AAAAAAAA SMUT BE SONUNDA BEĞĞ
HanJisung
Kapının önündeyim
Attığım mesajın ardından telefonu cebime atmadan önceden sesini açtım. Cevap verirse anlayabilmek için. Stresle ara sokağa sıkışmış renk cümbüşü gibi yanıp sönen oteli inceledim. Daha önce tek gecelik ilişkilerimi çoğunlukla karşı tarafın evinde geçirmiştim.
Yedi yirmi dört açık olduğunu pembe neon tabelasıyla bağıran bir aşk otelinin odasını tutmayı bırakın içine girmeye bile param yetmezdi.
"Zengin biri olduğun belliydi."
Kendi kendime gülüp başımı iki yana salladım.
Jeongin'in annesi oldukça iyi kazanıyordu. Sünepe babasından ayrıldıktan sonra da kadının özgürlüğünü engelleyen hiçbir şey kalmamıştı.
Yaşadıkları ev üçlü dairelerden oluşan geniş bir apartmandaydı. Yani her daire iki katlı ve oldukça ferahtı. Minho da orada yaşıyorsa durumunun iyi olması kaçınılmazdı.
Dar siyah kotumun ön cebine sıkıştırdığım telefon titredi.
Minho102-e
Lobiye adını söyle sana kartı verirler.
Sıkıntıyla nefesimi dışarı verdim. "Seksin beni telaşlandıran bir şey olmaması gerekiyordu." Kendi kendime mırıldandıktan sonra giriş merdivenlerini hızlıca çıktım.
İçerisi ağır bir parfüm kokusuyla beni karşılayınca burnumu sıktım. Kokulara karşı her zaman seçici olmuştum. Zaten yaklaşan anksiyetemle bulanmaya başlayan midem şimdi ağzıma kadar taşmıştı.
Görevli güler yüzüyle beni karşılayıp eğilince tenim yandı. Neden burada olduğunu biliyor. Beni yiyen sevgili düşmanım anksiyete sesim olarak nitelendirdiğim zihnimden başkası değildi.
Karşılık olarak tabii ki de biliyor sevişecegim dedim. Şu an dalgaya almak en iyisiydi.
"Merhaba efendim nasıl yardımcı-"
Lafını bölerek "Han Jisung." dedim.
İnsanların kabalığını göz ardı etmeye alışmış bir şekilde gülümseye devam edip başını sallamakla yetindi. Birkaç saniye bile geçmeden parlak kart terli avucumun içinde ben ise gelmem gereken kapının önündeyim.
"Yapabilirsin hadi be!" Kendime gaz verişimin ardından üzerimde bin tonluk bir çuvalmış gibi ağırlaşan deri montumu düzelttim.
"Sevişince hevesimi alırım sonra da biter."
Saati kontrol ettim. 01.03 İçeriden ses gelip gelmediğini dinledim ama çıt bile duyamadım. Sanırım beni sadece kandırsa ve oda bomboş olsa havalara uçabilirdim.
Kartı dijital siyah ekrana baş ağrıtan bir yavaşlıkla yaklaştırdım. Melodik ses kulaklarımı tırmaladı ama kulpu açacak cesareti buldum ve kapıyı çabucak arkamdan kapattım.
Oda bir aşk otelinden beklenildiği üzere kırmızının her farklı tonuna boyanmış, bir ortaçağ kontesinin yapmaya hazırlandığı kan banyosuna yakındı.
Burada olmadığı için rahatladım ama kral yatağın önündeki kanepeye özenle katlanmış kıyafetleri görünce telaşa kapıldım.
"Jisung?" İçeriden gelen sese yönelerek kapının sağında kalan karanlık koridora adımladım. Kanım damarlarımda safariye çıkmıştı kalbimde ona yetişmek için at koşturuyordu. Bu onun sesiydi buradaydı sadece duştaydı.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
Naber? (Minsung) ✔️
Fanfictionddangjeong: Jisung ciddi bir şekilde soracağım dalgaya alma 102-e 'deki Minhoya mı yazıyorsun? minmin: Saçmalama be ne alakamız var bizim onla Fashonjisng: Ben bilmemek siz ne dem...
