Eşyalarını toplarken yatak odasının kapısında durmuş saatlerdir ona gitmemesi için yalvarıyordum. Gitmesini istemiyordum çünkü, yalnız kalmaktan korkuyordum. Hayatım boyunca hep yalnız kaldığım için gitmesini istemiyordum sadece. Başka hiçbir nedenim yoktu.
-"Sadece biraz ara vermeye ihtiyacım var." derken büyük nike markalı çantasına gelişigüzel giysilerini fırlatıyordu.
-"Bunun geçen gün barda tanıştığın kaltakla bir alakası var mı ?"
-"Hadi ama Başak, sana ortada birşey olmadığını söyledim."
Dedikleri karşısında gözlerimi devirmemek için zor tutmuştum ama genede başaramamıştım.
-"Bana bir çok şey söyledin Emre."
Sona kalan giysilerini de Nike çantasına attıktan sonra bana döndü.
-"Buna doğru ilerlediğimizi ikimizde biliyorduk. İlişkimiz bir süredir çalkantıdaydı ve nedenini kendinde çok iyi biliyorsun."-"Sana göre bir çalkantının ortasındayız çünkü var olmayan bir şeyin arayışı içindesin."
-"Üzgünüm ama artık bunu devam ettiremem."
Çantasını yere bırakırken onu oturma odası dediğimiz ufak alana kadar onu takip ettim. Pantolonunun cebinden bir kısım parayı masanın üstüne fırlatıktan sonra bana geri döndü. Emin olmadığım bir ifade vardı yüzünde.
-"Bununla birkaç ay idare edersin, kira ve diğer masrafların için yeterli olur."
-"Paranı istemiyorum. Sadece benimle kalmanı istiyorum. Lütfen bizden vazgeçme Emre."
Tam da şimdi dünyanın en zavallı insanı gibi davranıyordum. Şerefsiz sevgilime benimle kalması için yalvarıyordum resmen. Sadece yalnız kalmamak için. Ona aşık olduğum için değil.
Çantasını yerden kaldırıp omzuna yerleştirdikten sonra kendine iyi bak dercesine bakıp aynen öylece çekip gitti. Oturma odasının ortasında durup gözlerimden yaşlar akarken kapalı kapıya doğru sefilce baktım.
Emre ile üniversitenin ikinci yılından beri beraberdik. İkimizde Eskişehir Anadolu Üniversitesi'nde okurken Emre'nin üyesi olduğu bir öğrenci seminerinde tanışmıştık. Emre yakışıklı, bir seksen boylarında ve fazla yapılı olmayan biriydi. Pek göze hitap eden birşey olmasada tatlı biriydi.
Simsiyah saçlarını her zaman mükemmel bir şekilde tarardı ve koyu kahverengi gözleri bana dünyada en sevdiğim şey olan çikolatayı hatırlatırdı. Cazibesi ve romantikliği ilk zamanlarda nefesimi kesmişti.
Ben üniversitede sanat okurken, o ise sıkıcı bir bölüm olan muhasebe okuyordu. Mezun olduktan kısa süre sonra kuzeni büyük bir firmada ona sağlam bir iş ayarlamıştı. Emre tam zamanlı olarak muhasebecilik yaparken iyi para kazanıyordu. Bende böylelikle bir müzik şirketinde yarı zamanlı bir işte çalışırken, boş zamanlarımda resimlerimi tamamlıyordum.
Tek odalı bir ev tutmuştuk kendimize. Ama resmen mutluluk yuvası haline gelmişti, en azından ben öyle sanmıştım. Gözüm yaşlı bir şekilde uyuyana kadar ağladım.
Kapının vurulmasıyla yerimden sıçradığımda uyuyalı çok olmamıştı. Yerimde biraz geriye yaslanip kızarmış gözlerle odaya bakındım.
"-Başak orda mısın ?"
Tanıdık bir sesin kapıyı yumrukladığını duydum. Kanepeden kalkıp kendimi sürüyerek kapıyı açtım. Zeynep her zaman ona en çok ihtiyacım olduğu zamanlarda yanımda olurdu. Kollarını sıkıntısını belirtir şekilde havaya kaldırdı.
-"Sonunda Başak. Kapıyı kırmak zorunda kalacağımı düşünmeye başlamıştım."
Kollarını bana doladı ve sıkıca sarıldı. Onu içeri davet ettikten sonra büyük siyah çantasını masanın üzerine koydu.
Elindeki yemek poşetlerini görmemle birlikte yine caddedeki Çin lokantasını eve taşıdığını anlamıştım. Ben masada otururken oda dolaptan altlıklari çıkarmakla meşguldü.
-"Peki sen nereden ögrendin ?"
-"Emre beni arayıp herşeyi anlattı. Ve sana göz kulak olmamı istedi."
Kolumu gözümün önünden kaldırıp yüzüme bakmaya başladı. Kendini ne sanıyordu bu çocukta en iyi arkadaşımı iyi olup olmadığımı kontrol etmesi için gönderiyordu diye düşünürken öfkeyle içten içe kavuruluyordum.
-"Bazı konularda uzlaşamadığınız için ayrıldığınızı söyledi."
-"Neyiz bi evli mi ?" diye homurdanmaya çoktan başlamıştım.
Zeynep bana sempatik bir gülümseme gönderdi ve yemekleri hazırlamaya devam etti. Emre'yi ve beni nasıl terk ettiğini düşünmeden edemiyordum. Birkaç günden fazla birbirimizinden uzak kalmamıştık hiç. Bir kez daha yapayalnız kalmıştım. Neden ayrılmak istediğini biliyordum ve sırf bu yüzden onun suratına defalarca yumruk atabilirdim. Ona her türlü fırsatı vermiştim ama gözlerime bakarak doğru söylemeyi becerememişti piç herif. Korkağın tekiydi ve benim hayatımda benim arkama saklanan insanlara yer olmamıştı hiç bir zaman.-"Dinle Başak. Emre dallamanın teki ve hayatında 4 yılını onun için harcadığın için üzgünüm. Şu anda başka şeylerle uğraşmalısın. Resimlerini bitirip galeriye teslim etmen lazım ki insanlar Başak Yılmaz'ın kim olduğunu öğrensin. "
Hafifçe gülümsedim çünkü haklı olduğunu biliyordum. Eğer hissettiğim acının geçmesinin tek bir yolu varsa buda resimlerimden geçiyordu. Uzanıp kollarını bana doladı ve hafifçe sıktı.
-"Öncelikle her zaman yanındayım bunu aklından çıkarmamanı istiyorum."
Zeynep çıtı pıtı birşeyde olsa yüce gönüllü bir insan olmuştur her zaman. Uzun, düz siyah saçları ve parlak mavi gözlerini ortaya çıkaran düzgün uygulanmış makyajıyla her zaman görünümüne dikkat etmiştir. Onu hiç eşofman altı giyerke gördüğümü sanmıyorum. Ona göre stil, eteklerden ve ufam sevimli üst giysilerden oluşmaktaydı.
Zeynep'in etrafında erkek eksikliğide olmazdı. Her zaman onunla flört eden birini bulurdu ama her zaman kalbini vereceği bir erkek olmadığı için çoğu zmaan bana yakınırdı.
Pek iştahım yoktu ama Zeynep'in gönlünü yapmak zorunda olduğumu bilyordum yoksa beni asla yalnız bırakmazdı.
-"Akşam seninle kalmamı ister misin ?"
-"Yok sadece biraz yalnız kalmaya ihtiyacım var."
Kalkıp tuvalet ihtiyacımı görmek için tuvalete girdiğimde Zeynep ortalığı temizlemişti. Banada;
-"Biraz dinlen Başak ve bir ihtiyacın olursa mutlaka beni ara. Yarın seni ararım. Seni seviyorum." diyen bir notla baş başa bırakmıştı.
Notu beni gülümsetmisti. Zeynep sahip olduğum tek ailemdi. Annem ben 6 yaşındayken kanserden ölmüştü. Babamda18. Doğum günümden bir kaç gun öncesinde vefat etmişti. Ankara da yaşayan bir eniştem ve teyzem vardı. Ama babam öldükten sonra onlardan da haber alamamıştım. Her zaman Emre'nin ailesini kendi ailem gibi görmüştüm ama bu saatten sonra onları aramakta biraz saçma olur gibiydi.
Kapının kilitli olduğundan emin olduktan sonra ışıkları kapattım. Yatağıma kıvrılıp hayatın gerçeklerinden bu geceliğine de olsa kaçabilmek için yastığın altına kafamı gömdüm.
