Lothar, Azeroth'un dağılmış İnsan ordularını toplayarak, kuzeye, Lordaeron'a doğru dev bir göç yaptılar. Horde'un İnsanlığı istediği gibi yeneceğini bilen İnsanlar, Yedi İnsan Lideri ile birlikte birleşerek, İnsanların Allianceını kurdular. Neredeyse 3,000 yıl boyunca, birbirinden ayrı olan bu ırk, tekrar bir bayrak altında birleşti. Alliance'ın büyük komutanı seçilen Lord Lothar ordularını gelecek Horde'a karşı hazırlamaya başladı.
Uther the Lightbringer, Admiral Daelin Proudmoore ve Turalyon'un yardımları ile Lothar, diğer İnsan'a benzeyen ırkları da Alliance'ın tarafına geçirdi. Bunlar Ironforge Cüceleri ve Quel'Thalas'ın High Elfleri idi. Elfler gelen tehdide karşı ilgisizlerdi ancak Lothar'ın Arathi Kanından geldiği atalarının binlerce yıl önce yardımlarını esirgemediklerinin farkındaydılar ve bu yüzden savaşmaya
karar verdiler.
Savaş Şefi Orgrim Doomhammer tarafından yönetilen Horde, Draenor'dan Ogreleri ve Amani Forest'ten Trolleri toplayarak Alliance'a cevap verdi. Büyük bir saldırı ile ilk olarak Khaz Modan ve Ironforge'a saldıran Horde başarısız oldu.
Bu nedenle İkinci Savaş'ın başında, Horde dünyanın dört bir yanına adamlarını göndererek Demon Soul adlı taşı bularak, bunu eski Ejderha Kraliçesi Alexstrasza'yı bulunduğu yerden çıkarttılar. Onun değerli yumurtalarını yok etmekle tehdit eden Horde, Alexstrasza'nın çocuklarını savaşa göndermesini istedi. Gururlu ve onurlu kırmızı ejderler bu emre uymak zorunda kaldı ve Horde için savaştılar.
İkinci Savaş, Khaz Modan'dan başlayarak Lordaeron ve Azeroth'un her tarafında devam etti. Kuzey savaşlarında Horde, Quel'Thalas'ın sınırlarını yok ederek High Elf'lerin yardımlarının asla yerine ulaşamamasını sağladı. Böylece Alliance en büyük güçlerinden mahrum kalarak geri çekilmeye başladı. Bu yardımların gelmemesine rağmen Lothar ve ordusu düşmanları durdurmayı başarıyordu.
Ne yazık ki, İkinci Savaş'ın son günlerinde Alliance'ın yenilgisi neredeyse kesinleşmişken dünya üzerindeki en güçlü iki Orc arasındaki bir anlaşmazlık dünyanın kaderini değiştirdi. Lordareon'un başkentine kuşatma yapan Doomhammer, Alliance'ın son savaşan ordusunu yok etmek için plan yaparken, Gul'dan ise kuşatmadan ayrılıp yanında tüm Horde'un yarısını götürerek, Doomhammer'ı yalnız bıraktı. Gul'dan bundan sonra denize açılarak kayboldu. Böylece Horde kazanabileceği en büyük şansı kaybetti.
Güç için aç olan Gul'dan, tanrı olmak için Kil'jaeden'in ona vaad ettiği yere giderek, umutsuzca denizin dibinde Sargeras'ın tapınağını aradı. Kendi ırkdaşlarını yalnız bırakan Gul'dan Orcların ne yaptığını bile düşünmüyordu. Arkasında Stormreaver ve Twilight's Hammer klanları olan Gul'dan, Sargeras'ın tapınağını Lordaeron'un kuzeybatısındaki açık denizlerde buldu. Dev bir ayinle Aegwynn'in denize gömdüğü tapınağı tekrar su yüzüne çıkardı. Ancak tapınağa girdiğinde tek bulduğu delirmiş yaratıklar oldu.
Bu ihanetten sonra Doomhammer, tüm güçlerini Gul'dan'ı yok etmek için peşinden gönderdi. Bunun yanında Gul'dan ise çoktan tapınakta parçalanmıştı. Burada Orclar arasında dev bir savaş yaşandı. Bu ihanetin bedeli ödenmişti ancak Horde çok yara almıştı. Bu da Alliance'a sadece umut değil, tekrar gruplanıp saldırıya geçme şansı vermişti.
Lord Lothar, Horde'un kendi içindeki savaşını bildiğinden tüm güçleri ile Doomhammer'ı güneye doğru sürdü. Burada Alliance, kaçan Horde'u volkanın içinde bulunan dev Blackrock Spire'da yakaladı. Lothar buradaki savaşta ölünce, yardımcısı olan Turalyon başa geçerek, Horde'u Swamp of Sorrows'a kadar sürdü. Bundan sonra Turalyon, Dark Portal'ın içindeki büyüsel gücü yok etti ve Orcların Draenor'a geri dönmesini engelledi. Orclar yardımsız Alliance güçlerine karşı koyamadı ve dağıldılar.
Dağılmış Orclar kendilerine kamplar kurdular. Horde'un yenildiği kesin olmasına rağmen Arch Mage Khadgar, Nethergarde'nin yapımını başlattı. Amacı Dark Portal'i gözlemekti, başka saldırı olmasını istemiyordu.
Dağılmış Orc klanları etrafa dağılarak güvenli yerlere saklandılar. Horde'un asla güçlenemeyeceğinden emin olan Alliance, daha sonra bir zamanlar Medivh'in yardımcısı olan Khadgar'ın emri ile Dark Portal'ın yakınlarına Nethergarde Şatosu'nu kurdu. Böylece Draenor'dan gelecek saldırılara karşı bir güç oluşturulmuş oldu.
Draenor'a Alliance Saldırısı
(Warcraft II: Dark Portal'ın Ötesi)
İkinci Savaş'ın üzerinden yıllar geçip, Alliance yaralarını kapattıktan sonra, Orcların tehdidini sonsuza kadar yok etmek için agresif hareketler yaptı. Dev esir kamplarında kalan Orclara bizzat Paladinler ve tecrübeli askerler tarafından bekçilik yapılıyordu. Burada Durnholde başta olmak üzere birçok kale'de esir Orcların bir daha bir tehdit olmaması için uğraşılıyordu.
Ancak, cehennemi andıran dünya Draenor'da yeni bir Orc ordusu hazırlanıyordu. Ner'zhul, eski Gul'dan'ın lideri olan Shaman, yeni bir ordu kurarak Azeroth'a girmeye çalışıyordu. Shadowmoon klanı tarafından yardım gören Ner'zhul, Draenor'da birçok kapı kurarak Horde'u bambaşka dünyalara götürmek için çalışıyordu. Ancak, Ner'zhul'a Azeroth'dan çok değerli birkaç büyülü eşya gerekiyordu. Bunun için Ner'zhul tekrar Dark Portal'ı açarak Orcları tekrar Azeroth'a gönderdi.
Yeni Horde, Grom Hellscream ve Kilrogg Deadeye tarafından yönetiliyordu ve Alliance'ın savunmalarını şaşırtarak tekrar Alliance'a saldırmaya başladılar. Ner'zhul'un zeki komutası altında hemen Orclar istedikleri eşyaları bulup Draenor'a döndü.
Lordaeron'un Kralı Terenas, Orcların yeni bir saldırı düşündüğünü sanarak ordularını tekrar hazırlattı. Kumandan Turalyon ve Büyücü Khadgar ile birlikte Dark Portal'a giden ordu, Draenor'a girerek Ner'zhul'un klanları ile Hellfire Yarımadası adlı bölgede savaştı ancak Alliance ordusu, Ner'zhul'un diğer dünyalara açtığı kapıları kapatamadılar.
Ner'zhul, portalları açması ile birlikte olacak korkunç şeyleri görememişti. Bu kapıların açılması ile bedel olarak Draenor'un yapısı bozuldu ve doğa ortadan kalktı. Turalyon'un ordusu Azeroth'a kaçarken, Draenor'da dev patlamalar oldu. Grom Hellscream ve Kilrogg Deadeye, Ner'zhul'un planlarının tüm ırkı yok edeceğini anlayınca, klanlarını Azeroth'a sürdüler.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
WARCRAFT 2016
FantastikHiçbir vakit tam karanlık değil gece, her acının sonunda açık bir pencere vardır. hayal edilecek birşey vardır, yerine getirilecek istek. cömert bir yürek uzanmış açık bir el, canlı canlı bakan gözler vardır. bir hayat vardır,hayat bölüşülmeye hazır...
