20 gün sonra
" Jen, her şey tamam mı?"
Jennie elindeki koli bandını, içinde antika koleksiyonunun olduğu kolinin kapağına bantladı ve dişi ile bantı kopardı. "Evet bu sondu."
Elizbeth kendi önündeki koliyi kaldırabilmek için koliyi kolları arasına aldı ama arkadaşı hızlıca yanına gidip onu durdurdu. "Bunları Lisa taşıyacak. Kırılmamaları lazım."
Liz onu başıyla onayladı ve kapıda bekleyen taşımacıların yanına gitti.
Lisa'nın yeni sevgilisinin eşyaları çoktan eve yavaş yavaş girmeye başlamıştı ve Jennie burada daha fazla durmak istemiyordu. Zaten sık sık kendisi hakkında konuştuklarından emindi.
Önce birkaç tane yapılı Amerikan adam eve girdi ve "kırılabilir" yaazan koliler dışındakileri sırtlayarak çıkarmaya başladı. Ardından da Lisa'nın arabasının ışıkları gözüktü.
Günlerdir Lisa ile neredeyse ev arkadaşı değil gibiydiler. Jennie yemem hazırladığı zaman ona ayırıcaksa buzdolabına koyuyor ve gidip kendi yemeğini odasında yiyordu. Ortak kullanım alanı dedikleri salon sessizdi. Normalde Jennie, işten gelince bar sandalyesine oturup magazin programları izlerdi ve Lisa ile ünlüler hakkında dedikodu yaparlardı. İlk bir hafta evdeki ölüm sessizliğinden sonra, Lisa eve o kızı getirdi. Başlarda onun odasında takılıyordular, sonra Lisa Jennie'den salonda takılmak için izin istedi. Küçük kız buna sinirlenmişti, bu evi dekore ederken öyle heves ve özenle seçmişti ki her şeyi, hayır demesinin "kabalık" olacağı bir izin duymak sinirlerini bozmuştu. Ve o tek filmden bir hafta sonra da salonda öyle çok takılır oldular ki, eşyaların yerleri değişmeye ve dağınıklaşmaya başladı. Ortak banyoda diş fırçaları, ekstra havlukar derken Jennie yavaş yavaş kendi odası için de bir giyinme dolabı ya da oyun konsulu planı yapıldığını tahmin ederek alelacele bankadaki iş arkadaşı Elizabeth'in yanına taşınmak istediğini ona söyledi. Zaten şu an olmasa da birkaç ay içinde terfi alması bekleniyordu, tek yaşaması için o zaman daha rahat imkanı olucaktı. İstiyor muydu? Pek sayılmaz. Jennie evdeki o neşeyi, sesi ve her şeyi yaparken aslında başka birine de yapıyor olma olaylarını seviyordu. Hüzünlü yazarların bahsettiği "yanlızlık huzurdur" falan gibi tanımlar çok ona göre değildi.
Evdeki kendi eşyalarını - ki bu evin yarısı demekti - hiçbir cömertlik etmeden aldı. Hoşlandığı kız ve sevgilisine eşya bırakma gibi bir derdi yoktu. Yine de Lisa ile eşyalar konusunda konuşmadan anlaştıkları bir nokta vardı. Kesinlikle Jennie antika koleksiyonunu bir taşımacıya falan vermezdi. Elizabeth'in dikkatsiz ellerine de teslim etmezdi. Bu eve gelinirken nasıl özenle paketlendiyseler, şimdi de o şekilde paketlenerek gideceklerdi.
Yine de bir tanesi kırılırsa B planı vardı. Diğer fincanları da Lisa ve sevgilisinin kafasında kırmak.
Elizabeth'e anlattığına göre "çok değil, biraz sinirliyim" diyordu. Yine de Liz onun öfkeden köpürdüğünü gözlerinden anlamakta zorlanmamıştı tabiki.
Lisa içeri girdiğinde de, Jennie'nin gözlerine bir kerecik bakan nakliyeci bile hemen korkup gözlerini kaçırmıştı. Liz'in de bu öfkeyle çok başa çıkabildiği söylenemezdi.
Jennie'nin gözlerindeki kırgınlığın yansıması olan öfkeden korkmayan tek kişi Lisa'ydı.
Geldi, sakince Jennie'e gözleri ile ve ufak bir baş eğme hareketiyle seşam verip kolileri kucakladı.
Tok, soğuk, muhtemelen çıkarım yapılacak tek duygunun tiksinme olduğu o ses. "Dikkatli taşı, ben Liz'in arabasındayım. O arabayı takip edersin."
Lisa koliyi bırakmadan ve hatta küçük kıza bakmadan "Konuşabilir miyiz?" Dedi.
Jennie önce göz devirdi, sonra ayağındaki ince topukluları zeminde ses çıkararak arabaya yöneldi.
Lisa'nın işi bitip de direksiyon başına geçtiğinde, duygularını gizleme gereği duymadan konuştu. "Ne istiyorsun?"
Lisa ona kıyasla çok sakindi. "Arkadaş olalım istiyorum."
Jennie öfkeyle güldü. "Arkadaş mı?"
devam edecek...
Aktif eranın ilk bölümü💃💃💃
Küçük bebeklerim ben bu kitabı hemencicik bitirmeyi planlıyorum haberiniz olsun çok bağlanmayın
Tahmin ettiğim programda gidersek temmuz başı gibi bitmiş olucak
ŞİMDİ OKUDUĞUN
heaven || jenlisa
Fanfiction|| yarı texting || Lisa'nın ev arkadaşıyla ilişkisi garipti
