geçmiş

846 84 32
                                        


part 2 gelmeden biraz bu ikisini tanıyalım

...

Geçmiş part 1: Unutulan TV

"Offf"

"Amerika'da bir adam alkollü araba kullanırken kaza yaptı. İşte görüntüler."

Bir iç çekiş daha. "Offfff"

Koltukta kıpırdanıp kanalı değiştirdi. "Sahibinin tesadüfen yakaladığı komik kedinin videosu şimdi ekranlarda."

Bu küçük kızı birazcık güldürdü. "Şunun tipine bak!" Ama birkaç kedi videosundan sonra yine başa döndü. "Offfff"

Yine iç sıkıntısıyla kanal değişikliği.  "Beni nasıl aldatırsın!"

Lisa bıkkınlıkla yanında kıvrılmış habire oflayarak kumandayla oynayan kıza döndü. "Neyin var senin?"

Jennie bunu bekliyordu. Eve girdiğinden beri, Lisa sorsa da o aptal müşterinin yaptıklarını anlatıp beraber dedikodusunu yapsalar diye bekelemişti. 

Hemen kıvrıldığı kanepede doğruldu ve hevesle anlatmaya başladı. "Bugün bir müşteri çok sinirimi bozdu. Salağa anlatır gibi anlattım resmen, ama yok, anlamıyor Lili!"

Lisa güldü ve kumandayı kızın elinden alıp televizyonun sesini kıstı.  "Neyi anlamadı?"

Jennie gözlerini devirerek, arada kendi kendine espiri yaparak ve bazen de gereksiz bir sinirle anlatmaya koyuldu. Sonra birden konu müşteriden çıktı, onlar her zamanki gibi sohbet etmeye başladılar. 

Lisa küçük kızın şakaları arasında yorgunluğunu fark ediyordu. Banka pek de Jennie'ye göre değildi. Onu ilk gördüğünde böyle düşünmemişti, çünkü kızın şirinliği ve hoşsohbet olması müşterilerle anlaşmasını kolaylaştırıyordu ama onu tanıdıkça, gün boyunca gelip giden insanların onu ne kadar kolay yıprattığını anlamıştı. Herkese kusursuz bir özenle yaklaşıyor, neredeyse bütün işlerini hatasız yapıyordu, ama uzun zamandır yükselememişti ve Lisa kızın yorgunluğunu gördükçe bu duruma üzülüyordu. 

Onu neşelendirmek, sırf o içindeki küçük kız çocuğunu güldürmek adına klişe bir teklifle kızın lafını böldü. "Gel lunaparka gidelim."

Jennie güldü. Eğlence, saat kaç olursa olsun itiraz edebileceği bir şey değildi. "Olur!"

Lisa onun bu haline güldü. Nasıl da çabucak dikkati dağılmıştı. "Koş hazırlan."

Jennie hevesle odasına gidip muhtemelen on yaşından beri giydiği pijamalarını değiştirmeye koyuldu. 

Lisa o kalkar kalkmaz koltuktaki yerini kaptı ve başını koltuk başlığına yasladı. Derin bir iç çekti, o da bugün çok yorulmuştu. Normalde işten sonra bir yerlere çıkmayı sevmezdi, genel olarak akşam bir yerlere gitmeyi sevmezdi. Ama söz konusu küçük kız o kadar neşe saçıyordu ki, onunla mutsuz olmak çok da mümkün değildi. 

Jennie hemencicik giyinip, küçük sırt çantasını hazırlamıştı. Hevesle kapının önüne gitti ve ordan Lisa'ya seslendi. "Ben hazırım!"

Lisa zaten işten gelir gelmez kendini salona atmıştı. Çok da giyinmesine gerek yoktu. Kızın sesini duyar duymaz ayaklandı ve kapının önüne gidip ayakkabılarını giyindi. 

Güzel bir yaz akşamıydı. Jennie dışarı çıkar çıkmaz havanın nasıl güzel olduğundan bahsetmeye başlamıştı. "Hem sıcak, hem de soğuk esiyor..." Lisa'ya baktı. Daha güzel bir hava yok."

Lisa arabanın anahtarlarını ona attı. Küçük kız yakalayamadı ve mızmızlanarak yerden aldı. Arabaya bindiklerinde, Lisa ona kemerini takmasını söylerken, o hangi albümü çalsa diye elindeki CD'lere bakıyordu. 

Sonunda bir tane seçebildi. "Lana Del Rey dinleyelim."

Lisa arabayı çalıştırdı ve onu yine uyardı. "Kemerini tak."

Jennie albümden vazgeçti. Sonra seçtiği diğer albümden de vazgeçti ve ilk seçimine döndü. CD'yi takıp kemerini bağladı. 

Şarkı başlar başlamaz eşlik etti. 

"Boy, look at you, lookin' at me"

Lisa'nın saçlarını karıştırdı ve kıkırdayarak söylemeye devam etti. 

"I can't survive, If this is all that's real"

"All I wanna do is get high by the beach, Get high by the beach, get high"

Nakarata geldiğinde, camı açtı ve bağırarak sessiz mahallelerinde şarkıyı söyledi. 

"I know you don't understand"

Lisa gülerek onu arabaya çekti ve camını hafif aralık bırakıcak şekilde kapattı. 

Nemli rüzgar küçük kızın saçlarına ve yüzüne vuruyor, gözlerini kapatmasına sebep oluyordu. Jennie hafif rüzgarı umursamayıp devam etti şarkısını mırıldanmaya. Lisa da onun kapalı gözlerini fırsat bilerek aynasını ona çevirdi ve bütün yol küçük kızın güzel sesi ve yüzüyle çabucak geçip gitti. 

...

Bir sürü şey yaptılar. Dönme dolap, çarpışan arabalar, atlı karınca...

Jennie hız trenine de binmek istemişti ama sokak boyunca gördükleri her şeyi alıp yediklerinden Lisa midesinin kaldıramayacağından emindi. Çok eğlenceli bir geceydi ve kusmayla bitmesine gerek yoktu. 

Bütün, şakasız bütün sokak lezzetlerini almışlardı. Pamuk şekerin üstüne çubukta baharatlı patates, waffle, dondurma, kumpir...

Lisa sonunda pes ederek, gözlerinden yorgunluk akmasına rağmen hala gezmeye çalışan Jennie'yi yarın iş olduğu bahanesiyle arabaya bindirdi ve eve getirdi. 

Yolculuk gidiş kadar eğlenceli olmadı. Lisa için aynı huzurdaydı ama Jennie o kadar yorulmuştu ki koltuğa oturduktan iki dakika sonra uyuyakalmıştı. 

Lisa onu eve taşıdı ve zor da olsa anahtarını çıkarıp kapıyı açmayı başardı. 

İçeri girdiğinde, televizyonu öylece açık bıraktıklarını ve saçma sapan bir dizinin tekrarının oynadığını gördü. Bu dalgınlığına gülüp küçük kızı odasına götürdü. 

Onu yatağına yatırıp üzerini örttü ve yatağın yanında diz çöküp saçlarını yüzünden çekti. Hafifçe burnuna bir öpücük kondurdu ama o ufak kıpırdanmaya rağmen Jennie gözlerini araladı. Pek de aralayamadı, gözlerini yarım yamalak açabildi, fazlası için çok yorgundu. "Lili..."

Lisa güldü ve kızın hafifçe aralanmış gözlerini parmağının ucuyla küçük bir dokunuşla kapattı. Jennie de buna gülümsedi. mırıldandı. "Benimle uyusana."

Lisa önce duyar duymaz içinden evet dediği bu teklife nezaketten itiraz etti. "Rahat edemezsin."

Jennie onun yatağın üzerinde duran kolunu çekiştirdi. Lisa da tekrar itiraz etmeden ışığı kapatıp yanına yattı. 

Fark etmese de, o da çok yorulmuştu ve Jennie'nin çilek kokulu şampuanı onu hemencicik uyutmuştu. 

...

Aşşşşırı umbrella vibes

heaven || jenlisaHikayelerin yaşadığı yer. Şimdi keşfedin