16.11.2
Biraz sonra okuyacağınız kısım "Oktavya'nın Vârisleri" fantastik kitabının altı bölümlük karakter tanıtımının ilk bölümü. Ana karakterlerin doğumlarını okuyarak hayatlarına dair ayrıntıları yakalamılıyız. Keyfili okumalar dilerim.
09.01.1993
Gökten kül yağıyordu.
Henüz yeni yılın ilk ayının ilk günlerindeyken, zemheri ayazı yeni atlatılmışken bir kış gecesi, saat gece yarısı ikiydi.
Çığlıklar çığlıkları tazeliyor, bayatlamayan yaşların üzerine yenileri ekleniyordu. Her yer kan içindeyken bir zavallı kadın bacaklarında yalnızca ince bir pikeyle doğum yapıyordu. Lakin ne mümkün ki inatçı oğlu ona hiç yardımcı olmuyordu.Sıcak evlerinin içinde hemen pencere kenarında mesken tutmuş kadının suyu aniden gelmiş hiç beklemeden kanamaya ve çığlık çığlığa ağlamaya başlamıştı. Hastaneye götürülmek üzere hazırlanan kadın öyle ki yerinden kalkamaz halde olduğundan gerekli sağlık ekipleri gelmeden hareket dahi ettirilememişti. Yıllardır bu anı bekleyen, evlat hasreti ile yanıp tutuşan kadın çocuğuna zarar gelmesine müsade edemezdi. Bu yüzdendir ki oldukça zayıf düşmüş bu kadın, acısına dayanmaya çalışarak gökten yağan lapa lapa karı seyre dalıp gidiyordu. Kasılmaları onun için ölüm duygusu taşırken eşinin getirttiği ebeler terini siliyor, ellerini kadının etrafından ayırmadan onu sakinleştirmeye çalışıyorlardı. Yalnız kadının düşündüğü tek şey bu zamana kadar sağlıkla gelmiş evladının aynı şekilde sağ salim kucağına verilmesiydi. Gerekirse onu öldürsünlerdi de çocuğu yaşasaydı.
Dünyada işler oldukça ters gidiyordu. İnsanoğulları kavrayamadıkları şeyleri ellerine ve yüzlerine maskara ettikleri için yoksul kalıyorlardı. Varlık içinde olan bu aile ise sandıklarca altın da harcasalar şu anki duruma bir şey yapamıyorlardı.
Zemheri kışın ardındaki zamanlardan kalma bolca karlar yolları tıkamış ve gidiş gelişi oldukça zorlaştırmıştı. Dakikalar dakikaları götürürken kadının canhıraş çığlıkları etrafı daha bir kuşatır olmuş, eşinin yüreğine daha keskin bıçaklar saplanmasına neden olmuştu.
Tam o anlarda, herkes ümitsizliğe kapılmışken gözleri kamaştıran, oldukça parlak ve şatafatlı, kanatlı birkaç varlık ortaya çıktı. Bir anda yoktan var olan bu dört peri el ele tutuşmuş dans ederek uçuşuyor, aynı zamanda doğum yapan kadına doğru yaklaşıyorlardı. İnsanoğulları bu manzara karşısında dillerini yutmuş beklerken yüce Titaniçe Oktavya'nın melekleri kadının başında dönerken dua ediyor, büyüler fısıldıyor ve onlar döndükçe kadın daha güçlü çığlıklar atmaya başlıyordu.
Koca adam eşinin çığlıkları ile yeni uykusundan uyanmış gibi bir sıçrama ile koşar adım perilere yaklaşıp onları elleri ile def etmeye çalışsa da belirsiz bir güç tarafından sürekli savrularak atılıyor veya elleri engelleniyordu. Adam ve yanındaki ebeler korkuyla perilerden çekilse de onlara saldırdıkları için meleklerden biri öfkeyle büyüsünü sesli devam ettirerek minik eliyle etraflarına camdan bir duvar örmüştü. Artık odada bulunan hiçbir kimse onların dikkatlerini dağıtamıyor, işlerine engel olmuyordu.
Saniyeler geçti. Dualar tekrar eski sessizliğine kavuştuğunda kadının çığlıkları birer birer dindi ve sonunda yok oldu. Derin nefesler alıp veren kadın başını arkasına yaslayarak sessizce ağlamaya başladığı an onun sesi yerine daha tiz bir ses, bir ciyaklama duyuldu. Periler ellerini ayırıp çekildiklerinde camdan fanus yok olarak kadını gözler önüne serdi. Ebeler ve eşi bu yorgun kadına doğru yaklaşırken periler etrafa dualar okuyarak elleri ile simler saçıyordu. Oda dakikalar içinde farklı bir anbiyasa kavuşarak oldukça yıpranmış bir sağlıkocağı yatakhanesine dönüştüğünde kadın yine yatağının yanındaki camdan dışarıyı izliyordu.
Herkes olanı biteni çoktan unutmuşken kadın birkaç saniye öncesine kadar olan her şeyi fazlaca net hatırladığından sessizce eşine doğru döndü ve aklına gelen ilk ismi titizlikle fısıldadı.
"Ediz olsun," dedi. "Bugünki olanlar ve onlar gibi ulu, yüce, değerli olsun oğlum."
Bakışları tekrar dışarıya çevrildi. "Ediz olsun," diye tekrar etti. Ardından derin bir uykuya gözlerini kapadı.
Ediz Akça, peri meleklerinin yardımıyla bir gece yarısı ocağın dokuzunda dünyaya geldi ve burcunun öz be öz lanetini taşıyan bir erkek oluverdi.
Ve o zamandan sonra kimse bu geceye dair hiçbir şeyi olduğu gibi hatırlayamadı.
İkinci karakterde görüşmek üzere.
