Kapının çalması ile San hızla kapıya doğru yürüdü. Gelenin Wooyoung olduğunu bildiğinden, gerginliği iki katına çıkmıştı. Eliyle saçlarını hafif düzelttikten sonra derin bir nefes alıp açtı kapıyı. Wooyoung bir eli cebinde yeri izlerken kapının açılması ile hızla kafasını kaldırıp San'a baktı. San geçmesi için hafif kenara çekildiğinde "Hoşgeldin." diye mırıldandı kısık sesle. Wooyoung sadece gülümsemekle yetinerek içeriye girmişti.
Dün gece özlediğini ve görüşmek istediğini söylediğinde, San dünden razıymış gibi hemen yarın evine gelebileceğini söylemişti. Eh, öyleydi de zaten. Her ne kadar Wooyoung'un ondan bu kadar uzaklaşması canını sıksa da deli gibi özlemişti.
Wooyoung içeriye girdikten sonra kapıyı kapatmış ve birlikte salona geçmişlerdi. Aynı koltuğa otursalar da, koltuğun diğer uçlarında oturuyor ve birbirlerine kaçamak bakışlar atıyorlardı. İkisi de birbirine çok kırılmıştı. Şimdi ne diyeceklerini, konuya nasıl gireceklerini bilmiyorlardı. Birkaç dakika sessizlik sürdüğünde en sonunda konuşan Wooyoung olmuştu. "Nasılsın?"
San yere diktiği bakışlarını kaldırıp Wooyoung'a döndü ve omuz silkti. "İdare eder. Sen?" Wooyoung dudaklarını birbirine bastırıp usulca başını salladı. "Benim de öyle."
Ve tekrar sessizlik.
San bu sessizlikten rahatsız olduğu için ayağa kalktı. "Kahve alır mısın?"
"Olur."
San, Wooyoung'un onaylaması ile mutfağa geçti. Mutfağa geldiği anda derin bir nefes bırakıp yüzünü sıvazladı. Heyecandan midesine kramplar giriyordu. Üstelik Wooyoung'un hemen yanında olması ama birbirlerine sıradan bir insan gibi davranıyor olmaları canını sıkıyordu.
Derin nefesler alıp fincanları çıkarmak için dolaba uzandı. Ama ellerinin titremesinden dolayı birini düşürmüş, fincan tuzla buz olmuştu. İrkilip geriye doğru kaçtığında Wooyoung kapıda göründü. Endişeli bakışlarla önce San'a, hemen ardından yerdeki cam kırıklarına baktı. Hızlıca yanına gelip biraz daha geriye çekti San'ı. "Sevgilim, iyi misin? Bir yerine geldi mi?"
San, Wooyoung'un kullandığı hitap yüzünden şaşkın bir ifadeyle bakakaldığında, Wooyoung yerdeki kırıklara doğru ilerlemişti. San o an mutlu olmak ve duygulanmak arasında gidip gelirken, hızla kendini toparlayıp Wooyoung'un yanına gitti ve yerden kaldırdı. "Dur, dokunma sakın. Ben hallederim."
San mutfaktan çıkktıktan kısa süre sonra elinde fırça süpürge ve kürekle geri gelmiş, kırıkları toplayıp çöpe atmıştı. Ardından elektrikli süpürge ile küçük parçaları da tamamen temizledi. Woooyung bir kenarda durmuş onu izlerken, San'ın elindeki kesiği fark etti. Gözlerini büyültüp yanına yaklaştı ve elini tuttu. "Camlara dokunmadan nasıl kesebildin elini çok merak ediyorum."
San elinin üstündeki kesiği yeni fark ediyordu. Bardak düştüğünde cam sıçramış olmalıydı. Neyse ki büyük bir şey değildi. Elini yavaşça geriye çekti. "Sorun yok hallederim ben."
Mutfaktan ayrılıp banyoya ilerlemiş ve dolaptan yara bandı çıkarmıştı. Wooyoung arkasından gelip elindeki yara bandını aldı. "İzin ver ben yapayım."
San bu sefer itiraz etmemiş, Wooyoung'a uzatmıştı. Wooyoung yara bandını paketinden çıkarıp dikkatlice kesiğin üzerine yapıştırdıktan sonra bandın üzerinden elini okşadı. San ise bir şey demeden öylece Wooyoung'u izliyordu.
Wooyoung "Söylediklerine çok kırıldım." diye mırıldandı kısık sesiyle. San yine o konun açılması ile gözlerini yere eğmişti. "Biliyorum. Defalarca özür diledim ama yine özür dilerim. Söylediklerimin ne kadar aptalca olduğunu farkındayım. Gergindim ve öyle bir zamanda mantıklı düşünemiyordum." Ardından bakışlarını yerden kaldırıp Wooyoung'a çevirdi. "Ama bu kadar uzun süre benden uzaklaşıp, soğuk davranman gerekir miydi Wooyoung? Ne kadar canım yandı biliyor musun?"

ŞİMDİ OKUDUĞUN
curious || woosan
FanficGazeteci Jung Wooyoung, Kang Yeosang'ın menajeri Choi San'dan bilgi almak için mesajlar atmaya başlar. [stockholm•seongsang kitabındaki woosan'ın hikayesidir. onu okumadan da anlayabilirsiniz.] |texting| [02.04.2021- 04.05.2021]