3.1

191 22 14
                                        

Ayyyy askolarm bu bölüm biraz aşırı travma var baya yani o yüzdn uyaraym birazcık mental hazırlğınızı yapıp okuyn






''Hyung.'' Jeongin elindeki anahtarla kapılarının önünde durduğunda bana döndü. ''Gelmiyorsun şimdi değil mi eminsin yani- kesinlikle emin.'' Minho sıkıntıyla ofladı sonra omzumu tutarak beni kendine çekti. ''Sinirlerimi bozmaya başlıyorsun bebek ekmek. Sevgili Hyungunu yemeyeceğim sadece konuşacağız.''

''Orada kalacaksın yani?'' Minhoyu hiç duymamış gibi benimle konuşmaya devam etti. ''Jeonginnn sorun yok bebeğimm.'' Minhodan uzaklaşıp Jeongin'in yanaklarını sıktım. ''Hemen yan dairedesin bir şey olursa Hyungun hemen gelecek hmm tamam mı?''

Başını salladı kapıyı açıp içeri girdiğinde de kapatana kadar bizi izledi. ''Bu çocuk ne ara böyle oldu! Sanki seni kaçırıp öldüreceğim gibi davranıyor.'' O içeriye girdiğinde peşine takıldım. Ayakkabılarını çıkarıp ceketini yere attığında şaşkınca ona baktığımı fark etti.

''Annem evde değil rahat takılabilirsin.'' Beni arkada bıraktı koridorun ışığını yaktı ve dümdüz ilerledi. Bu eve adımımı attığım hiçbir anda kafam yerinde değildi. Yani kendimi ilk defa burada gibi hissediyor ve garip bir şekilde bir yabancının evinde olduğumu düşünerek strese giriyordum. Ne kadar başkalarının evinde kalmaya alışkın olsam da...

Düşe kalka ayakkabılarımı çıkarıp peşinden giderek üst kata çıktım sonra da içeri girdiğini gördüğüm odaya daldım. ''Kusura bakma!'' Kazağını çıkarıp yere atmış yarı çıplak bir halde dolabının önünde dikeliyordu. Sözlerime karşılık yüksek sesli bir kahkaha attı. ''Ne? Ne saçmalıyorsun sen sanki hiç görmemişsin gibi.''

Kendine gel Jisung çocuk haklı! Yine de ona bakmadım odanın içinde dolanıp ders kitapları ve notlarla kaplanmış çalışma masasına kitaplarla dolup taşmış dolabına baktım. ''Rahat mısın sen de bir şey giymek ister misin?''

''Rahat bir pijaman varsa alabilirim.'' Elimdeki kar küresini yerine bırakıp ona döndüm. Bana gri bir pijama takımı verdi sonra rahat olmamı söyleyip tuvalete gitti.

''Evet... rahat Jisung rahat.'' Montumu çıkarıp pencerenin önündeki koltuğa attım. Kemerimi çözüp pantolonumu ve kazağımı çıkardım. Önce pijamanın altını giyindim kumaşı o kadar rahat hissettirmişti ki elimi bacaklarımda gezdirmeden edemedim.

''Ne yapıyorsun sen?'' Boynuma gelen nefesle korkuyla geriye sıçradım. ''Ben- ben üstümü giyiniyorum işte!'' Sıcak elleri belimi bulunca kollarım boynuna tutundu. Parmaklarımla ensesini kavrayıp yavaşça saçlarına ilerledim. ''Sadece biraz sarılmak istiyorum.''

Başını omzuma gömdü ve kollarıyla tüm sırtımı sarıp beni kendiyle bir bütün haline getirdi. ''Eğer öpmeye başlarsam duramayacağıma eminim.'' Dudakları tenime değince titredim. ''Bugün konuşmamız gerekiyor seni sonra tadını çıkararak sevmek istiyorum.''

Sözleri boğazımı kuruttu susuzlukla yutkundum. Geriye çekildi ama ben üstümü de giyinirken benden uzaklaşmayıp belimi okşamaya devam etti. ''Eee aç mısın ya da içecek bir şey? Belki de film izleriz...''

Gece lambasını yaktı sonra gelişigüzel bir şekilde masasını toplamaya başladı. ''Ev çok sessiz olunca sinirim bozuluyor müzik açabilirim rahatsız olmazsan...'' Odadan çıkmak üzereyken omzundan tutarak onu durdurdum. ''Cesaretim gitmeden konuşmalıyız.''

Anlayışla gülümsedi iki elimi de tutup beni yatağına çekiştirdi yan bir şekilde yatağına oturduk. ''Duygusal destek?'' Arkaya uzanıp aldığı sevimli kedi yastığını elinden kaptım ve canını çıkarmak istercesine sarıldım. ''Yastığın yerinde olmadığım için şanslıyım.''

Naber? (Minsung) ✔️Bağımlısı olacağınız hikayeler. Şimdi keşfedin