arathi barış ve eşitlik vaad etti ve ele geçirilmiş insanların saygısını kazandı. Bunun sonucunda Arathi Ordusu inanılmaz derecede büyüdü. Artık güçlerinin Trollere karşı gelebileceğine inanan insanlar, Lordaeron'un güneyinde bir kale kurdular. Adı Strom koyulan bu kale, Arathi milletinin başkenti olurken, Krallığın adı Arathor oldu. Arathor zenginleşirken, Lordaeron'un başka yerlerinde yaşayan insanlar Arathor'un güvenli topraklarına yerleşmeyi seçtiler.
Tek bir bayrakta birleşen İnsan kabileleri, iyimser ve güçlü bir kültür geliştirmeye başladılar. Thoradin, Arathor'un Kralı, Gizemli Elflerin halen Troll işgalinde olduğunu biliyordu ancak kendi insanlarının güvenliğini tehlikeye atmak istemiyordu. Elfler ve Trollere karşı çok az şey bilen İnsanlar aslında her iki ırka da soğuk bakmaktaydı. Aylar sonra Elflerin düştüğüne dair dedikodular Thoradin'in kulağında geldiğinde perişan iki tane High Elf Elçisi Strom'dan içer girmişti, böylece Thoradin, Troll tehdidinin burada duramayacağını anladı, sıra çok yakında onlara gelecekti.
Elfler, Thoradin'i Trollerin dev ordularının Quel'Thalas'ı işgal ettikten sonra güneye ineceğini ve buraya saldırıcağını söylediler. Çaresiz Elfler, askeri yardıma muhtaçtılar ve çaresiz olarak seçilmiş bazı insanlara büyü kullanmayı öğretmeyi kabul ettiler. Ancak Thoradin büyüye duyduğu güvensizliği bir kenara bırakıp, Elfler'e yardım etmeyi kabul etti. Hemen Strom'a gelen Elfler belli başlı seçilmiş insanları eğitmeye başladılar.
Elfler başta İnsanların büyü kullanmakta oldukça beceriksiz olduğunu gördüler ve bununla aralarında dalga geçmeye bile başlamışlardı.Tam yüz tane İnsan'a büyünün en basit güçlerini kullanmayı öğrettiler, sadece Trollerle savaşabilecekleri kadar. İnsan öğrencilerinin hazır olduğuna ikna olan Elfler, savaşa doğru, Thoradin'in dev orduları ile birlikte kuzeye doğru yola çıktılar.
Birleşik Elf ve İnsan orduları ile Troll Orduları, Alterac Dağlarının eteklerinde çarpışmaya başladı. Savaş uzun günler sürdü. Arathor orduları vahşice ve delirmiş şekilde üstlerine gelen Troll ordularına hiç yorulmadan veya bir santim bile toprak vermeden savaştılar. Elf Lordları zamanın geldiğini düşünerek büyü güçlerini kullanmaya başladılar, yüz tane İnsan Büyücü ve birçok Elf büyücüsü büyülerini kullanarak Trolleri şok ettiler. Elemental Ateşler Trolleri yakarak kendilerini iyileştirememelerini sağladı ve Troller gittikçe zayıfladı.
Troll Orduları bozulmaya ve kaçmaya başlayınca, Thoradin'in orduları takip etti ve bulduklarını öldürdüler. En sonunda çok az bir Troll sayısı kaçmayı başardı. Troller bu savaştan sonra asla eski güçlerine kavuşamadılar ve tek bir millet olarak görülmediler. Quel'Thalas'ın kurtulduğundan emin olan Elfler ve İnsanlar arasında çağlar boyunca devam eden dostlukları böylece başlamış oldu.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
WARCRAFT 2016
FantasyHiçbir vakit tam karanlık değil gece, her acının sonunda açık bir pencere vardır. hayal edilecek birşey vardır, yerine getirilecek istek. cömert bir yürek uzanmış açık bir el, canlı canlı bakan gözler vardır. bir hayat vardır,hayat bölüşülmeye hazır...
