trente

1K 87 49
                                    

+9053--------

kapiyi ac geri zekali

ne?

kimsin?

ilayda

NE

ne alaka

evimi nasıl buldun

annemin okuldaki bilgisayarindan

bu yaptığın suç farkında mısın

umrumda degil

ya disari cikarsin

ya da apartman kapisini tekmelerim

komsulariniza rezil olmak istemiyorsan

cik disari

bekle

görüldü

-

telefonumu hırkamın cebine atıp anahtarımı da alarak dışarı çıktım. apartman kapısının önünde öfkeden patlayacakmış gibi duran ilayda, ben kapıyı açar açmaz başını yerden kaldırıp bana baktı.

"okula neden gelmedin?"

gözlerini benimkilerden kaçırmadan konuşurken içindeki öfke sesinin tonuna da yansıyordu. sorusuna cevap vermeyi es geçerek kaldırıma indim. iki bina ötedeki çocuk parkına doğru yürümeye başladığımda onu yanımda göremesem de hemen peşimden geldiğini ayakkabısını yere sürterek yürümesinden anlamıştım.

parktaki boş banklardan birine oturup yanımdaki yerini almasını bekledim. sinirle soluyarak yanıma oturdu ve vücudunu tamamen bana döndürdü. yüzüme öfkeyle baktığını hissedebiliyordum ama bakışlarımı tam karşımdaki kaydırağa çıkmak için çabalayan küçük kıza dikmiştim. kızın çabasına istemsiz şekilde gülümserken konuşmaya başladım.

"dün köpek gibi çalıştıktan sonra kovuldum. yorgun olduğum için de sabah uyanamamışım. başka sorun var mı?"

"neden kovuldun?"

"sadece hafta sonları çalıştığım için gereksiz bir eleman olduğuma karar vermişler. benim yerime tam zamanlı bir çalışan alacaklarmış."

"beni çok korkutuyorsun geri zekalı." neredeyse bağırarak söylediği cümleden sonra kollarını aniden boynuma doladı. ne yapacağımı bilemez şekilde etrafıma bakınırken bir elim saçlarına gitti. vücudum bir ağaç kadar hareketsiz ve kaskatı durumdayken ilayda ne kadar sıkı sarabilirse o kadar sıkı sarmıştı kollarını bana.

"neden engelledin beni ada? neden beni hayatından çıkarmak istedin? kalbimi ne kadar kırdığın hakkında bir fikrin var mı?"

tüm sorularını havada asılı bırakırken takılı kaldığım şey çatlayan sesi ve boynuma düşen birkaç damlaydı. geri çekilip kızarmaya başlayan yüzünü avuçlarımın arasına aldım. gözlerini açmamakta ısrarcı gibi görünüyordu.

"hey, bana bak. aç gözlerini. ilayda!"

gözlerini yavaşça açarken birkaç damla daha düştü, bu sefer elimin üzerine.

"neden ağlıyorsun?"

"benimle bir daha konuşmayacaksın sandım. okula gidip seni bulamayınca çok korktum. annemin telefonunu çaldım resmen. sırf sana yazabilmek için. neden engelledin beni aptal?"

yeniden dolan gözlerini kapatırken hıçkırıklarına engel olamıyordu. ellerimi itip kendi elinin tersiyle gözlerini sildi. derin bir nefes aldıktan sonra yeniden bana odakladı bakışlarını.

"cevap ver."

"ya ne bileyim? uzatmazsın, hayatımdan çıkar gidersin sandım. sonuçta birkaç aydır konuştuğun biriyim. bak, zaten hayatımdaki her şey karmakarışık şu aralar. seni de bu karışıklığın içine çekemem. bile bile seni kendimle birlikte cehenneme sürükleyemem ilayda."

"ben gelmek istiyorsam?"

"ne?"

bir elimi avuçlarının arasına alarak heyecanla konuşmaya başladı.

"ben seninle cehenneme gelmek isterim ada. sadece cehenneme de değil. nereye gidersen, hayat seni nereye götürürse, ben de seninle birlikte gelmek isterim. ada, ben senden hoşlanıyorum. hatta belki biraz daha fazlası. lütfen beni hayatından çıkarma."

dürüst olmak gerekirse söylediği şeyleri anlamakta güçlük çekiyordum. ilayda benden hoşlanmaya başlamıştı, öyle mi?

"sen ciddi misin? çünkü eğer bu bir şakaysa sonu hiç iyi bitmez."

"ne şakası ya, aptal mısın? ağlıyorum burada."

cümlesi biter bitmez gözünden bir yaş daha düşünce içimde bir şeylerin kıpırdadığını hissettim. düşen yaşı silmek için elini yüzüne doğru götürürken ona engel oldum ve yüzümü ona yavaşça yaklaştırıp gözyaşının düştüğü yeri öptüm. huylanmış ya da utanmış olmalıydı ki geri çekilip yüzünü sakladı.

"ne, utandın mı cidden?"

"ne diye öpüyorsun birden? şaşırdım sadece, niye utanayım? bak bakayım utanıyor muyum?"

birden yüzüme yaklaşıp dudaklarını benimkilere bastırdı. yaşadığım şokla ne yapacağımı bilemezken aniden geri çekilince banktan düştüm. ilayda bir süre bana baktıktan sonra hiç çekinmeden kahkaha atmaya başladı.

"ne gülüyorsun ya? komik bir şey mi var?"

"yere düştün ada! daha komik ne olabilirdi?" karnını tutarak gülmeye devam edince sinirli şekilde bakmaya başladım.

"senin yüzünden oldu. öyle ortalık yerde öpülür mü? biri görüp anneme söylese hayatım kararır. çok aydınlıkmış gibi." son cümlemi söylerken sesim içime kaçsa da az önce kurduğum cümlelerden pişman olduğumu belli etmemek için bozuntuya vermedim.

"hani karışmayacaktı sana lise bitene kadar?"

"sen ona inandın mı? karışmayacağım dediği, istediğinle konuş ama beni el aleme rezil etme demekti. evimizin yakınlarında biriyle öpüştüğümü, hatta bu kişinin hemcinsim olduğunu duysa birinin bu olayı gerçekten görüp görmemesini sorgulamadan okur canıma."

"annen cidden hastalıklı biri." iğrenir bir tonda konuşurken banktan kalktı ve bana elini uzattı.

"hadi kalk. önce size gidiyoruz yanına ne lazımsa alıyorsun. sonra da bize geliyorsun. eğer benim de annemden, telefonunu çaldığım için, dayak yememi istemiyorsan birkaç gün misafirim olacaksın. evde yalnız kalmam önümüzdeki birkaç gün için tehlikeli olabilir. ayrıca itiraz kabul etmiyorum. gerekirse sürükleyerek götürürüm."

bir sonraki bölümü tamamen düzyazı olarak yazmayı planlıyorum

sizce uygun mudur?

umarım anneme benzemem. | girlxgirlHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin