Sonu gelmeyen mektuba üç nokta ile son vermişti biliyordu ki cümleleri asla bitmeyecek ama söylediği hiçbir kelime de acısını dindirmeyecek ti...
Masanın üzerindeki paketi alıp geçti mutfağa Bir fincan kahve yaptı kendine şekersiz tam da onun sevdiği gibi camın önündeki sallanan sandaliye ye geçerken kül tablası aldı üst dolaplar dan bayadır eline değmiyor du sigara paketi bile... zordu insanlar için değişmek onların eksiklikleri için sendeki fazladan vazgeçmek o her nefes alamadığında genç kız kendisinin bırakması için en büyük destek olarak görmüştü sevdiği adamın içine çektiği kesik kesik nefesleri şimdi o öksürükler gitmişti artık vazgeçmişti ondan kahvesi bitince yere bıraktı fincanı nı , sigarasını söndürdü iyice,daldı şehrin ışıklarına acaba ne yapıyor,nerede,ne halde, kimlerle diye geçirdi içinden
Acısı tarif edilemezdi onun için hiçbir cümle onun acısını tarif edemezdi yada daha o bilmiyor du acısını tarif edecek kelimeleri en yakın olarak nefes alan bir cenaze tanımı geldi aklına onu derin düşüncelerinden çalan zil çıkardı -geldi kelimesi döküldü dudaklarından hızlıca kalktı ayağa kapıya doğru koşup gözetleme deliğinden baktı simsiyah di her yer bekledi birkaç saniye sensörlü lamba çalışınca karşı komşusunu gördü dayanamadı yeteri kadar sessizce ağladığı yeterdi zaten acısı kalbinden büyüktü taşıyamıyor du sesli bir hıçkırık dalgalandı dudaklarından devamı zaten gelmişti onun için bağıra çağıra hıçkırıkları derdini haykırırcasına ağladı,oturduğu zemini yumurukla dı en son zaten pes etmişti gittiğini kabullenme süreci darmadağan etmişti benliğini hastalarına verdiği taktiği hatırlamaya çalıştı derin bir nefes al nefesi içine çekince ciğerleri battı canı yandı ama devam etti ard arda nefes almaya
Bu ilk yıkılışı değil sonda olmayacaktı belki bu şehrin sokakları tekrar bir araya getirecekti atılan adımları ama öğrenmeliy di aynı yarayı tekrar almamak için istemiyorum demeyi ne kadar saftı az önce kendine ettiği yemini hiçe sayarak hayal etmişti geleceğini ona tekrar sarılabileceğini hızlıca kalkıp yatağına yattı bu yaptığı kendine yaptığı en büyük saygısızlık dı ölü düşünceler havuzuna her saniye bir yenisi yeni bir düşünce ekleniyordu ve o da bu düşünceler içinde son nefesini veriyordu belli ki bir mutsuzluk daha oldukça ağırdı bu bedene, taşıyamıyor du bedeni yeni bir mutsuzluğu daha, acaba başına bir şey geldi mi aç mı, onu özlüyor mu, nerede, nasıl, ne halde, bu düşünceler çevreledi etrafını sanki bir tır geçmişti üstünden canı yanıyor lakin fiziksel bir acı olmadığından son veremiyordu da acıya sonu olmayan bir tünelde arıyordu ışığını ne kadar zordu bu tünelin ucunu bulmak onun için ne kadar imkansızdı bu acının tarifi diyemiyor du ki kimseye de yüreğim acıyor diye rehberinde ki isimlerden hiç kimse ne anlayabilir di onu ne de derman olabilirdi derdine acaba başkası mı vardı diye bir düşünce daha peydah oldu aklında içi içini kemirdi yanlızlık yattığı yatakta ki bedenini bile ele geçirmiş huzursuzluk odada kol geziyordu zaten önce iki kişilik yatakta ki onun yastığını aldı kolları arasına kokusu gidiyordu yavaş yavaş sonra tavandan sallanan uçları boşalmış renkli iplere baktı daha dün akşam resimleri yer alıyordu orda kalkıp küçük giyinme odasına girdi boştu işte yarısı tek bir saç teli bile bırakmamıştı giderken haksızlık tı ama bu demek ki planlı bir terk ediş ti bu belki de sıkılmıştı ondan en çok da bu bilinmezlik öldürüyor du zaten bedenini hızlıca geçti yatağına korkmaya başlamıştı yine yanlızlığın dan battaniyenin altına girdi ayağındaki çoraplar rahatsız etmişti bu sefer de onu bir çırpıda çıkarı verdi onları da oysa Talha ne kadar da çorapları ile yatağa yattığı için kafasını yastığa koyunca bir öksürük tuttu yavaş yavaş oda geçmeye başlayınca anladı tek olduğunu hasta olunca ona bakacak ilgi gösterecek kimsenin olmadığını yavaşça kapattı gözlerine sayısız defa haksızlık ama bu diyerekten daldı derin bir uykuya...

ŞİMDİ OKUDUĞUN
Hoşçakal
Chick-LitPlanlı bir terk edişti bu ruhumu alaşağı eden bir gidiş bu tek bir şey bırakmamıştı bana fotoğraflar dışında sevmemiş yeteri kadar demek beni veya ben sevememişim ki gitmiş...