mal gibi duz yazi yaziyorum ama siz yine de yorum yapin tm. mi
jisung anlatım
ne kadar aptal olduğumu bir kez daha sorguluyordum şuan.
aslında asıl sorgulamam gereken şey ne zaman bu kadar aptal olduğum sanırım.
yine aynı yerde ve aynı saatte soğuktan titriyordum. aynı sokak lambası aydınlatıyordu yürüdüğüm sokağı. ayaklarım yine ona götürüyordu beni.
ama bu defa neden bu durumda olduğum konusunda mantıklı bir açıklama yapabiliyordum kendime. ve neden bunu yaptığım konusundaki fikirlerim bu defa kafamı duvara sürtme istediği getirmiyordu.
soğuk rüzgarın vücudumu titretmesine katlanmamın tek sebebi sonrasında yanımda olan beden yüzünden hissedeceğim sıcaklıktı.
10 dakikalık yürüyüşümün ardından istediğim yere ulaşmıştım. bir anda anlam yüklediğim o kapıya. minho'nun kapısına. bu defa hislerimden emin bir şekilde.
"kesin büyü." gözlerimi kısıp bahçe kapısına bakarken mırıldandım. ne kadar sessiz olmaya çalışsam bile bir şekilde sesim yüksek çıkıyordu. derin bir nefes aldım ve bir süre kapıyla bakıştım. sesli bir şekilde güldüm ve elimi cebime attım. ön ceplerimde telefonumu bulamayınca arka ceplerime yöneldim hızlıca. arka cebimde olan telefonu çıkarmamla duyduğum ses yüzünden yere düşürmem bir olmuştu.
"jisung!" minho başını omzuma doğru getirip kulağıma doğru bağırdığı anda düşmüştü telefonum. korkuyla kendimi duvara doğru attım. derin nefesler almaya çalışırken bir yerdeki telefonuma bir karşımda gülümseyerek duran minhoya baktım.
"çok korkakmışsın sen de ya!" minho alaycı bir gülüşle konuştuğunda kaşlarımı çattım. hala nefesimi düzene sokmaya çalışırken yaslandığım duvardan ayırdım sırtımı yavaşça. olduğumuz sokak çok dar olduğundan iki adımda minho'nun yanına vardım. "gülme." dedim ciddi olmasına uğraştığım ses tonumla.
minho ellerini kaldırdı teslim olurmuş gibi. birkaç adım geri gitti. bir adım attım ona doğru. yüz ifademi hala ciddi tutmaya çalışıyordum ama karşımda böyle güzel güldüğü için çok zor oluyordu. bir adım daha geri gitti ve sırtı duvara değdiğinde şaşkınca duvara baktı. tekrar bana döndüğünde güldü. "bu sokak ne kadar dar ya!" dedi yine alaycı bir şekilde. kafa salladım sadece. "sanırım yakalandım."
"yakalandın." hafifçe gülümsedim.
"uyuyacaktın hani?" dedim minhoya doğru bir adım daha atarak. "uyku tutmadı. çıkıp gezeyim dedim. bir baktım ki sen yine buradasın. inanır mısın çok şaşırdım. bak aynı böyleydi yüzüm." dedi havada olan eliyle yüzümü gösterirken.
"bilerek yapıyorsun değil mi?" bir adım daha attım. hafifçe gülümsemeye başladı. düşünür gibi yaptı bir süre. sonra yavaşça kafa salladı gülümsemesi genişlerken. ellerini tekrar kaldırdı teslim olur gibi. alaycı bir şekilde güldü.
son adımı attığımda tamamen yüzüne yaklaştım minho'nun. kafamı hafifçe sağa doğru eğdim ve gözlerimi kısıp minhoyu izledim. ellerimi minho'nun havada olan elleriyle birleştirdim.
işte tam olarak istediğim şeyi hissediyordum şuan. buraya gelirken soğuktan titreyen vücudum şimdi minho'nun nefesinin sıcaklığıyla titriyordu.
"bilerek yapıyorum ve çok çabuk kanıyorsun jisung." sessizce fısıldadı kulağıma doğru. havada duvara dayalı duran ellerimizi yavaşça aşağı indirdi.
"hep ben yapacağım sanırım." hızlıca söylemesiyle ellerini ellerimden ayırdı. aynı hızla ellerini boynumun arkasında birleştirip kendine çekti beni. dudaklarını dudaklarımla birleştirdiği anda sert hamlesi yüzünden ellerimi beline yerleştirdim hızlıca. alt dudağımı dudaklarının arasına aldığında kalbimin tam anlamıyla olduğu yerden çıkacağını düşündüm.
ŞİMDİ OKUDUĞUN
cope
Fanfictionaptal orospu: güller kırmızıdır menekseler mor en sevdigim madendir bor eger beni istiyorsan please open the door ... minsung, hyunmin
