Bölüm 3

7 3 3
                                    

Medya da Afra var..güzelliğine bakın ağlıyoruö🤤

---------------------------

Yaklaşık 15 dakikadır adının Yağız olduğunu öğrendiğim yakışıklı kumralla asansörde bekliyorduk. Evet, asansörde kalmıştık. Biliyor musunuz ? Hiç şaşırmadım. Ben Afra Yılmaz'dım, belayı adeta mıknatıs gibi üzerine çeken bahtsız bedevi de denebilirdi.

Dar alanlarda kalma korkum yoktu. Anladığım kadarıyla Yağız'ın da yoktu. Ortam fazla sessizdi ve sessizlik beni geriyordu. Dayanamayıp konuştum.  "Okulda yeni misin ? Daha önce seni gördüğümü hatırlamıyorum." Onunla konuştuğumu anlayınca yaslandığı yerden sağa doğru yatırdı başını. Bana baktığını anlayınca ben de başımı hafif sola doğru yatırıp kaldırdığımda gözlerimiz buluşmuştu. "Evet, yeni geldim." Bir şeyler daha söyleyecek gibi oldu ama sonra durdu. Bir kaç dakika sonra tekrar konuştu. Bu sefer bana değil, doğrudan karşıya bakıyordu. "Aslında bakarsan, İzmir'den buraya taşındım yaz tatilinde. Sadece okulda değil, şehirde de yeniyim." Yerimde kıpırdandım. Yan yana asansör duvarına yaslanmış duruyorduk. Hafiften karnım ağrımaya da başlamıştı. Ha siktir! umarım şu an regl olmazdım çünkü hiç sırası değildi.

Boğazımı temizledim. Yavaş yavaş bunalmaya başlamıştım. Dar alanlarda kalma korkum yok mu demiştim ? Ah, sanırım vardı. "İstanbul güzeldir ya çabuk alışırsın." Ellerime yüzüme hava vermeye başladım. Öğretmenlere seslenmiştik ama sanırım hepsi dersteydi. Biraz daha burada kalırsam bayılacağımdan emindim. Derin derin nefesler almaya başladım. "Sen iyi misin ?" endişeli bir şekilde bana bakmaya başladı. Sırıttım." Hah, turp gibiyim." 

Cebinden telefonunu çıkardı. Oha bizim, telefonlarımız yanımızdaydı. Ama sanırım bende biraz salaklık vardı. Arkadaşlarıma yazmayı unutmuştum. E tamam ben salaktım. Bu çocuk da mı salaktı ? Ay valla hiç sanmıyorum.

O telefonda birilerini ararken ben de kantinden aldığım suyu içmeye başladım. "Mesaj atıyorum ama cevap vermiyorlar." Endişelerim yığın yığın olmuştu ve üstüme geliyordu. Bağırmaya başladım." Kimse var mı ?! Asansörde kaldık yardım edin !" Ne olmuştu birden bire bilmiyorum. Yanıma çöküp oturdu. "Sakin ol ve arkadaşlarına mesaj at onlar görür belki." Bu çocuğun sakinliği sinirimi bozmaya başlamıştı ama haklıydı. Telefonumu aldım ve Kutay'a mesaj attım.


Siz: Kutay yardım et Kutayy

Siz: Asansörde kaldık hemen birini bul ve gel lütfen HEMEN !!!


Mesajlarım gönderildiğinde rahat bir nefes verdim. Tek tik olmadığına göre şu an dersi dinlemiyordu ve telefondaydı. Kısa süre sonra mesaj attı.


Kutayko: YA KIZIM SEN NEREDESİN SENİ ARIYORUZ KIRK SAATTİR 

Kutayko: NE ASANSÖRÜ NE DİYOSUN 

Kutayko: Geliyorum sakin ol ve bekle. 

Siz: AY NE BAĞRIYOSUN BE 

 Yağız'a döndüm o da kendi telefonundan birilerine haber vermeye çalışıyordu sanırım. "Kutay'a haber verdim geliyormuş. Çıkarız herhalde birazdan." Kafasını salladı. Telefonu tekrar cebine koyup beklemeye başladı. Bir kaç dakika sonra asansör tekrar çalışmaya başladı. Toparlanıp ayağı kalktım. Popomdaki tozları temizlerken Yağız elini uzattı. "Tanıştığıma memnun oldum, ve tekrar özür dilerim...Burnun için." Ben de elimi uzattım ve gülümsedim. "Şey ben de memnun oldum ve önemli değil." Bakışları gülümsememe kaydı ve boğazını temizledi. Elini çekmeden sordu. " F sınıfı eşit ağırlıktasın değil mi ?" Elim hâlâ elinin içindeydi. Ve Aman Allah'ım  eli sıcacıktı. "Evet, sen ?" Yüzüme bakıp gülümsüyordu ve o böyle yapınca benim de gülesim geliyordu."12-A' dayım bende, sayısal."  

Ellerimiz birbirinden ayrıldığında asansörün kapısı da açılmıştı. Kutay endişelendiği her halinden belli olan suratıyla beni kendine çekti ve hasar kontrolü yaptı. "Ne kadar korktuk haberin var mı ? Kızlar öldü meraktan. Neden daha önce haber vermedin ?" Asansörden çıkınca etrafa bakmaya başladım. Kendimi yıllar sonra hapishaneden çıkmış mahkum gibi hissediyordum. "Sakin ol şampiyon, iyiyim ben merak etme." Aval aval suratıma baktı. "Sen öyle dedin ya merak etmem ben şimdi." 

Kutay'ın arkasından gelen kızlara da sarıldıktan sonra olanların hepsini kızlara anlattım. Yağız'ı onlarla tanıştırmak için arkamı döndüğümde Yağız'ın çoktan gitmiş olduğunu gördüm. Tekrar önümü dönmemle telefonumun titremesi bir oldu.


0539***: Biliyor musun çok güzelsin. 

0539***: Güzele bakmak sevaptır derler.

0539***: Bugün hiç sevaba giremedim ya 

0539***: Nerelerdesin ?

(Görüldü) 

---------------------------------------------------------------------

BİTTİ.

Sarışın -Yarı Texting-Hikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin