2.9

208 21 20
                                        

MRB HERKESEE

Hadi birazda Seungmin'in ağzından dışarıdan işler nasl görünüo on bklm

















Hayata dair olan yaşam enerjimi her saniye daha da sömüren iki aptalın ortasında oturuyordum. Var oluşuyla ve aşırı akılcı fikirleriyle doksan yaşında gibi davranan Jeongin sinirlerimi yeteri kadar bozmuyormuşçasına şimdide bunalımdaki sessiz Jisung ile uğraşmak zorunda kalıyordum.

''Offf.'' Beni duymaları için gürültüyle oflayıp sırtımı spor salonunun rahatsız sandalyesine yasladım. İkisi de bana dönmedi kendi hayal alemlerindeydiler. Aklına en çok ihtiyaç duyduğum zamanda beynini kaybeden boş boş sahaya bakan Jeongin umursamayıp Jisung'a yanaştım. ''Jisung'' Koluna girerek başımı omzuna yasladım.

''Şuradaki çocuk harika değil mi ya kıçına baksana!'' Onu sallayıp kolunu çekiştirdim ama başını çevirmedi. Voleybol takımı maçları yaklaştığı için her ders tüm gün boyunca buradalardı. Aptal arkadaşımda smaç basmak için geri geri yürüyen Minho'yu gözleriyle takip etmekle meşguldü.

''Hı hı evet öyle.'' Ağzım şaşkınca aralandı başımı omzundan kaldırıp aşağıdan ona baktım. ''O tarafa bakmıyorsun bile!'' Ne söylediğimi şu an anlamış gibi sarsıldı. Sanki yanında olduğumun bile farkında değildi. ''Kafayı yiyeceğim!'' Bacaklarımı kendime çekip Jisung'dan uzaklaştım.

''Bekle dur! Bir daha sor ben ne dediğini duyamadım.'' Sonunda bana dönüp omuzlarımdan tuttu ama onu itip sırtımı Jeongin'e yasladım. ''Siktir git.'' Jisung ile tartışırken birden elini ağzıma kapatıp beni susturdu.

Gözüyle işaret ettiği yeri gösterdiğinde aralanmış dudaklarıyla hayranlıkla sahaya bakan Jeongin'i gördüm. ''Kime bakıyor bu?'' Jisung sessizce kulağıma doğru konuştu. ''Ne bileyim ben tek seferde sadece birinizle uğraşabiliyorum.''

Omzumu dürttü mesajını alıp düzeldikten sonra planı o başlattı. ''Seungmin şu çocuğu görüyor musun? İnanılmaz değil mi ya!'' Bizi duyması için sesini yükselttiğinde Jeongin konuşmadan başını salladı. Bizi görmüyor gibiydi.

''Evet haklısın! Off şuna bak nasıl da terlemiş biri terleyince bu kadar mı seksi olur.'' İkimizde Jeongin'e bakarak konuşmaya devam ederken o sahaya bakıyordu. Jisung üstüme doğru geldi iyice Jeongin'e yaklaştık. ''İnanılmaz çok- çok...''

Kendi kendine mırıldanarak söyledikleriyle şaşkınla birbirimize baktık. ''Çok ne!?'' Jisung kendini tutamayarak bağırınca kendine gelen Jeong'in telaşla bize döndü. ''Ne? Kim ne? Ne oldu!?'' Kucağına bıraktığı açık kitabı aceleci hareketleri yüzünden düştü.

''Asıl sana ne Jeongin! Kime böyle hayran hayran bakıyorsun sen?'' Jisung beni ezip sırtıma kendini bıraktığında Jeongin'in yakalarına yapıştı. ''Kimseye bakmıyorum ben! Kit-kitap okuyordum.'' Kendimi Jisung'dan kurtarıp yere düşen kitabı alıp hiçbir şey olmamış gibi okumaya çalışan Jeongin'e baktım.

''Hassiktir oradan! Kitabı açtığından beri aynı sayfayı okuyorsun! Anlat çabuk ne oluyor şu an da?'' Kitaba baktı dudaklarını açıp kapadı ama konuşmadı hazır cevap arkadaşımın ilk defa bocaladığına şahit oluyordum.

Söyleyip söylememek konusunda savaş veriyor gibiydi. Eğer Jeongin de bizden bir şeyler saklıyorsa bu arkadaşlıktan istifamı vermeme az kalmıştı. ''Hyunjin.'' dedi söylediği yabancı isimle Jisung ile birbirimize baktık. ''Ne? Kimi diyorsun sen şu anda?'' dedim.

Derin bir nefes alıp başıyla sahada bir yeri işaret etti. Neyse ki gösterdiği yerde iki elini beline yaslamış bir şekilde dikilen saçlarını toplamış tek bir çocuk vardı. ''Uzun dallama!'' Jisung'a döndük. ''Sen onu nereden tanıyorsun?'' diye Jeongin'e sordu. ''O kim?'' diye araya girdim. ''Minho'nun arkadaşı işte.''

Naber? (Minsung) ✔️Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin