Akşam eve gittiğimde muazzam bir sofra beni bekliyordu. Tam istediğim kıvamda yanma derecesine yakın kızartılmış tavuklar ve patatesler, mercimek çorbası, acı biber turşusu ve... Ve sarmalar. (sarma mı. Dedem sarma sarmayı bilmezki. Birde bu kadar güzel sarma. Var bu işte bir iş ama. Dur bakalım.)
Hafif bir tebessüm ve her zamanki ful enrjimle;
-Merhaba dedem. Nasılsın bakalım. Dedim.
- Hoşgeldin kızım. İyiyim çok şükür, sen nasılsın bakalım. ( nerdeyse her zaman yapar bunu.. Taklidimi yapınca çok komik durduğunu bile bile hem de )
Bende onun taklidini yaparak;
- hamd olsun dedem, iyiyiz çok şükür.. Diyerek oturdum dedemin sağındaki sandalye ye.
Dedemin yüzünde oluşan ufak bir tebessüm ün beni ne kadar mutlu ettiğinden bahsetmişmiydim size??
Sofradaki sarmalara garip bir şekilde baktıgımı görünce dedem, salonu saniyelik anlamlı bir sessizlik kaplamıştı..
Şakayla karışık bir ses tonuyla ;
-Hayırdır dedem, sarma sarmayı öğrenmişsin ?? İlk seferde nasıl becerdin bu kadar güzel sarmayı, formülünü versende bizde yapsak..
- Yok be kızım ne bilirim ben sarma sarmayı.. Hülya teyzen akşam için kendine sarmışta, belki kokmuştur diye bir tabakta senin için yolladı.
( senin için lafını küçük ken iyimser karşılardımda, şuan değil dedeciğim. Ve tabi hülya teyze(!) )
Hülya teyze bizim iki bina ötede oturan en az dedem kadar tonton ve şeker biri.. Yıllardır bize tabak tabak yemek getirir, ben olmadığım arada gelir ortalığı falan toparlar.. Özünde iyi kadındır. Ancak dedemle aralarında yılların sebep olduğu bir kaynaşmanın olmadığını söylersem yalan olur. Konu hülya teyze oldu mu çok takılırım dedeme. Tabi her zamanki gibi inkar edeceğini bilirim ama..
- Dedem ya, yıllardır hülya teyze bize kokmuştur diye tabak tabak yemekler yolluyor. Bana hiç koku gelmiyor oysa.. Hem onların evi iki bina ötede söyliyelim de zahmet etmesin.. Hem koku bize gelene kadar yan komşularına da gitmesi lazm değilmi...
Birden sözümü keserek ;
- Yok kızım olurmu hiç öyle şey. Kadıncağız seni düşünerek yemekler yapım getiriyor.. Getirme mi diyelim yani.. Yakışır mı hiç bize.
-Bu yemeklerin bana geldiğine eminmisin dedem ? Bana sorarsan..
Dedemin kızmış ve hafif utanmış bir şekilde kaşlarını çatmış bana bakıyor olduğunu görünce sözümün devamını getirmeye cesaret bulamamıştım açıkçası..
-şey yani dedem.. Tamam dedem ya birşey demedim.
Alttan alttan güldüğümü gördükçe çatıyordu kaşlarını.
- Bak sen şu küçük hanıma. Bulmuş güzelim sofrayı birde konuşuyor.
-Yok dedem olurmu..
-Hadi hadi başla bakalım. Kime Çektin bilmiyorum ki..
***
Dedem salonda televizyonda akşam haberlerini izliyordu. Ben ise odama geçmiş kitap okuyordum. Televizyon izlemeyi oldum olası sevmem çünkü. Heleki kitap okumak, müzik dinlemek ve tabiki internette yabancı sinemalar izlemek varken... Müzik dinleyerek uyumayı hele, hiçbir şeye değişmem. Bu konuda dedem'e güvenir im çünkü. Akşam uyumadan önce gelir kulaklığımı çıkartı üstümü örter düzenli olarak.
Henüz çok erken olmasına rağmen yorgun hissediyordum kendimi. Kitabımı bıraktım ve kulaklığımı taktım. Tam uyumak üzereyken telefonum çaldı.
Arayan yabancı bir numaraydı. Telefonu açıp alo dememle kopan çığlık korkmama sebep olmuştu.
-Aloo, aloooo!!!!
Telefonun Karşısındaki ses 'Asyaaaaa' diye bağırıyordu. Yatağımdan fırlayıp...
=> Bakalım ne olacak.. :-) devamını merak edenlerin yorumuna göre erken yayımlayacam.. Yorumlar lütfen
ŞİMDİ OKUDUĞUN
HAFIZA
Teen FictionAilesini kaybetmiş olmasına rağmen hayat dolu olan bir kızın hayatını ne mahvede bilir ? Hangi bilinmemesi gereken gerçek onun için bir son olabilir ? Ailesini kaybetmiş ve Dedesi ile yaşayan üniversite çağındaki bir genç kız , Asya.. şimdiye kada...
